Dış politikada değişim

Dış politikada değişim

29 Ocak 2021 Cuma  |   Günlük

RSFM'de gazeteci Ceyda Karan, Ankara'nın Doğu Akdeniz'den Suriye'ye, Yunanistan'dan Ermenistan ve Kafkasya'ya uzanan dosyalar üzerinden Avrupa Birliği (AB) ve ABD karşısında takındığı yeni tutumu ve olası sonuçlarını Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer ile konuştu:

Türkiye'nin 2020'de pek çok cephede yürüttüğü sert diplomasi, AB'nin yaptırım tehditleri ve ABD'de Joe Biden yönetiminin başa gelmesiyle yerini 'yumuşamaya' bırakmış durumda. Ankara NATO'nun ve AB'nin arabuluculuk ettiği bir sürecin sonucunda Yunanistan'la beş yıl sonra istikşafi görüşmeler için yeniden masaya otururken, Batı'ya da içeride 'reform' söylemleri üzerinden mesajlar veriyor.

Aydın Sezer'e göre, Türk hükümetinin 2020'de askeri hamleler ve sert söylemlerle yürütülen dış politikasında yeni yılla birlikte gözlenen değişikliğin 'tercihten' mi yoksa 'mecburiyetten' mi kaynaklandığı önemli. Ankara'nın AB ile en temel sorununun 'güven' olduğunu vurgulayan Sezer, birliğin iyi niyet göstergeleriyle Türkiye'ye yardımcı olma işaretlerini verdiğini ancak ikna olmak için somut adımlara ihtiyaç duyduğunu belirtti. Sezer, ABD'deki Biden yönetiminin devreye girmesiyle Türk dış politikasında Libya'dan Suriye'ye, Doğu Akdeniz'den Ermenistan dosyasına kadar pek çok mesele hareketlenecek.

Suriye dosyası konusunda Trump yönetiminin özel temsilcisi James Jeffrey'nin gider ayak verdiği beyanatlara dikkat çeken Sezer, kendisinin Ankara'nın SDG meselesini Rusya ile görüşmesi gerektiği sözlerine atıfta bulundu. ABD'nin yeni yönetiminin Suriye'de Rusya'yla ilişkilerde ve Doğu Akdeniz'de NATO dahil olmak üzere ilişkileri rayına oturtma perspektifinin gözlendiği görüşündeki Sezer, Biden'ın Türkiye bağlamında 'kurumsallık' üzerinden yürüyeceği öngörüsünde bulundu.

Erdoğan'ın partisinin sözcüsü Ömer Çelik'in 'anti-Amerikan olmadıklarını' vurgulamasına dikkat çeken Sezer, ideolojik dış politika yürüten hükümetin bu çıkışının kendisine anti-emperyalizm ve Amerikan karşıtlığı yükleyen müttefikleri açısından yarattığı sıkıntılara atıf yaptı. Bu tarz yaklaşımların dış politikanın iç politikada araçsallaştırılmasından kaynaklandığını vurgulayan Sezer, dış ile iç politikanın ayrıştırılmasının ne kadar hayati önemi olduğunun bu süreçte daha iyi anlaşılacağı görüşünde. Türkiye'nin demokrasi, hak, hukuk, adalet boyutları dışında ciddi ekonomik kriz yaşadığını anımsatan Sezer, AB ile bahar havasını sürdürmenin zorluklarına işaret etti.

Sezer, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Libya politikasıyla, özellikle deniz alanları politikasıyla lehine olan statükoyu bozmasını faturasının bir yılda görüldüğüne dikkat çekti. Libya politikasıyla Türkiye'nin hak iddiasında bulunduğu bölgenin fiilen geri adım attığı bir saha haline geldiğini belirten Sezer, ayrıca Atina'nın Doğu Akdeniz meselelerini yılan hikayesine dönmüş istikşafi görüşmelerin unsuru haline getirmeyi de başardığının altını çizdi. Sezer, Atina ile gerilimin adeta savaşacak noktaya getirilmesini eleştirirken, geriye götürecek her adımın da Yunanistan’ın lehine sonuç verdiğini vurguladı.

Sezer Türkiye ile Yunanistan'ın dost ve müttefik olarak var olması gerektiğinin altını çizerken, hükümetin dış politikada macera aramalarının maliyetlerinin Suriye'de 10 yılda yol açılanlar gibi olduğunu belirtti. Sezer, "Yarın Libya'da da farklı bir sonuç çıkmayacağına bahse girerim" vurgusu yaptı. Sezer'e göre Türkiye-Avrupa ilişkilerinin geliştirilmesi böylesine temel hataları önleyecek bir mekanizmaya çevrilebilir.

Söyleşinin tamamını okumak için tıklayın

 

Etiketler:  Diplomasi