Dörtlü müzakere

Dörtlü müzakere

10 Haziran 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Koskoca ABD Başkanı’nın nasıl bir çözüm istediği önemlidir. Bu önem Kıbrıs Elenlerinden Hristaki’nin ve Kıbrıs Türklerinden Ahmet’in nasıl bir çözüm istediğinden daha önemli değildir. 

Demem odur ki, her yara kendine işler, hiçbir yaranın acısını başka herhangi biri, yaralının kendisi kadar hissedemez, çekemez. 

"Kıbrıs Sorunu" diye bildiğimiz sorun Kıbrıs Adası'nda yaşayan Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Elenleri arasındaki egemenlik sorunudur ve bu sorunu halklar çıkarmıştır. 

Tüzel kişilikler olan devletler ve onların daha üst düzeydeki tüzel kişilik örgütlenmeleri olan BM ve AB gerçek değil tüzel kişilik olmanın verdiği rahatlık ve sorumsuzlukla Kıbrıs Adası'nda egemenlik Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’nindir deyip sorunu kökten çözdüğünü var sayabilir. 

Ve fakat BM ve AB’nin çözüm diye kabul ettiği ve önerdiği Kıbrıs Cumhuriyeti devleti bizatihi sorunun hem kendisi ve hem de kaynağıdır. 

Tüzel kişiliklerin duyguları olmaz, onların çıkarları vardır ve bu çıkarların en önde geleni de tüzel kişiliğin hayatiyetinin devamıdır. Bu durum Kıbrıs Adası'nda çok trajik bir şekilde tezahür etmiştir. 

Tek bir Kıbrıs Eleni bile Kıbrıs Cumhuriyeti uğruna savaşmayı, öldürmeyi ölmeyi göze almazken ve neredeyse bütün Kıbrıs Elenleri kendi milli kimlikleri ve anavatanları olan Yunanistan’a bağlanmak için kendilerini ateşe atmayı, bu uğurda ölmeyi göze alırken ve aynı şekilde, hiçbir Kıbrıs Türkü Kıbrıs Cumhuriyeti uğruna direnmeyi, savaşmayı ölmeyi ve öldürmeyi göze almazken, bütün Kıbrıs Türkleri ay yıldızlı bayrak ve Yunan’a boyun eğmemek, hürriyete kavuşmak için yediden yetmişe top yekun direnmişken, 1955 ile 1974 yılları arasında sayıları neredeyse on bini bulan Türk ve Elen, Türk ve Elen bayrağı uğruna ölmüş, öldürmüşken, Klerides’in deyişi ile "uğruna savaşacak tek bir insan bile olmayan Kıbrıs Cumhuriyeti" Bay Biden ve ABD ile AB için Kıbrıs sorununun tek çözüm şekli olarak önerilebiliyor. 

Sorunun insanlardan kaynaklandığını ve Elenler ile Türkler olan bu insanların aynı devlet çatısı altında olamayacağını bir Amerikalı tüzel kişinin anlamasını beklemek abestir, Elenler Kıbrıs Adası'nın egemenliğini Türkler ile paylaşmak istemediklerinden ve Türkler de Elenlerin egemen olmasına boyun eğmediklerinden başlamış olan bir sorunu, yine aynı antibiyotik reçete ile çözmeyi ancak ve yalnız aklı ve duyguları olmayan tüzel kişilikler önerebilir, nitekim de öyle oluyor. 

Olsun varsın,  Bay Biden’a veya AB'ye çok güvenmenin ne sonuçlara yol açacağı konusunda hatta AKEL bile çok uyarmıştı Anatasiades’i, dinlemedi ve iki devlet önerisini alnının şakında buldu. 

Bay Biden ABD'nin yeni tüzel kişiliği olarak Anastasiades’in tam da arkasında duruyor olsa da, Kıbrıs Cumhuriyeti tüzel kişiliği 1964 yılında Makarios’un elleriyle boğulup tarihin çöp sepetini boylamıştır. 

Kıbrıs sorununu Türkler, Elenler ve anavatanları Türkiye ile Yunanistan çıkarmıştır ancak ve yalnız onlar çözebilir. 

Doğu Akdeniz’de karbon yatakları varsa, bu yataklar Doğu Akdeniz halklarınındır. Çok uluslu şirketler kendi devletlerinin ve AB, BM gibi çok ortaklı tüzel kişiliklerin yine tüzel ve sanal güçlerini, bunun yanında reel olan askeri güçlerini kullanarak söz hakkına ve dayatmacı hakemlik hakkına sahip olamaz oldurmamalıyız. 

BM ve AB'nin gözlemci olarak bile olsa karıştırılmayacağı dörtlü müzakere aklın yolu olacaktır ve sorun ancak böyle çözülebilir.