Donbas'ta sona doğru

Donbas'ta sona doğru

17 Ağustos 2022 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Deniz Yaşayan

А мне в Одессу надо позарез! 
И Львов открыт — но мне туда не надо! (*)

“NATO yol ayrımında” başlığı taşıyan bir önceki analizimde “Slovyansk ve Kramatorsk, Rus ordusu açısından Donetsk’te iki önemli hedeftir ve muhtemelen bu iki hedefe yaklaşıldığında şu an Luhansk’ın Severodonetsk ve Lisiçansk kentlerinde yaşanan durum yaşanacak, zafer bu iki kentin kontrol altına alınmasına bağlı olacaktır.” ifadelerini kullanmıştım. Donetsk bugün, kendisini egemen bir devletten NATO’nun ikinci sınıf bir vasalı durumuna düşüren Kiev rejiminin kontrol altında tuttuğu sınırların Rusya çıkarları lehine değiştirilmesi stratejisinin en önemli taktiksel parçasını oluşturuyor. Bu stratejinin bir parçası Donetsk’se eğer; öbür parçaları Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da belirttiği üzere Harkov, Zaporojye ve Herson’dur. Hatta henüz dillendirilmese de çok iyi biliyoruz ki, Mikolayiv ve Odessa’dır. 

Bu yazı boyunca, bu taktiksel parçalar arasında ön plana çıkan Donetsk ile Herson’u askeri-teknik detaylarıyla incelemeye çalışacağım.

“Zelenskiy Hattı” – Donetsk

Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin tümüyle kontrol altına alınmasının ardından ilan edilen “operasyonel ara” her ne kadar gerekli de olsa, bu kısa süre içerisinde Ruslara tökezleme yaşatan iki olay meydana geldi. Bunlardan ilki Herson karşı saldırısıydı. İkincisiyse ABD menşeli HIMARS ataklarıyla birlikte yürütülen -hatta denebilir ki HIMARS’ların askeri etkisini de aşan- bir “psikolojik üstünlük” yaratma girişimiydi. Herson karşı saldırısı iki gün içerisinde püskürtüldü ve rejim güçleri hiçbir kazanım elde edemeden geri çekilmek zorunda kaldı. Bilindiği kadarıyla rejimin envanterinde bulunan 16 adet HIMARS’ın yarısı ve daha da önemlisi yaratmaya çalıştığı psikolojik üstünlük girişimi böylece bir hafta içerisinde etkisiz kılındı. Basına yansıdığı kadarıyla ABD bu pahalı ekipmanlardan daha fazla “hibe” etmek istemiyor, çünkü bu kadar büyük bir yatırımın çok kısa bir sürede heba edildiğini düşünüyor. Bu arada kalan HIMARS’ların da muhtemelen birçok mühimmat deposunun yok edilmesinden ötürü istenildiği gibi kullanılamadığını söyleyebiliriz, aynısı kontrol merkezleri sürekli olarak vurulan ve bu sebeple uzun süredir ortalıkta görünmeyen TB2’ler için de geçerli.

Bu yaklaşık bir haftalık tökezlemeden sonra Donetsk harekat planını oluşturan Rusya, rejimin tüm profesyonel askerlerinin ve ırkçı-faşist paramiliterlerinin “Zelenskiy hattı” adı verilen Siversk-Soledar-Bahmut’a yığılması sebebiyle ilk olarak buraya değil, Donetsk’in tam karşısında bulunan Marinka-Krasnogorivka-Peski hattına yöneldi. Bu herkes için şaşırtıcı bir hamle oldu; çünkü burası, AB destekli 2014 Darbesi’nden bu yana çok iyi tahkim edilmiş onlarca siperle örülü, yer altı tünelleri ve önemli tepeleriyle cephe hakimiyetine olanak tanıyan, gerçekten zor bir alan. Burada ilk etapta N15 ile N20 karayolları arasının hedef alınacağını söyleyebiliriz.

