Doğu'nun sağlık felsefesi

Doğu'nun sağlık felsefesi

10 Mayıs 2020 Pazar  |   Serbest Kürsü

Bronz çağında Anadolu'da ve İndus Vadisinde bir paralellik gözleniyor. M.Ö. 2.500'lerde Anadolu'da uygarlık geliştiren Hattilerin çağdaşı olan Dravidiler, Hindistan'da Ayurveda'nın temellerini atıyor. Ne Hattilerin ne de Dravidilerin soyu Hint-Avrupa'ya dayanıyor. 

Hayvan ve bitki evcilleştirme sürecinin Hatti ve Dravidi uygarlıklarında paralel işlediği, ardından tarıma dayalı klan ekonomisinden, barışçıl  köy ve kasaba topluluklarına geçildiği anlaşılıyor. Doğanın verdiklerini tüketmekle yetinen insanlar, üretici konumunda artı ürün elde ederek zenginleştiler. Ancak zenginlikleri her iki uygarlığında başına iş açtı, Hint-Avrupalıların işgaline uğradılar. 

Hint-Avrupa soyundan gelen Hititler M.Ö. 2.000'lerde Anadolu'da Hatti mirasını devraldı ve sürdürdü. Aynı şekilde Hint-Avrupa soyundan gelen Ariler de M.Ö. 2.000'lerde Hindistan'daki Dravidi mirasını devraldı ve sürdürdü.  

Hindistan'ın kadim uygarlık beşiği, günümüzde Pakistan sınırları içinde kalan İndus Vadisidir. İndus uygarlığının yazılı eserleri olan Veda yazmaları Ayurveda'nın orijinal kaynaklarıdır.  

Vedalar'da toplumsal barışın gerekliliğine ve bunun nasıl sağlanacağına yer verilir. Sosyal barışın sürdürülebilirliğinin bireylerin iç barışı ne kadar sağladığıyla bağlantılı olduğu vurgulanmaktadır. 

Günümüzde huzurlu olmakla sağlıklı olmak arasındaki ilişki karmaşık ve öngörülemez değildir. Ancak 3500 bin yıl önce, toplum sağlığı ile iç barış ve dinginlik arasında ilişki kurulduğunu görmek oldukça şaşırtıcı. 19. yüzyıl düşünürlerinden Swami Bhaskarananda bir yorumunda şöyle diyor:  

"Ne barışı bozanları cezalandırmak ne de ezilenlerin düşündüğü gibi, ezenleri yok etmek barış getirmez. Dışsal araçlar yordamıyla elde edilen barış geçicidir, yüzeyseldir. Oysa kalıcı barışa götüren yolculuk, dışarıda değil içeride başlar. İç barışın bilinçsel arayış yoluyla elde edilebileceğini anlayan kişi gerçeklere uyanır, aydınlanır. İçinde barışı bulan kişi, farkında olmasa da, kendi dengeli yaşamının örneğiyle barışın ışığını topluma yansıtır". 

Kanımca, bu yapıcı yaklaşımın 20. yüzyıldaki en etkili canlı sembolü Mahatma Gandi olmuştur. Gandi şöyle der: "Sevginin gücü, güç sevgisinden daha güçlü olduğunda dünya barışı tanıyacaktır." 

Antik Hint coğrafyasının geleneksel tıbbı Ayurveda, tarihte bilinen en eski yazılı sağlık bilgisidir. Binlerce yıldan bu yana test edilerek günümüze ulaşmış muazzam bir bilgi birikimi içerir. Dünyanın bir çok ülkesinde bu bilgiler modern bilim ışığında gözden geçirilmekte, yeniden yorumlanmakta.  

Tüm bunlarla birlikte Ayurveda'nın gücünü yüceltmekten kaçınmalı. Antik çağın tıp bilgileri ile modern çağın hastalıklarını iyileştiremezsiniz. Ayurveda, tedaviden çok hastalanmama üzerinde duran bir sağlıklı yaşam felsefesidir ve önleyici öneriler bütünüdür.  

Ayurveda'yı herkes kendine yetecek kadar öğrenebilir. Prof. Dr. David Frawley'nin kitaplarını kesinlikle öneririm. Ancak çeviri bilgilerle Ayurveda'yı ticaret nesnesine dönüştürmeye çalışan, sosyal medya şarlatanlarından uzak durmakta yarar var. 

Ayurveda öğretisine göre, bireysel iç barış genel sağlığın en güçlü taşıyıcı kolonlarından biridir. İç barış, bireyin kendi özgün dengelerinin sağlanması ve belli disiplinler içinde işler tutulmasıyla elde edilir. Denge yerindeyse. iç barış ve sağlık da yerindedir. 

