Daha kötü ne olabilir ki?

Daha kötü ne olabilir ki?

28 Kasım 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Geçen gün alışveriş için girdiğim marketin ürün rafında bir adetten daha fazla alamayacağımı belirten bir etiket vardı. Kasaya bunun adil kota uygulaması olup olmadığını sordum. Görevli, zam geleceği için stokun korunmasına yönelik bir uygulama olduğunu gayet rahat bir şekilde ifade etti.  

Çok gerildim. Zihnim, memleketin geldiği durum ile memleket kurtaracak çözümler içeren öznel ifadeler arasında çok gürültülü bir hale büründü. Kendimi eksik hissettim. 

Hayatta "eksiklik" hissettiğimiz an ise aşırı arzu, istek ve açgözlülük doğar. Bu "boş' hissi doldurmak için bir şeyler aramaya başlarız. Sürekli beklenti içerisinde olmak ve ölçüsüz talepler ile hareket etmek zihnimizin dikkatinin dağılmasına imkân tanır. 

Uzun zamandır vakit ayırdığım yoga pratikleri yardımı ile kendime hâkim olabilmek, aşırılıktan kaçınmak ve ölçülü davranabilmek için genişlettiğim erdemime ve “ben yeterliyim” duyguma dönebildim. 

Şu an şahit olduğumuz ve hepimizi olumsuz etkileyen veya etkileyecek olan durumları, dikkatimizin niteliğini istikrarlı kılarak ve bu durumların zihnimizde yanılgı ve cehalet oluşturmaması için farkındalık geliştirerek, gerçek olan ile gerçek olmayanı kavrayabilir ve “ben yeterliyim” duygusunu özümüzde tonlayabiliriz.  

Hepimizin üzerine düşen görev, kendi öz benliğimizden kopmadan ve zihnimizin önündeki engelleri görebilme cesareti ile hareket edebilmektir. Cesaret aynı zamanda sadece korkmamak kavramı değil, korktuğumuz halde bile yaşamda ilerleyebilmektir. Yaşamın içinde görmek isteyenler için yeterince ışık, istemeyenler için yeterince karanlık vardır. 

Bu süreci kendi adıma aşağıdaki konulara da temas etmeye çalışarak sadeleştirmeye veya çoğaltabilmeye gayret ediyorum: 

• Sloganlara değil, bilgiye itibar edebilmeye.  

• Günümüzde bilgi çok hızlı akıyor ve çabuk eskiyebiliyor. Gerçek olan ile olmayan bilgiyi ayırt edebilmeye. 

• Dengeyi korumaya yönelik doğru çaba içinde olabilmeye. 

• Kısıtlama ve mazeretlere değil olasılıklara odaklanabilmeye. 

• Gelişebilmek için değişime uyum sağlayabilecek esnekliğe yönelebilmeye. 

• Ön yargılarımı fark edebilmeye.  

• Kendime ve etrafıma pozitif destek gösterebilmeye.   

Yeni dönemlerin önce bir şaşkınlık evresi vardır. Sonra uyum, sonra da çare, bir şeyler mutlaka yerine gelir. Değişen dünya ve değişen dinamikler içinde zihnimizin dikkatinin niteliği ve niyetlerimiz önce kendimiz sonra tüm evren için çok önemlidir.  

Sonuçta akmayan her yol aslında değişmesi gereken bir şeyleri gösteriyor. Bir düşünce, bir inanç, bir tutum… 

Başlangıcı geçmişin derinliklerinde kaybolmuş ancak etkisi geleceği de kapsayan bir zamanda bir şamana “daha kötü ne olabilir ki?” diye sormuşlar. “Bir insanın duasını kaybetmesi” diye cevaplamış.  

Duanızı kaybetmememiz veya kaybettiysek tekrar bulabilmemiz dileğiyle. 

Namaste...