Rus ordusu 46. Taaruz Taburu adı verilen birliklerin tutunmaya çalıştığı Marinka’yı günlerce, aralıksız bir şekilde bombaladıktan sonra kasabanın yarısına kadar ilerledi. Başlangıçta rejimin 580 askerinin olduğu bu kasabada şimdilerde 140 civarı askerin kaldığı tahmin ediliyor ki bu bir taburun boyutu düşünüldüğünde söz konusu askeri birliğin savaş kabiliyetini yitirmesi, belki birer bölük seviyesine düşmesi anlamına geliyor. Devam eden günlerde Mariupol’den geri çekilen 21. Motorize Piyade Taburu’nun konuşlu olduğu Peski’de ise -sosyal medya üzerinden görüntüleri çokça paylaşılan- termobarik roketatar saldırısının tüm şiddetine, kasabanın sokak sokak temizlenmesine ve ardından Rus tanklarının ilerlemesine de tanık olduk. Donetsk’te sonraki hedeflerin Marinka ile Peski’nin arasındaki Krasnahorivka ve Nevelske olacağını düşünüyorum. 

Rusya ağırdan alarak, mümkün olduğu kadar çok rejim birliğini her türlü havan, obüs, çoklu roketatar ve füze sistemleriyle imha ederek ve böylece kış sürecinde öbür taktiksel parçalarda başlatmayı planladığı geniş kapsamlı saldırılar için tecrübeli birliklerini sakınarak ilerliyor. Rejim ise bu zaman kazanmayı ve bu şekilde daha fazla maddi destek sağlamayı amaçlayan stratejisiyle şimdiden en iyi birliklerini, özellikle de sekiz yıl boyunca Donbas’a yönelik her türlü şiddet eyleminin içinde yer alan ırkçı-faşist paramiliterlerini birer birer kaybediyor. Karşılıklı olarak bu mevcut harekat tarzları korunduğu takdirde, Rusya’nın önlenemeyen ilerleyişi de sürecektir. 

Donetsk cephesinin biraz daha kuzeyine çıkarsak, Rusların kontrolündeki Horlivka’dan Bahmut’a kadar olan alanın çeşitli paramiliter güçler ve Kiev merkezli 72. Mekanize Piyade Tugayı tarafından korunduğunu, Bahmut’u geçip Lviv merkezli 1. Piyade Taburu’nun bulunduğu Soledar’a baktığımızda da Rus ordusunun kasabanın güneyinden ilerlemeye başladığını görüyoruz. Rus ordusu şimdi T1302 karayolunu kesmiş durumda ki bu onlara güneybatıdaki Bahmutske ve kuzeydoğudaki Yakovlivka’ya da erişme imkanı tanıyor, dolayısıyla Ruslar şimdi Soledar saldırısını bu üç yerleşimi hedef alarak yürütecektir. Soledar’ın güneybatısında yer alan Bahmutske rayonunda iyi eğitilmemiş gönüllü bir tabur olduğundan, buranın hızla düşmesi beklenebilir. Bu da eş zamanlı olarak, 58. Motorize Piyade Tugayı’nın bulunduğu Bahmut’un kuzeyinin kuşatılması anlamına geliyor ki bugün kontrol altına alınan Veşima, Bahmut'a doğudan da saldırmayı mümkün kılıyor. O halde diyebiliriz ki, Soledar’ın düşüşü ile Bahmut’un en azından yarısının kontrol altına alınması birbirine yakın zamanlarda, koordineli bir şekilde gerçekleşecektir.

Son olarak Donetsk cephesinin en üst çatışma alanına, Siversk’e bakalım.

Burada 115. Mekanize Piyade Tugayı ile çeşitli paramiliter taburların yer aldığını görüyoruz. Rusya’nın Siversk’e yönelik saldırı başlatmamasının en büyük sebebi ise bu taburların varlığı değil, kasabanın kuzeyinin yoğun ormanlarla çevrili olması. Rus ordusu ormanlara hakim durumda olsa da buradan Siversk’e ilerleyip var olan taktiksel üstünlüğünü riske atmak istemiyor. Daha doğru olanı yapıp, İvano Darivka’dan hareketle kasabayı güneyden kuşatmayı deniyor ki bunun için eş zamanlı olarak doğudan da yaklaşıyor. Bu alanda, 109. Dağ Piyade Taburu adı verilen birliğe karşı kayıpları minimize etmek adına karadan bir saldırı girişiminde bulunulmuyor, aksine sürekli top atışlarıyla bu söz konusu birlik her geçen gün yıpratılıyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, Soledar ile İvano Darivka arasında kalan alandaki rejim güçlerinin Mariupol’deki gibi bir süre tutunmaya çalışıp, ardından teslim olmasını ya da bir şekilde geri hatlara çekilmesini bekleyebiliriz. 

