'Düşünüyorum öyleyse bilinçliyim'

'Düşünüyorum öyleyse bilinçliyim'

12 Mayıs 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

“Bilinç taşta uyur, bitkilerde rüya görür, hayvanlarla uyanmaya başlar ve insanın içinde kendisinin farkına varır.” Mevlana 

“Bilinç gerçekliği” gibi bir perspektiften gerçekliği algılar ve hayatımızı bilinçli yaşayabiliriz. Yaşadığımız hayat bize diğer insanlara göre daha dramatik, daha hüzünlüymüş gibi gelir. Rene Descartes; vücudunu yokmuş gibi düşünebildiğini ama bilincinin yokmuş gibi düşünemediğini göstererek, “Düşünüyorum, öyleyse varım” demiştir.  

Bilim insanlarına göre bilinç adı verilen fenomen iki bileşenden, uyarılmasından ve farkındalıktan meydana gelir. Pozitivist olgular tarafından beynin bir işlevi olarak kabul edilen bilinç, tecrübe edinerek insanda reel olur ve kişiye özgüdür. Her şeyi sorgulamaya kendinden başlayan insan, bilincin sırlarını keşfeden, kendisinin varlık bilincinde olur. Bilinç zihnin akışı, içe bakış yoluyla algı ve deneyimlerimiz olarak tanımlayabileceğimiz ve beynin bilinçli süreçlerinin tamamını içeren bir yetenek süreç olarak tarif edilebilir. 

Bilinç olgusunu belirleyen en önemli unsurlar biyolojik, psikolojik, çevre, toplumsal şartlar, kişinin yaşam deneyimleri, duygular, düşünceler, toplumsal ve bireysel değerlerdir. Algı, duygu ve düşünce olarak zihnimizde her ne varsa, ister gerçek ister hayal olsun, onlarla ilgili farkındalık bilinci oluşturur. Bilinç, homojen bir şekilde toplumsal yaşam sürecinde oluşur, başkalaşır ve yeni görünümler ile tekrar yeni bir bilinç şeklini alır. Yaşadığımız dünyanın farkındalığına ne denli sahip olursak o kadar bilince sahibiz demektir. 

Bilinç kavramını anlam çerçevesinde yorumladığımızdan farklı disiplinler ve kuramsal yaklaşımlar bu kavrama farklı perspektifler, bilimsel görüşler, yaklaşımlarla karşımıza çıkar. Ruh bilimde bilinç, kişinin kendinin farkına varışı, zihinsel yönden sezisidir, algı ve bilgilerin aklı kullanmasıdır. Ruh bilim açıdan insan, kendi varlığını ancak bilinciyle aşabilir. Teistlere (tanrıcılar) göre bilinç ve insan, bilinç sahibi bir varlık olan Allah’ın sayesinde bilinç ve benlik oluşur. Materyalist anlayışa göre bilinç; insana ait olan düşünce, duygu, irade, karakter gibi gerçekliklerin insandaki yansımasıdır. Biyolojide, tıp alanında kullanılan bilinç kavramı, beynin ve merkezi sinir sistemi içinde bulunan diğer bölümlerin bir işlevi olarak anlatılabilir. Çeşitli uyaranların duyu organları tarafından algılanarak sinir sistemi tarafından beyne iletilmesi, elde edilen bilgilerin beyinde ayıklanıp işlendikten sonra "flashback" (dönüş) olarak geri bildirim verilmesi, bilinç olarak kabul edilir. Psikolojide ve psikiyatride kullanılan bilinç kavramı bireyin kendisi ile fiziksel uyaranların ruh hâline, bilincine, algıya verilen tepkidir. Sosyoloji açısından değerlendirilen bilinç kavramı ise, değişik insan grupları içinde yaşayan bireyin zihinsel durumu ile çevresi arasındaki iletişimini inceler. 

Benim anladığım kadarıyla bilinci bilinç yapan "farkındalık"tır. Doğadaki varlıklar kendilerinin ve çevrelerinde olan olayların farkında olabilirler ama bilinçli farkındalık sadece insanoğlu için geçerlidir. Kısmen bilgili olma, uyanık olma anlamındadır. İnsan çoğu zaman kendisinin, bedenin, duyularının ve düşüncelerinin farkında olduğu sürece bilinçli olur. Varlık ve bilinç insanda farkında olmanın, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak görülen yetenek, kişinin kendi içine dönüp, kendisini kendi düşüncesiyle kavraması durumunun etkileşime girmesinden ibarettir. Bu etkileşim farklı boyutlarda hem zihinsel hem de bilişsel meydana gelebilir. Zihin, sürekli olarak başta beyin olmak üzere tüm bedenle iletişimde olduğu gibi ve dış dünya ile etkileşim halindedir. 

Bir davranışa değer, önem kazandıran bilinçtir. Bu bilinci anlamlı kılan ise bilinçli niyetlerdir. Bilinçli olmayan davranışlar, amaçsız davranışlardır. Bilinçsiz, herhangi bir amaca yönelik olmayan davranışlar, insanı değersiz, diğer canlılardan farkı olmayan, basit bir kişi haline getirir. Davranışın değerini, nedenini, niyet ve bilinç düzeyi belirler. 

Bilinç; bir insan dâhil her şeyin içinde bulunduğu gerçeklik noktasıdır. Fakat insanda anlama, kavrama kabiliyeti, idrak etme becerisi, hep o an içindeki bilinç seviyesine bağlıdır. Bilinç, kişinin kendi varlığının ve dış dünyanın farkında olması ve tecrübe etmesi, hissetmesi, algılaması ve bilme yeteneğidir. Bilinçli bir varlıkta benlik duyusu ile birlikte kendi varlığının, iç âleminin ve dış dünyanın farkında olma hissi vardır. İnsanoğlunu hayatındaki zihinsel durumlar, nitelikler, işlemler ve acı tatlı arzular, akıl, düşünce, duygular ve bilinç dahil tecrübeler, istek, tutumlar, benlik kişiliğini oluşturur.