Büyüme oldu da nasıl oldu?

Büyüme oldu da nasıl oldu?

27 Ocak 2021 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Koray Duman

Son dönem açıklanan büyüme rakamlarına bakınca bunun nasıl gerçekleştiğini düşünmek gerek. Bir kere şunda anlaşmak gerek: Büyüme, özünde üretim demek. Büyüme kaliteli olmalıdır. “Ne kadar” büyüdüğünüz değil, “nasıl” büyüdüğünüzdür önemli olan.

Pek çok ülkenin eksi büyümeden çıkamadığı bir dönemde Türkiye’nin bu performansının dış dünyada da ilgi çekmesi normaldi. Ancak onların yorumları biraz farklıydı. Örneğin Bloomberg International haberi, "Türkiye ekonomisi 3. çeyrekte rakiplerinden çok daha iyi performans gösterdi" başlığıyla veriyor ama "Bu başarı Türk lirasının ve fiyat istikrarının feda edilmesi sayesinde elde edildi" yorumunu yapmadan edemiyordu. TÜİK verileri dikkatlice incelendiğinde ekonomik büyümeye en çok katkı veren kalemin finans sektörü olduğunu görüyoruz. Bunun anlamı finansal hormonumuzun epeyce büyüdüğü yönünde. Gelecekteki gelirimizi şimdiden tükettik demektir. Yani bolca borçlanarak tüketim harcamalarımızı finanse ettik. Bu gelecek yıllarda daha fazla borç ödeyeceğimiz anlamına da geliyor. Finansal kesimde bir coşku yaşanmakta. Ama makine teçhizat üzerine sabit sermaye yatırımları daralmaktadır. 

Diğer taraftan mal ve hizmet ithalatı 2020 yılı üçüncü çeyreğinde %15,8 artarken ihracat %22,4 ve ihracat birim değer endeksi %2,8 azaldı. Miktar endeksinin düşmesi aynı zamanda ülkenin refah kaybına uğradığı anlamına gelir. Bu, içeride tüketilebilecek malların bir bölümünün de dışarıya üstelik önceki yıla göre daha ucuza satılması demektir. Koronavirüsü salgınının etkisiyle ihracattaki sert düşüş, döviz gelirlerimizin azalacağını gösteriyor. Yani dış talep oluşturamıyoruz. İthalattaki artış ise yine çılgın kredi artışının yarattığı tüketim ve yatırım artışının bir sonucu. Diğer taraftan, cari açıkta daha fazla bozulmanın da görüldüğünü ifade etmeliyiz. 

İkinci çeyrekte başlayan ve geçen hafta açıklanan %6’lık büyüme rakamlarının temelinde, güçlü kredi büyümesinin yarattığı iç talep artışlarıdır. Daha sürdürülebilir bir ekonomik performans yörüngesi için artık parasal göstergelerde istikrarı amaçlayıp temel sorunlara odaklanmamız gerekiyor. Bunların en önemlisi de milli gelire oranı %167’ye ulaşan toplam 1,2 trilyon dolar borç stoku. Bu bize hane halklarının borçlanarak tüketime yöneldiklerini gösteriyor. Yani gelecekteki gelirlerini faiz karşılığında satın almış oluyorlar.  

Büyüme her şeyden önce niceliksel değil niteliksel olmak zorundadır. Ekonomik büyümenin istihdam dostu ve istihdam yaratan yönü olmalıdır. Ama Türkiye ekonomisi açısından büyüme rakamlarının istihdam yaratma gücü kaybolmuştur. Büyümenin artması istihdam üzerinde pozitif bir etki yaratmaktan çok uzaktır. Üretim kaynaklı bir büyümenin istihdam yaratırken hem milli gelir hem de gelir dağılımı üzerindeki olumu etkileri artacaktır.  

Sonuç olarak, gerek uygulanan politikaların bir yansıması olarak, gerek COVID-19’un getirdiği kapanmaların bir sonucu olarak 3. çeyrek büyümesinden sonra Türkiye ekonomisi muhtemelen ilkbahar-yaz aylarına kadar sürecek bir yavaşlama-daralma sürecine girmiş durumda. Bu süreçte sanayinin yavaşlayacağını ama görece daha iyi konumda olacağını, hizmetler sektörünün ise daha zorlu bir sürece gireceğini öngörüyoruz. Bu dönemde zorda kalan sektörlerin ve çalışanlarının doğrudan ve karşılıksız maliye politikası araçlarıyla desteklenmesi, en öncelikli politikalardan birisi olması gerekiyor.

Etiketler:  Koray Duman Ekonomi