Doğruluk ve tutarlılık

Doğruluk ve tutarlılık

6 Aralık 2020 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Kendimiz dışında, diğer insanlarla, canlılarla ve doğayla sürekli etkileşim içerisindeyiz.  

Yogada kendimiz dışımızda, çevremize karşı takındığımız tutuma “Yama” denir.  

Yoganın sekiz bileşeninden biri olan, topluma ve dünyaya olan yaklaşımımızla ile ilgili disiplin kurallarını içeren “Yama”lardan ikincisi ise dürüstlük, doğruluk “Satya” ilkesidir.   

“Vedalar” ve “Sutralar”da “Satya” kişinin düşünce, konuşma ve eylem gerçekliği ile tutarlı ve doğru olması anlamına gelir. Manevi öz, karakter anlamına da gelir ve önemli bir erdem olarak kabul edilir.  

Ancak çevremize karşı takındığımız tutumun bile kendi yaşam pratiğimiz olduğunu da unutmamamız gerekir. Doğruluk kendimizden başlar ve en temel doğruluk uygulaması günlük hayatımızdaki uygulamalardır. Konuşma, yazma, jest ve eylem yoluyla doğru iletişim uygulamalarıdır. 

Ne gördüğümüz, ne hissettiğimiz ve ne düşündüğümüz hakkında açık olabilmek çok basit gibi gözükse de, uygulamak çoğumuz için zordur. 

Kendimize ve çevremize yalan söylemeden bir günümüz geçiyor mu?  

Çok sevdiğimiz bir arkadaşımız, yeni saç rengi ile çok mutluyken, heyecanla saçının rengini nasıl bulduğumuzu sorduğu zaman, onu incitmemek için “beyaz yalan”a başvurmak, doğruluk ilkesi ile hareket etmediğimiz anlamına gelir mi? 

Bir insana her zaman doğruyu söylemek, o insanı gereksiz yere yargılamaya veya yaralamaya dönüşebileceğinden, söylem veya davranışımızın arkasındaki temiz niyeti güçlü bir harita olarak benimsemeliyiz.  

“Satya” doğruyu söylemek anlamına gelir ama aynı zamanda bir gözlem dilidir. Bir önceki yazıda bulabileceğiniz “Ahimsa” şiddetsizlik ilkesi ile birlikte işlemektedir. 

Doğruyu söylerken neyi nasıl söyleyeceğimizi ve bunun nasıl bir etki yaratabileceğini önce tartmalıyız. “Satya” kişinin “ Ahimsa” ya uygun davranma çabasıyla çatışmamalıdır. 

Arkadaşımıza saçını hiç beğenmediğimizi “dürüstçe” söylemek yerine, diğer rengi ona daha çok yakıştırdığımızı ifade edebiliriz. 

“Satya” ilkesinin, özsel-içsel dürtü ile pratik edilmesi tavsiye edilir. 

Bir parkta oturuyorsunuz, ortam kalabalık ve bir kişi yere parasını düşürdü. Kalkıp o parayı düşüren kişiye verirseniz şüphesiz ki doğruluk ilkesi ile hareket etmiş olursunuz. 

Aynı parkta oturuyorsunuz ve etrafta sizden başka kimse yok ve bir kişi yere parasını düşürdü, kalkıp o parayı düşüren kişiye verirseniz bu özsel-içsel dürtü ile yapılmış doğruluktur. 

Gözlenmeye ihtiyacınız yoktur, özünüzde gözeten olansınızdır. 

Hayatımızda güçlük çektiğimiz bir durum varsa sebebi “Satya” ilkesinden uzak davranılması olabilir. Ne kadar doğruysak, dürüstsek o kadar yükümüz hafiftir. 

Yogada her ilke, dışsal ilişkilerden, çok yoğun ve saf bir içsel bakışa ve içten-özden tekrar dışsal ilişkilere yönelen bir akış yaratır.  “Satya”yı nitelik olarak birbirimize nasıl sergilediğimize dikkat edebilmemiz için, her birimizin zihnimizdeki engellerin nasıl işlediğini gözlemlememiz gerekir. 

Büyük Hint destanı “Mahabharata”dan bir paragrafla bitirelim: 

“Güzel olan doğruyu konuş. Hoş olmayan doğruları söyleme. Yalanlar kulağa hoş gelse de yalan söyleme. Bu sonsuz yasadır, “Dharma”dır. 

Namaste...