Delta varyantı ve 4. dalga

Delta varyantı ve 4. dalga

24 Haziran 2021 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Alper Eliçin (noktakibris.com)

Türkiye’de ve KKTC’de nihayet aşı kampanyaları hız kazandı. Günde bir milyonun üstünde aşı yapılabiliyor. Geçmişteki verem savaş, çocuk felci, vb aşılama kampanyası çalışmalarından dolayı bu konuda Türkiye’de ciddi bir birikim var. Tabii bu altyapıyı hızla devreye sokabilmemizin en büyük nedenlerinden biri de Türk asıllı iki Alman bilim adamının sağlamayı taahhüt ettikleri 120 milyon doz aşı. Bu aşıların üretim ve teslimat planı da belli. Yani Çin aşısında olduğu gibi bir belirsizlik yok. 

Öte yandan, aşı olmaya istekli gruplar bittiğinde ve erişilmesi zor olan göçmen, mevsimlik işçi vs gibi kişileri aşılama aşamasına gelindiğinde bu temponun düşmesi de çok olası. 

Çin’in taahhütlerini yerine getirmeyerek büyük bir kredibilite kaybına uğradığını da bu vesileyle vurgulamak isterim. Kendi ülkesinde bir milyar doz aşı yapan bir ülke söz vermesine rağmen Türkiye’ye 100 milyon doz aşıyı altı ayda veremedi. En son teslimatla galiba 35 milyon doza yeni ulaştılar. Ayrıca ilk defa bilinmeyen bir miktarda Rus Sputnik V aşısının geldiğini öğrendik. Türkiye Sağlık Bakanlığı açıklamadığından tam rakamı bilmiyoruz. 

Türkiye BioNTech aşısını altı hafta arayla uyguluyor. Bunun en önemli nedeni Wuhan’da çıkan virüs ve Alfa varyantı olarak tanımlanan İngiliz Kent varyantına karşı ilk dozun bile %80 civarında koruma sağlaması. Yani Türkiye bir an evvel insanlara ilk doz BioNTech’i yaparak toplumun geniş kesimine koruma sağlamayı, bu sayede sürü bağışıklığına hızla ulaşmayı hedefliyor. Britanya aynı nedenlerle yaygın olarak kullandığı Astra Zeneca aşısının iki doz arasını on iki haftaya kadar çıkarmıştı. 

KKTC’ye ise Türkiye’den bol miktarda SinoVac aşısı gelirken, AB’den de çok az miktarda BioNTech aşısı geldi. Bunu pek çok AB ülkesinin yan etkilerinden dolayı kullanmaktan vazgeçtiği, ama Britanya’nın yoğun bir şekilde kullandığı Astra Zeneca ve son olarak da Johnson&Johnson (J&J) aşıları izledi. Anladığımız kadarıyla tek doz olarak uygulanan J&J aşısına ilgi büyük. 

Ancak bu arada dünyada önemli gelişmeler oldu. 2-2.5 milyon kişinin öldüğü Hindistan’da yeni bir varyant ortaya çıktı.  Bu varyant daha sonra Britanya’ya atladı. Hint kökenli nüfusun yoğun olduğu kentlerden başlayarak hızla tüm ülkeye yayılmaya başladı. Yoğun bir aşı kampanyasıyla koronayı kontrol altına alan Britanya’da resmi vaka rakamları Türkiye’nin bayağı üstüne çıktı. Şu sıralar günde 12,000 civarında. 

Yapılan araştırmalar sonucunda iki doz Astra Zeneca veya BioNTech aşısı olanların Delta varyantından da büyük oranda korunduğu ortaya çıktı. Ancak artık tek dozun pek koruyuculuğu yok. Britanya bu yüzden bir yandan aşı sırası gelmeyen gençlerin aşılanmasına hız verirken diğer yandan da ilk dozu olmuş olanlara hızla ikinci dozu yapması gerektiğini anladı. 

Delta varyantının Avrupa’da yaygın olduğu diğer iki yer ise Portekiz’in başkenti Lizbon ve Rusya’nın başkenti Moskova. Moskova’da günde 6000 vaka saptanıyor ve bu tüm Rusya vakalarının neredeyse yarısı. Rusya’da vakaların hızla artmasının nedeni halkın devletine güvenmemesi ve Sputnik V aşısı olmaması. Şu ana kadar toplumun %11’i çift doz aşılanmış. Tek doz aşılananların oranı ise sadece %14. Bizde ise çift doz oranı %17’yi geçti. Tek doz aşılananlar da %32’yi aşmış durumda. 

22 Haziran’da Rusya’dan Türkiye’ye uçak seferleri başlıyor ve Ruslar ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye gelecekler. Hazinenin içini boşaltanlar döviz gelecek diye çok seviniyor ama aslında sonbaharda oluşabilecek dördüncü dalga için davetiye çıkarılıyor. Yine pek çok insan gereksiz yere ölecek, pek çok insan işinden olacak, okula gidemeyecek ve yaşamına kısıtlamalar getirilecek. 

Halbuki bazı tedbirler alınarak bu tehlike daha az hasarla atlatılabilir. Bunlar, 

-Tüm Rusya’dan gelenlerden mutlaka negatif PCR testi şart koşulmalıdır.

-Moskova’dan gelenlerden ise çift aşı olduğuna dair aşı belgesi talep edilmelidir.

