Dolarda ne oluyor?

Dolarda ne oluyor?

23 Kasım 2021 Salı  |   Serbest Kürsü

İsmail Boy

Bugün 23 Kasım 2021, Türk ekonomisi enteresan gelişmeler yaşıyor: 1 dolar 12.00 TL'yi (hatta 13.49'u test etti), 1 euro13,50 TL'yi aştı. 1 Ocak 2021'de bir dolar 7,45 TL, 1 euro ise 9,07 TL idi; yani yılbaşından bu yana geçen 11 ayda döviz ortalama %60 değer kazandı.  

Enflasyonun reelde %50’lerde olduğu bir ülkede, mevduat faizlerini %15'lerde tutmaya kalkışırsanız paranın bankalara mevduat olarak gitmek yerine daha fazla getiri sağlayacak kaynaklara doğru yönelmesi kaçınılmazdır. Bu kaynaklar ya yatırım malları yani konut, araba gibi ürünler olabileceği gibi imkanlar ölçüsünde stoklanabilir ürünler de olabilir Ya da paranın saklaması kolay ve her an nakit olarak kullanılabilecek olan altın veya dövize yönelmesi mümkündür. 

Hükumetler halkın enflasyon karşısındaki eğilimlerini göz önünde bulundurarak, talebi kısacak tedbirler almağa çalışır, piyasadaki ürünlerin serbest pazar ekonomisinde fiyatını arz-talep eğrisi belirler. Ancak hükumetler genellikle Merkez Bankası aracılığı ile piyasadaki para dolaşımını ayarlayarak talebin kısılmasına veya artmasına yardımcı olurlar. 

Türkiye’de son bir aydaki görünüme bakılırsa hükümet yeni bir politika güderek Merkez Bankasına “piyasaya sakın müdahale etme” talimatını vermiş görünüyor. Belki de akıllarından geçen şey, dövizi tamamen serbest bırakıp, yükselebildiği kadar yükselmesine göz yummak, böylece hem ihracatta hem de turizmde artış, buna karşılık ithalatta da azalış sağlanacağı beklentisi vardır. İthalatın pahalılaşması ve zorlaşması belki ithal ürünlerinin iç piyasada üretimi için yeni yatırımların önünü açabileceği görüşü ile bu yatırımı yapacaklara kolaylık sağlamak amacı ile faizleri düşük tutmak..,  

Ucuz TL ile döviz girişleri artacak ama pahalı ithalatın önü kesilerek döviz çıkışı engellenecek böylece “cari açık” kapatılmış olacak,  

Peki bu politika ne kadar gerçekleşebilir ? 

İhracata bakalım; dövizdeki “kur artışı ihracatı artırır” söylemi şehir efsanesinden başka bir şey değildir. Aşağıda AKP iktidarının yıllar itibarı ile ihracat ve döviz kurları tablosu var  

Yıllar              Dolar  kuru     İhracat (milyon dolar)) 

2002                   1,64             36,059 

2003                   1,39             47,252 

2004                   1,33             63,167                           

2005                   1,34             73,476   

2006                   1,40             85,534 

2007                   1,16           107,200 

2008                   1,52           132,027 

2009                   1,49           102,142 

2010                   1,54           113,883 

2011                   1,89           134,906 

2012                   1,78           152,461 

2013                   2,13           151,802 

2014                   2,33           157,610 

2015                   2,92           143,838 

2016                   3,52           142,529 

2017                   3,77           156,992 

2018                   5,28           167,920 

2019                   5,94           171,464 

2020                   7,41           169,514     


Bu tablonun analizini ekonomistlere bırakalım ama görünen köy kılavuz istemez, kur artışı ile ihracat artışı arasında direkt bir ilişki olmadığı tablodan anlaşılmaktadır. 

Gelelim işin turizm ayağına... Turizm öyle bir sektördür ki, verimli çalıştırıldığında 70'den fazla sektör ile direkt bağ kurmak mümkündür, oysa Türkiye’nin tercih ettiği turizm politikasında “All inclusive Mass Turizm” yani her şey içinde toplu turizm ile gelen turist havaalanından direkt tesise geçmekte ve zamanının otelin aktiviteleri ile harcayıp, yöredeki esnafa bir katkısı dokunmamaktadır. Buna bir de turisti ürkütecek ve tipik Orta Doğu ülkesi anlayışı ile yabancıyı casus gibi görme zihniyetini ilave edersek, turizmden de beklenilen döviz katkısını bulamayabiliriz. 

İthalat konusuna gelince... İhracat içindeki %70’lere varan ithal girdileri bir kenara koyalım, ülkenin enerji ihtiyacını ne yapacağız? Enerjiye ve akaryakıta ödenen yüksek bedel maliyetlere yansımayacak mı? 

Etiketler:  Ekonomi İsmail Boy