Bursa’dan İzmir’e dayanışma öyküsü

Bursa’dan İzmir’e dayanışma öyküsü

11 Kasım 2020 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

BAKUT üyesi ve gönüllüsü olarak, dalgıç eğitmeni Sevda Baysal ile konuşuyoruz bugün. Bursa’dan İzmir’e gidip yeni döndüler…

- İzmir’de kaç gün kaldınız ve kaç binada, arama-kurtarma faaliyeti yapabildiniz?

-Depremin haberini alır almaz, Bursa Arama Kurtarma Derneği (BAKUT) olarak hızlıca dernek merkezimizde buluşup yola çıktık 30 Ekim akşamüstü. 25 kişilik gönüllü ekibimiz evini. İşini, ailesini bırakıp hızlıca harekete geçtiler. 4 Kasım sabahı tüm enkaz aramaları bittikten sonra döndük ekip olarak. Yani 5 gün arama kurtarma çalışmaları yaptık. İlk operasyonumuz Yağcıoğlu apartmanıydı. O enkazda aradığımız 7 kişi ölü olarak çıkardıktan sonra, Doğanlar apartmanındaki enkaz çalışmalarına geçtik. Doğanlar’daki son kişi çıkarıldıktan sonra, Rıza Bey apartmanında operasyona katıldık. Rıza Bey operasyonu ile tüm enkaz çalışmaları son buldu. Ekibimiz operasyonun bitmesinden sonra biraz dinlenip, AFAD merkezindeki protokole katıldı. Sonrasında ise Bursa’ya dönüş yaptık. Bugün gelen destek çağrısıyla kayıp Alzheimer hastası kadın vatandaşın araması için ikinci ekibimiz yeniden yola çıktı arama kurtarma çalışması için.  

-Alanda nasıl bir iş bölümü yapıyordunuz? Bu konudaki eğitimlerinizden lütfen söz edebilir misiniz?

-Ekibimiz 25 kişiden oluşmaktaydı. BAKUT olarak biz Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Grubu’nun (INSARAG) prosedürlerini baz alarak çalışmaktayız. Buna göre operasyon sorumlusu enkaz dışında kalarak tüm ekibi gözlemleyerek ana koordinasyonu sağlamaktaydı. Koordinasyon merkezinde enkaza giren çıkan kişilerin bilgilerini alarak kayıt tutarak operasyonu yönetti. Dışardan gerekli ekip yönetimi sağladı. Ekip lideri ve ekip lider yardımcısı enkazda aranılan vatandaşlarla ilgili bilgiyi edindikten sonra en hızlı ulaşabilecek noktayı belirledi ve çalışma koşullarının zorluğuna, ekiptekilerin yorgunluk seviyesine göre burada çalışacak kişileri belirleyip belirli aralıklarla çalışacak ekibi yönlendirdi. Lojistik sorumlusu ve 2 yardımcısı, gerekli malzemelerin enkaz alanına iletilmesini ve kontrolünü takip ediyordu. Haberleşme sorumlusu birbirimize yaptığımız çağrıları kontrol ederken iletişim aksaklıklarını düzenledi.  Doktorumuz sahadan dinlenmeye çekilen kurtarmacılarla ilgilenerek, sakatlanmalar karşısında sağlık personeliyle birlikte gerekli müdahaleleri yaptı.

Yaşam ihtimali olacak yerlere erişmekti ilk strateji. Önce belirlenen alanlarda kameralarla görüntü alınıp, teknik ekipmanlarla dehlizler açarak hedeflediğimiz katlara inip, yaşam belirtileri arıyorduk. Ekip liderinin belirlediği plana göre kurtarmacılar olarak aramızda iş bölümü yaparak, INSARAG prensipleri doğrultusunda gerekli çalışmaları yürüttük. Kimimiz kırıcı ve delici gibi ağır ekipmanlar kullanırken, kimimiz koridor oluşturup çıkarılan enkaz kalıntılarını kovalarla taşıyordu. Ayrıca BAKUT’a üye olan her kişi Temel Kampçılık ve Dağcılık Eğitimi, Hafif Arama Kurtarma Eğitimi, ayrı ayrı Kış ve Yaz Dağ Arama Kurtarma Eğitimi ve İlk Yardım Eğitimi tamamlamakta. Kurtarmacılar bu eğitimleri tamamladıktan sonra gerekli donanım ve psikolojik hazırlıklarını tamamlamış oluyorlar. Ancak bu eğitimlerden geçtikten sonra operasyona katılım sağlayabiliyor üyelerimiz.

-Bu işlerin içinde olmak aslında, bir de psikolojik danışmanla da çalışmalı öngörür bence. Sayılar istemiyorum ama genelde başarılı olabildiniz mi, acaba?