Kısacası, bir-iki hafta içerisinde Donetsk’in bu iki güçlendirilmiş hattının adım adım çatırdamasını izleyeceğiz.

II. Kırım Referandumu – Herson 

Bundan yaklaşık sekiz yıl önce, yüzde 83 katılım oranıyla gerçekleşen ve yüzde 97 lehte oyla Rusya’nın federatif bir cumhuriyeti olma yönünde demokratik ve meşru bir karar alan Kırım’ın kuzeyindeki Herson ve Zaporojye oblastlarında benzer bir “ilhak” referandumu hazırlığı var. Zaporojye’nın Energodar kasabasında bulunan Avrupa kıtasının en büyük nükleer enerji santralinin rejim güçlerince hedef alınmasının asıl sebebinin de bu “ilhak” referandumunun olası sonuçlarından duyulan korku olduğunu söylemek mümkün. Buradaki enerji hatlarının Rusya’ya bağlanması olasılığı ve çoğunluğu Rusça konuşan her iki oblast halklarının da sürekli tekrarlanan bir karşı saldırı yapacağı iddialarına aldırış etmeyip göç etmemesi belli ki bir öfkeye yol açıyor. 

Rusya, nükleer santralin hedef alınmasını RT ve Sputnik’in özverisiyle Batı kamuoyunun dikkatine kendi istediği şekilde sunmayı başardı. Tabii ki bunda, Kiev merkezli haber kuruluşlarının gerçek dışı paylaşımlarıyla tüm kredisini tüketmesinin de payı var. Rejimin amaçladığı muhtemelen bu santralin bir şekilde tarafsız statüye kavuşturulmasını sağlamaktı, ancak bunun kabul edilmesi mümkün gözükmüyor. Aksine, rejim güçleri tüm Doğu Avrupa için bir nükleer felaket riski taşıyan bu top atışlarını sürdürürse, Rusya’dan “mütekabiliyet” ilkesi gereği bugüne kadar konvansiyonel bir füze sistemi olarak kullanılagelen ama esasen bir taktik nükleer füze sistemi olan İskender’lerin bu amacına uygun şekilde kullanılabileceğine dair bir “ültimatom” gelebilir.

Tüm bu karşı saldırı söylentilerinin ve nükleer felaket senaryolarının ortasında Rusya, ISW’nin verilerine göre çoğu Çeçenistan ve Yakutistan gibi azınlık cumhuriyeti vatandaşlarından oluşan 45 BTG’sini bu oblastlara konuşlandırdı. Piyade, zırhlı muharebe aracı, tank, hava savunma ve çoklu roketatar sistemleri gibi çeşitli unsurları bir araya getiren bu özel taburların 30’u Herson’da, 15’i Zaporojye’de bulunuyor. Bu koşullar altında rejim güçlerinin bu oblastlarda herhangi bir ilerleme kaydetmesi mümkün değil, aynı şekilde Rusya’nın da Donetsk’teki saldırılara eş zamanlı olarak ne Zaporojye kentini alması ne de Mikolayiv’e yönelmesi gerçekçi.

Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarının sonbahar bitmeden tamamen kontrol altına alınmasının çok yüksek bir ihtimal olduğunu ve önemli bir sınır kasabası olan Udi’nin ele geçirilmesiyle Harkov cephesinde de şimdiden hareketliliğin başladığını düşünürsek; kış öncesi Harkov’un kuşatılacağını, eş zamanlı olarak da Zaporojye ve Mikolayiv’e büyük bir saldırı başlatılacağını tahmin edebiliriz.

(*) Benim mutlaka Odessa'ya gitmem lazım! 
Lviv yolu da açık ama ben oraya gitmek istemiyorum ki!

(Ünlü Sovyet şarkıcı Vladimir Vısotski'nin Moskova-Odessa şarkısından bir kesit)

Etiketler:  Deniz Yaşayan