Duygular aklın kışkırtıcısıdır

Duygular aklın kışkırtıcısıdır

16 Eylül 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Düşünmek duyguyla değil akılla hareket etmektir diyorsanız, duygu hakkında ve akılla ilgili olarak hiçbir şey bilmiyorsunuz demek istemesem de en azından bildiklerinizin yetersiz olduğunu söylemek benim boynumun borcudur. 

"Her koyun kendi bacağından asılır" sözüne, "insanlar koyun değildir" diye karşı çıksam da her boynun kendi borcu olduğunu ve insanın boyun borcunu ödemekle mükellef olduğunu da söylemeliyim. 

Duygu her şeyden önce gelmelidir insanda ve zaten gelmektedir. 

Bayanlar baylar, merak bir duygudur ve merak duygusunun yarattığı sonuçlardan biri de akıldır. 

Şüphe de bir duygudur, mutsuzluk da tıpkı huzursuzluk gibi ve tedirginlik de, öfke derseniz baldan tatlı bir durumudur duyguların ve tetikler şüphenin, merakın yarattığı durumları. 

Korkunun da bir duygu olduğunu zikretmek gerek. 

İnsanlaşma sürecinde bir gece maymun başını kaldırıp gökyüzüne baktı, korktu önce zifir karanlıktaki milyarlarca yıldız ışıltısından ve Ay’ın kocamanlığından, bu korku maymunun mamuttan korkusuna benzemiyordu, soyuttu; mamuttan korkmak somut. 

Soyut korku nedendi, geldi merak ve onunla birlikte şüphe, Güneş’ten, güneş ışığından, kudretinden şüphe ve maymunun insanlaşma sürecindeki en temel ilk adımdı bu belki de. 

Duyguların serencamı böyle başlar da aklın serencamı duygulardan çok sonra ve ille de duygulara bağlı ve bağımlı olarak başladı gelişti ve gelişiyor. 

"Nedir akıl" diye sorun kendi kendinize, vereceğiniz herhangi bir cevabı kazırsanız ulaşacağınız şey başta merak duygusu olmak üzere insana ait diğer duygulardır da. 

Duygudan arındırmak için insanlığı canını yiyor "Batı dünyası." 

Hazır akıllar satıyor bize ve "Sakın ha" diyor, "Sakın bizim aklımızdan şaşmayın, şüpheye düşmeyin, şüphe zaten duygudur ve çağımızda da duyguya yer ve gerek yoktur." 

"Alın bizim aklımızı, sorgusuz sualsiz kullanın gerisini de hiç merak etmeyin." Ne yazıktır ki, hem de zorla geri bıraktırılmış devletlerin siyasetçileri ve hükümetleri "Batılının" aklını kullanmaya teşne, o kadar teşne ki, tutun mimariden, sağlığa eğitime, ekonomiye tarıma kadar her alanında hayatın kendi ihtiyaçlarına bakmadan taklitçi maymunu oynuyor sorgusuz sualsiz ve memleketler, halklar kendi özünü, özgünlüğünü yitirip hizaya gel dediği yerde "batılının" otluyor . 

Ve yazık oluyor günlere yarınlara. 

Duygusal olmaya ihtiyacı var insanlığın.