'Diyet' isteyen taraftar

'Diyet' isteyen taraftar

26 Ekim 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

Ben bir Fenerbahçe taraftarıyım, üstelik sempatizan bir taraftarın ötesinde katılımcıyım yani Fenerbahçe benim yaşamımı etkiliyor. Bunun anlamı şu: Taraftarlık gibi özünde "duygusallık" içeren bir kavramın parçası iken "tarafsız" olmak zor, o yüzden bu yazı objektif olma iddiasından çok benim açımdan bakıldığında olayların nasıl göründüğünü anlatıyor. Sosyolojik bir araştırma veya detaylı bir çalışma elbette içermiyor. 

Soru şu: 3 Temmuz'da büyük bir fedakarlık gösteren, herhangi bir beklentisi olmadan kulübünü destekleyen fedakâr taraftar bundan 10 yıl sonra ne oldu da bir anda Fenerbahçe'den sadece başarı talep eder, gündelik ruh hali değişen, tüketen, nefret yüklü bir hâle geldi?

Bana göre daha önce Galatasaray'ın yaşadığı varoşlaşmayı şu anda Fenerbahçe yaşıyor. Galatasaray'da bu gelişmeyi UEFA Kupası tetiklemişti, Fenerbahçe'de ise 3 Temmuz ve Fetö direnişi destekledi. 

Öyle veya böyle, 3 Temmuz ve sonradan Fetö suç örgütünün müthiş bir yenilgiye uğraması toplumun zihninde çok güçlü ve her şartta kazanan bir kulüp imajını pekiştirdi ve Fenerbahçe kitlesel olarak taraftar kazanmaya başladı. Ancak bu göründüğü kadar iyi bir şey değil çünkü kuşaklar arası bir aktarım yerine sadece kendini güçlü hissedebileceği bir gruba ait olma isteği ile taraftar olmak aynı sonucu doğurmuyor. Birinci gruptakilerin bağlılığı üst düzeyde iken ikinci gruptakilerin organizasyondan onu koruması ve güçlü hissettirmesi gibi talepleri oluyor. Bu duyguyla taraftar olunca da bu duygun tatmin edilmediğinde müthiş saldırgan ve nefret dolu oluyorsun çünkü o takımın taraftarlığından beklediğin şey en azından futbolda onun sana "kazandıran" olma keyfini yaşatması. Öyle olmayınca yaşamın ezikliği de hatırlanıyor ve sonuçlar ortada. 

Yani genelde futbol taraftarı ama özelde de Fenerbahçe taraftarı artık eskisi gibi değil, değişti. Artık bağlılık karşılıksız değil, taraftar olmanın karşılığı isteniyor, o karşılık da yaşamda bulamadığı "kazanma" duygusunun Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş tarafından verilmesi. Statlar artık birer spor ortamı değil de daha çok topluca uyuşulan ve başarının veya başarıya ulaşmak için mücadele esnasında yükselen adrenalinin tekrar tekrar alınmasını sağlayan uyuşturucu mekânları haline geldi. 

Diğerlerini bilmiyorum ama bu bana göre değil, sanırım bizim kuşağın futbol konusundaki duygularını yeniden gözden geçirmesi gerekecek. Giderek artan bir şekilde kendimi futbolun dışında hissediyorum çünkü artık benim beklentilerimi karşılayan çok az şey var, dayanışma ve paylaşmanın yerini Makyavelist bir kazanma duygusu ve saldırganlık alıyor. 

Sanırım her şeye rağmen basketbol bana artık daha sempatik geliyor, sahada daha fazla saygı, tribünde daha daha fazla sevgi içeriyor. Belki de ben "Ataşehir tayfa" denen azınlığa dahil olmuşumdur, bilmiyorum. 

Gerçi böyle bir ortamda basketbolun da kısa sürede kirlenmesi kaçınılmaz, son dönemlerde ürettiği Makyavelist ve nefret dolu koç örnekleri basketbolun da çok direnemeyeceğini gösteriyor. 

Bilmiyorum, belki artık bizim için futbol geride kalmış güzel bir anıdan ibarettir...

Etiketler:  Futbol