Doyumla doyumsuzluk arasındaki sarkaç

Doyumla doyumsuzluk arasındaki sarkaç

20 Ağustos 2022 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Tarihi dört bin yıl öncesine dayanan Vedik bilgi geleneğine göre, insan yaşamının uygulama sırasına göre birbirine bağlı ve birbirini izleyen dört büyük amacı vardır: 

1- Yaşam amacı doğrultusunda evrensel etik ilkeleri ve görevleri uygulamak (DHARMA) 

2- Zenginlik ve maddi avantaj arayışında ölçülülük (ARTHA) 

3- Duyusal tutkular, aşk, arzu ve tensel haz arayışında ölçülülük (KAMA)  

4- Yetenekleri başkalarının yararına olacak biçimde kullanmak (MOKSHA) 

Hindistan’ın kadim felsefe perspektifinden yaşam yolculuğuna dair aşağıda mini bir özet sunuyorum. İnsanın gebelikten ölüme kadar uzanan yaşam yolculuğu, duyusal arzuları açık ya da gizli biçimde doyurma çabalarının dışa vurum sürecidir. Yaşam, genetik arka planda kodlu bir dizi bireysel görevler üstlendiğimiz benzersiz bir yolculuktur.  

Bu yolculuk sırasında, kişinin gidiş yönünü ve varış yerlerini anlama arzu ve uğraşı içinde olması önemlidir. Önemlidir çünkü gitmeyi istemediğimiz yere değil istediğimiz yere gideriz. Ya da şöyle söyleyelim, zihnimizde neyi başarmayı canlandırmışsak yalnızca onu başarırız. Örneğin mutlu bir insan olmayı planlamamışsak, mutlu bir insan olarak yaşamayız. 

Yaşam yolculuğunu ayrıntılı planlamak gerekmeyebilir. Asıl büyük hedefi bilincimizde netleştirdiğimizde, yolculuk kendiliğinden planlanır ve sonuçta varış yerine ulaşırız. Yaşam yolculuğu için bir varış yeri planlamamışsak, başkalarınca yapılan planlar arasında sıkışıp kalırız. Yelkene vuran rüzgâra göre belirsiz bir yöne sürükleniriz. Bu durumda mutlu bir insan olarak yaşamak için ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğumuzu fark etmeden yaşamaya devam ederiz. 

Yaşam boyunca doğru ve gerçek olanı aramak ve ilişkilerde dürüst olmak bireye huzur, uyum ve mutluluk getirir. Yaşam amacımızı gözümüzde ne kadar netleştirirsek ve tutumumuz ne kadar olumlu olursa, gerçekleşme şansı da o denli yüksektir. Burada ana fikir, kadın ve erkek olarak yaşımızın gerektirdiği görevleri öğrenmek ve ölçülü bir şekilde yerine getirmektir.  

Mutluluk, huzur, sevgi ve başarı dolu bir yaşam sürmenin başlıca anahtar öz farkındalıktır. Başka bir deyişle, ben kimim ve bu yaşamdan ne bekliyorum sorularına net ve dürüst yanıtlar vererek ve içe yönelerek kendimizi tanımaya çalışmaktır. Öz farkındalık ve aydınlanma yolculuğuna doğru ilerlerken aile ve toplumun olası kısıtlama girişimlerine direnebilmeliyiz.  

Geçmişten gelen dostlukları gözden geçirmek ve bilgelikle sorgulamak yararlı olabilir. Para ve zenginlik tutkunları biz fark edemeden huzurumuzu sarsabilir çünkü zenginliği bu yaşamın tek amacı olarak gören kişiler, kaotik bir doyumsuzluk acısı içinde yaşarlar. Olumlu enerji duyumsamadığımız kişi ve şeyleri yaşantımızdan çıkarabilmeliyiz. İleride pişmanlık duygusu yaşayabileceğimiz erdemli olmayan ilişkiler ve işlerden de uzak durabilmeliyiz. 

Beş duyu aracılığıyla haz aramak tüm canlıların doğasında vardır ve dolayısıyla her insan eğlenme hakkına sahiptir. Hayattan elbette zevk alarak yaşamalıyız. Ancak haz arayışında ölçü kaçtığında ciddi bir sorun belirmekte: Duyusal hazlara tutkuyla bağlanmak bize yaşam amacımızı ve görevlerimizi unutturur ve yanılgılarla dolu bir hayal dünyasında yaşamamıza neden olur.  

Hazlar, zevkler, keyifler kalıcı değil yalnızca geçici hoşluk duygusu yaratır ve işte bu mutluluk değildir. Duyusal bir etkinlikten elde edilen hazzın mutluluk olduğunu sanmak, insanoğlunun önde gelen yanılgılarından biridir. Gerçek mutluluk dışarıda değil, içimizdedir ve şifresi sevgidir.  

Yaşam yolculuğu ne kadar uzun olursa olsun hiç fark etmez, beş duyunun haz arayışı asla doyurulamaz. Gerçekten de yaşam boyunca doyum ile doyumsuzluk arasında bir sarkaç gibi gider geliriz. Duyusal arzuların yabani atlar gibi hırçın olduğu ve bu nedenle dizginlenmeleri gerektiği, Vedanta öğretisinde sıklıkla vurgulanır.  

Duyuları doyurabileceğimize inanmamızın nedeni cehalettir. Cehaletin karanlığından kurtulmanın yolu girişte değindiğimiz dört büyük yaşam amacını yerine getirmek üzere içimize bakmaktır.