Can çekişen Türk futbolu

Can çekişen Türk futbolu

13 Nisan 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

Kulüplerin 9 aylık mali tabloları yayınlandı: Görüntü çok iç açıcı değil, bir Fenerbahçeli olarak canımı sıkıyor. Türk futbolu resmen can çekişiyor...  

Ahbap çavuş ilişkileri, kayırma, babadan oğula yeterliliği olmayan akraba ilişkileri ile hakemlik, saha dışına uzanan kirli bağlar, politik federasyon başkanları ve sonuç tam bir enkaz... 

Ama bir Fenerbahçeli taraftar olarak beni sevindiren şeyler de var. Hatta çok sevindiren şeyler var. Bunların en başında ekonomik olarak Galatasaray ve Beşiktaş yokuş aşağı giderken Fenerbahçe'nin tüm zorluklara rağmen mali durumunu toparlamak için ciddi bir mücadele vermesi ve oldukça önemli bir strateji geliştirmiş olması. 

Şimdi neden böyle düşündüğümü anlatayım:

Fenerbahçe 9 aylık dönemde hiç yeni borç almamış ama Beşiktaş 150 milyon TL, Galatasaray ise 200 milyon TL borçlanmak zorunda kalmış. Ayrıca Fenerbahçe 118 milyon TL faiz ödemiş (Bankalar Birliği yapılandırmasına bilanço tarihinden sonra katıldığı için) ve 35 milyon TL kredi borcu ödemiş. Diğer iki kulübün de Şampiyonlar Ligi ödül parası dışında bu durumu çözecek bir stratejisi yok. 

Fenerbahçe bu dönem ve önceki dönemde oyuncu satışından yaklaşık 300 milyon TL'lik nakit elde etmiş, Galatasaray'da bu rakam  "0", Beşiktaş'ta ise 29 milyon TL.. 

Üstelik Fenerbahçe'de Altay, Attila, Osayi, İrfan Can, Ozan, Pelkas, Mert Hakan Yandaş, Ferdi Kadıoğlu gibi piyasası olan, satılabilir oyuncularının bulunmasının yanı sıra Berke gibi kiralık oyuncuları var. Beşiktaş ve Galatasaray'ın bu ölçüde bir portföyü yok, çoğu da kiralık. 

Ayrıca 7 yıldır tek kupa kaldırmamış bir kulüp, Fenerium satışlarında rakiplerinin çok önünde. Bir futbolcuya 70-80 milyon TL ödediğiniz bir dönemde belki bunun çok önemi yok ama taraftar bağlılığını göstermesi açısından oldukça önemli bir veri. (Fenerium 131 milyon TL, GSstore 74 milyon TL, Kartal Yuvası 59 milyon TL) 

Fenerbahçe'nin cirosu 483 milyon TL, buna 167 milyon TL'lik futbolcu satışı dahil değil yani toplam cirosu aslında 650 milyon TL. Buna karşılık Galatasaray'ın 422 milyon TL, Beşiktaş'ın ise 359 milyon TL. Oyuncu satışı olmadan bile Fenerbahçe geçen yıla göre cirosunu artırırken Galatasaray Şampiyonlar Ligi ödül parasını dikkate almadan da 100 milyon TL gelir kaybına uğramış. Beşiktaş'ın gelirleri de aynı dönemde 50 milyon TL azalmış. Fenerbahçe ise aynı dönemde oyuncu satışı hariç cirosunu 456 milyon TL'den 483 milyon TL'ye çıkarmış. 

Fenerbahçe'nin 2.4 milyar TL finansal borcu var, Galatasaray'ın 1.8 milyar TL, Beşiktaş'ın ise yine 1.8 milyar TL. Yeri gelmişken Ali Koç yönetimi geldikten sonra tek kuruş borç alınmadığını da söylemek lazım. 