-Turizm personeline öncelikli olarak BioNTech aşısı yapılmalıdır.

-Daha önce SinoVac ile aşılanan personele ise hızla üçüncü doz olarak BioNTec uygulanmalıdır. 

Şu ana kadar Türkiye ve KKTC’de en yaygın uygulanan aşı SinoVac. Pek çok kişi, medyada okuduğu haberler nedeniyle yan etkisi daha az olduğundan SinoVac’ı tercih ediyor. 

SinoVac’la ilgili bildiklerimiz ise kısıtlı. Bulaşmayı önleme oranı %50 civarında. Türkiye dahil bazı ülkelerde yapılan çalışmalar ve gözlemler, gerçekten de hastalığa yakalanmayı pek önlemediği ancak iki dozu da olanlarda hastaneye yatmayı ve ölümleri azalttığını gösteriyor. Yani sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltıyor ama sürü bağışıklığı oluşturmaya olan katkısı çok sınırlı. 

Öte yandan Delta varyantına karşı etkin olup olmadığı meçhul. Hatta Endonezya’dan gelen son bilgilere göre bu varyanta karşı koruma sağlamıyor. SinoVac ile ilgili bir başka sorun da sağladığı korumanın muhtemelen altı ayla sınırlı olması. Yani Türkiye ve KKTC’de aşıyı ilk olan sağlık personelinin ağustos başından itibaren üçüncü doz aşı olması gerekiyor. Bu aşının mRNA aşılarından (BioNTech veya Moderna) olması önem taşıyor. Üçüncü doz SinoVac, Delta varyantına karşı korumayacak gibi. Türkiye bu konuda bir araştırma yapmayı planlıyor ama sanıyorum  sonucunu bekleyecek zamanımız kalmadı. 

Türkiye Sağlık Bakanlığı bir buçuk aydır ülkede Delta varyantının yaygınlık düzeyini açıklamıyor. Büyük bir olasılıkla turizm sektörüne zarar verir endişesi hakim. Geçen yıl da ülke çıkarlarını koruyoruz diye turizm sezonunda gerçek vaka adetlerini sakladıklarından, bu yıl da Delta varyantı yayılmaya başlamış ama bilgi Bakanlıkça saklanıyor olabilir. Maalesef artık enflasyon başta olmak üzere devletin açıkladığı hiçbir bilgiye güven yok. 

Delta varyantı nedeniyle, bu sonbahara kadar sürü direnci oluşturamayan ülkelerde çok sert bir dördüncü dalga kaçınılmaz görünüyor. Sürü direncine ulaşan ülkelerde ise bu dalganın daha hafif geçmesi bekleniyor. Peki o zaman Türkiye ve KKTC’de ne yapılmalı? 

Önce Delta varyantının Türkiye’de ne kadar yaygın olduğu ve artış eğrisi açıklanmalıdır. KKTC de zaten Türkiye’den etkilenmektedir. 

Eğer gidişat endişe vericiyse, ilk iş olarak arası altı haftaya çıkarılan BioNTech aşılarının arası tekrar dört haftaya indirilmelidir. Unutmayalım, bu varyanta karşı tek doz işe yaramıyor, iki doz gerekiyor. 

Toplumda aşı olamayanların son hızla birinci ve ikinci doz aşılanması tamamlanmalıdır. 

Son derece yaygın olarak uygulanan SinoVac aşısının Delta varyantına karşı etkinliği araştırılmalı. Eğer yetersizse, aşılamada ağırlık daha fazla mRNA aşılara verilmeli. 

İlk iki dozu SinoVac aşısından olan ve üzerinden altı ay geçenlere (Sağlık personeli ve 65+ yaş gurubundan başlayarak) ağustos başından itibaren üçüncü doz aşı yapılmalı ve bu BioNTech veya Moderna olmalı. 

Bu nedenle daha fazla mRNA aşı tedariki için girişimde bulunulmalı. Bağlantısını yaptığımız aşı miktarının yetersiz olduğu çok açık. 

Son testlerden olumlu sonuç çıkarsa piyasaya çıkacak ilk yerli aşı olan Erciyes Üniversitesi aşısının Delta varyantına karşı da etkin olduğundan emin olunmalı. Zira şu kritik günlerde SinoVac benzeri etkinliği kısıtlı ve Delta varyantına karşı etkin olmayan bir aşıya zaman ve para harcamaya ihtiyacımız yok. 

Öte yandan, eğer bu aşı Delta varyantına karşı etkinse, sonbaharda hızla üretime geçmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. 

Dünyadaki gelişmeler çok yakından izlenmelidir. Başlangıçta çok endişe uyandıran Güney Afrika (Beta) ve Brezilya (Gamma) varyantları bilinmeyen bir nedenle dünyada yaygınlaşmadı. Aynı durum Delta’da da olabilir. O zaman daha rahat bir sonbahar-kış geçirebiliriz. 

2020 yazı ve sonbaharı boşa harcanmış, gerekli aşı bağlantıları zamanında yapılmamıştı. Bu nedenle ekonomi ve eğitim ağır hasar görmüş, fazladan gereksiz ölümler gerçekleşmişti. Bu hataların önümüzdeki aylarda da tekrarlanmaması  için bu kez vaktinde davranmak ve tedarikten, aşılama stratejisine kadar her konuda bilimin söylediklerine kulak vermek gerekmektedir.

Yazının orijinali için tıklayın

Etiketler:  Alper Eliçin