Ayurveda, insanı bir bütün olarak ele alan gerçek bir beden, bilinç ve akıl paradigma modelidir. Fiziksel beden, bilinç, akıl birlikte üçlü bir çark düzeneği gibi çalışır. Fiziksel yapıda bir hasar oluşması durumunda, bunun bilinç ve akıl mekanizmaları üzerinde etki yaratma potansiyeli olacağı değerlendirilir.  

Ayurveda'da "Büyük Triloji" olarak bilinen üç klasik kaynak yapıt şunlardır: "Sushruta Samhita", "Charaka Samhita" ve "Astanga Hridaya". Bazıları milattan önce yazılmış olan eserler, Ayurveda öğretisinin ana metinleri olarak kabul edilir.  

Hastalıklar, bir yerden bir yere giderken yaşanan yol birer kazası gibidir. Trafik kurallarına uyulması durumunda kazaların az görülmesi gibi, doğanın öngördüğü kurallara bağlı kalarak yaşanması durumunda da hastalıklar az görülür.  

Sağlıklı olmak demek, yalnız organizmada hastalık bulunmaması değildir. Aynı zamanda kinetik, metabolik ve potansiyel enerjilerin yapısal ve işlevsel uyum içinde bütünleşik olma durumudur.  

Kişi, doğanın döngüleri ve çevresi ile uyum içinde yaşarsa, sindirim, emilim, özüştürüm, boşaltım düzenekleri düzgün çalışır, mide ısısı ve asit niteliği dengelenir. Bu koşullar altında bedenin içsel katmaları senkronize çalışır ve sağlık dengededir denebilir.  
Birlikte tüketilen besinler, türel nitelik açısından kendi aralarında uyumlu ve sürtüşmesiz yiyeceklerden seçilmelidir. Böylece sindirim kanalı temiz kalır, organizma ancak o zaman gerek duyduğu  enerjiye (Prana) ulaşabilir, amaçlanan işleri yerine getirebilir. 

Fizyo-biyolojik süreçlerde optimum sağlık dengesine ulaşmak için, şiddet içermeyen yiyeceklere yönelmek önerilir. GDO'lu tohumlar, kimyasal gübre, tarım ilaçları ya da büyümeyi düzenleyici hormon kullanmak da bir tür şiddettir.  

Bilişsel süreçlerde optimum sağlık dengesine ulaşmak için ise, yalan ve şiddet içermeyen veri ve bilgiye yönelmek önerilir. Bir kez bile bilerek isteyerek yalan söylediyseniz, şiddet uygulamış sayılırsınız. 

Ayurveda klasiklerinde kişiyi dengeli sağlığa kavuşturacak tüm maddi ve manevi kaynaklar için, kişinin önce kendi içine bakması önerilir. Her birey, makrokosmos olan evrenin, minyatür bir mikrokosmos formudur. Evrenin ve insanın maddi yapısı aynı beş temel elementten ve bunların 3 temel bileşiminden oluşur.   

İnsanın evrenle ilişkisinde bütünsellik, eşgüdüm ve uyum içinde yaşaması, içsel dengeyi kurmasına yardımcı olur. Ancak neden - sonuç bağlamında nefret, sürtüşme ve şiddetten kopamadığı sürece, iç barış ve dolayısıyla sağlıkla ilgili farkındalık eksikliği sürecektir. 

Ayurveda her şeyi denge ve dengesizlik açısından tanımlar. Hastalanmamaya yönelik önerilerin tümü aslında dengesizlikleri ortadan kaldırmaya yöneliktir. Yaşamsal görevleri yerine getirmek için gerek duyulan enerjiye (Prana) çeşitli nedenlerden dolayı ulaşamamak, iç dengelerin, dolayısıyla dinginliğin bozulmasına yol açar. 

Bunun sonucunda, kalıtsal nedenler bir yana, yıkım oluşan dokuların yapısında ve işlevlerinde akut, kronik ya da ilerleyici bozulmalar baş gösterir.  

Bir sağlık öğretisi olmasına karşın, felsefenin etkisi Ayurveda üzerinde belirgin biçimde görülür. Felsefe yanısıra mantık, diyalektik ve psikoloji gibi önemli konular kapsamlı biçimde ele alınır. Kendi adının da gösterdiği gibi, Ayurveda çeşitli yönleriyle bir yaşam bilimidir (Ayur: Yaşam, Veda: Bilgi).  

Ayurveda felsefesinde, insanın bedensel varlığı yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda enerji, bilinç ve akıl katmanlarından oluşan bir yapıdır. Var olan tüm nesnelerin evrensel arı bilinç denen büyük bütünün parçacıkları olduğunun altı çizilir. Kişi öz-benliği ile ilgili farkındalık geliştirdiği sürece, daha sağlıklı bir birey olarak yaşamını sürdürme şansını elde etmiş olur.

Halil Ocaklı

İlgili diğer yazılar:

http://medyagunlugu.com/haber/ayurveda-ve-korona-47000

http://medyagunlugu.com/haber/ayurveda-ve-doku-sagligi-47049