Evet en yüksek borç Fenerbahçe'nin ama şu anda "borç ödeyebilme yetkinliği" olan tek kulüp de Fenerbahçe, üstelik diğer kulüpler Bankalar Birliği anlaşmasını daha önceden imzaladığı için bilanço dışı bir "tahakkuk eden ama borç olarak görünmeyen faiz yükü" var. Örneğin Galatasaray'ın iki dönemde tahakkuk eden finansman gideri 265 milyon TL ama ödediği sadece 176 milyon TL. Yani 100 milyon TL ilave borcu var sayabiliriz. Keza Beşiktaş'ta da iki dönemde tahakkuk eden faiz 350, ödenen ise sadece 177 milyon TL. Daha açık anlatayım: Bu sene Fenerbahçe 118 milyon TL faiz öderken Galatasaray sadece 2.8 milyon TL, Beşiktaş ise 2 milyon TL faiz ödemiş. Beşiktaş ve Galatasaray aradaki farkı gelecekte ödeyecekler yani bu da onların gizli borcu. Elbette kur farkı vs. yıl sonu bilançoları çıkınca ve yapılandırma sonuçları bilançoya yansıyınca daha net göreceğiz. 

Bir de nakit varlığı var elbette... Fenerbahçe'nin kasasında 51 milyon TL var, Galatasaray'da bu rakam 31 milyon TL, Beşiktaş'ta ise 174 bin TL. 

3 büyük kulübün mali tablolarına bakınca üçü de UEFA Mali Kriterler açısından berbat. Değerlendirici ben olsam üçüne de men verirdim ama gerek pandemi gerekse Milan davasında CAS'ın "mali kriterler için men cezasını ölçüsüz bulması" men yaptırımını oldukça istisnai şartlarda mümkün kılıyor. Öyle olunca da UEFA'nın elindeki en güçlü yaptırım ödüllere el koymak. Türk takımlarının hepsi UEFA FFP açısından sabıkalı olduğu için bana göre ödül parasına ilişkin hayaller beslemek ve gelecek yıl nakit akışını buna dayandırmak oldukça riskli bir tahmin olur. 

Ayrıca Dortmund'un Şampiyonlar Ligi'ni alması halinde şampiyonumuz ön eleme oynamak zorunda kalabilir. 

Bu sene UEFA sıralamasında 13. sıradayız, rakiplerimiz İskoçya ve Ukrayna. İki ülkenin takımları oldukça iyi durumda yani 2022-2023 sezonunda ülkemiz ilk 10 içinde olamayacağı için şampiyonumuzun ön eleme oynaması çok büyük olasılık. 

Bunu niye yazıyorum?

Herkesin bildiği gibi Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne 10 yıldır gönderilmedi (ya da bakış açınıza göre gidemedi) Şampiyonlar Ligi ödül parası yaklaşık 30 milyon euro yani 10 yılda 300 milyon euro, bu da 3 milyar TL demektir. Bu para ağırlıklı Galatasaray ve Beşiktaş arasında paylaşılmış ama hâlâ mali olarak Fenerbahçe'nin çok gerisindeler. 

Varlıkları Fenerbahçe'nin varlıkları ile boy ölçüşemiyor. Düşünün Fenerbahçe halen 2.1 milyar TL değerinde hisseye sahipken bu tutar Galatasaray'da 1 milyar TL, Beşiktaş'ta ise 1.6 milyar TL. 

Şimdi tüm taraftarlar yukarıda yazdığım, tamamı KAP'tan alınmış bilgileri okusun ve düşünsün... 

Fanatizme esir olmamış herkes kolayca önümüzdeki dönemde mali olarak ayakta kalma şansı olan tek kulübün Fenerbahçe olduğunu görür. 

Umutları sadece devlet, onun için değil İstanbul Sözleşmesi ile ilgili açıklama yapmak, kadın demekten bile korkmaktan başka çareleri yok. 

Bugüne kadar fatura küçük olduğu için futbolun beceriksizliğini ve yetersizliğini Fenerbahçe dışında siyasete ödettiler ama miktar artık 6-7 milyar TL. Bu rakamın sorumluluğunu hiçbir siyasi ödemek istemez. 

Bana göre Fenerbahçe'nin taraftar gücü ve gelir yaratmada rakipsiz oluşuna karşı organize edilmiş futbol sistemimiz çöktü, Fenerbahçe kazandı, bundan sonrasını hep birlikte göreceğiz... 

Not; Bu yazıda yer alan bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yazarın şahsi fikrini içerir.

Etiketler:  Futbol