-Elif canlı çıkarıldıktan sonra Doğanlar apartmanına geçtik, aynı şekilde Ayda çıkarıldıktan kısa süre sonra Rıza Bey apartmanındaki operasyona aktarıldık. Onların canlı çıkarılması bizler için büyük umut oldu. Maalesef bizim çalıştığımız bölgelerde canlı yoktu, çok sayıda kişiye ölü olarak ulaştık, yakınlarına cesetlerinin teslim edilmesini sağladık. Psikolojik olarak çok yoğun bir iş. BAKUT olarak öncesinde biz işin psikolojik boyutuyla ilgili eğitimlerle destekleniyoruz. Her ne kadar eğitimlerde bu konuda kendimizi hazırlasak da, bir cesedi tutmak, onu çıkarmak, o kokunun altında uyumadan durmadan çalışmak manen çok yorucu. Ayrıca enkaz altından haber bekleyen yakınlar yanımıza geldiler, onların yasını paylaşmak da kolay değildi. Ben psikolojik olarak destek alıyorum şu anda. Gördüklerimizi hazmetmek için zamana ihtiyacımız var. Ekip olarak, her kısacık boşluk anımızda birimizin gözünden yaşlar akıyordu. Birbirimizi dinleyerek, birbirimizle konuşarak süreç içinde derinden yoldaşlık ettik ekipçe. Bir cana erişebilmek umuduyla, kendi ihtiyaçlarımızı biraz göz ardı ettiğimiz bir süreç oluyor enkaz alanı. Şimdi gereken psikolojik destekleri sağlıyor sevdiklerimiz.

 

 

-Kamu ve STK çalışmalarında zaman zaman görülen çatışma ve hatta kıskançlık konuları, İzmir’de önünüzü kesmiş olabilir mi? 

-Biz BAKUT olarak siyaset üstü bir iş yapıyoruz. Gittiğimiz operasyon alanında da, ekip olarak içimizde de dil, din, ırk, cinsiyet hiçbir ayrım yapmıyoruz. Tabii ki de dünyanın gözü orada olduğu için enkaz alanları politik veya kişisel çatışmalara müsait. BAKUT'ta yapılan eğitimlerde orada çıkabilecek kaos konuda yeterince hazırlanıp, çıkabilecek çatışmaları öngörmeye çalışıyoruz. Ortamın getirdiği gerginliklerde provoke olmamak için özen gösteriyoruz.

Aslında bunun engellenmesi için bu tür göçüklerde enkazlar üzerinde çalışırken sektörleme yapılarak ekiplerin çalışacağı alanlar belirlenir. İzmir depreminde bu anlamda eksiklikler oldu ve buradaki eksiklikler hepimiz için çok üzücü olan ekipler arasında tartışmalara sebep oldu. Yeterli deneyim ve eğitime sahip olmayan ekiplerin kırılmaması adına görevlendirme verilmesi bizimde gözlemlediğimiz bir takım zorluklara sebep oldu.

Bizim ekibimizden katılan herkes, bu dayanışma ihtiyacında kendi emeğini ortaya koyabilmek için geride tüm sevdiklerini bırakarak oraya koştu. Çalışmaların başlangıcından en sonuna kadar da doğru düzgün ara vermeden kendi sınırlarımızı aşarak emeğimizi gücümüzü ortaya koyduk. İçimiz çok huzurlu yaptığımız işe dair. Bunun kabul ve takdir görüp görmemesi ise o kadar önemli değil açıkçası. İzmirli tüm halk çok duyarlı davrandı. Bizlere hediyeler getirdiler içinde elleriyle yazdıkları notlar olan. ‘Siz bizim kahramanımızsınız’ yazıyordu. Bizim gibi gönüllü bir ekip için en değerli takdir onlardan gelen hediyelerdi.

-Daha önce hem BAKUT olarak hem de şahsen, kaç benzer faaliyet içinde bulundunuz?

-BAKUT 17 Ağustos 1999 depremini hemen ardından kurulmuş bir dernek. BAKUT’u kuran arkadaşlar gölcük depreminde dağcı oldukları için yardıma gidiyorlar ve dönüşte de 22 Eylül 1999 tarihinde derneği kuruyorlar. Derneğin kuruluşundan sonra 12 Kasım 1999 Düzce Kaynaşlı depremi, 22 Mart 2000 Uludağ Kireç Ocakları Uçak Kazası, 2004 Osmaniye Depremi, 17 Şubat 2009 Kütahya Simav depremi, , 23 Ekim 2011 Van Erciş deprem, 26 Mayıs 2018 Bursa Orhaneli sel baskını, 17 Temmuz 2019 Düzce sel baskını, 2 Aralık 2018 Niğde Eznevit Çığ, 21 Haziran 2020 Kestel sel baskını gibi operasyonlarda aktif katılım sağlamıştır. Ayrıca 1999’dan bu yana Bursa ve çevresinde burada sayamayacağımız yüzlerce arama kurtarma çalışmalarına katılmış bir dernektir. BAKUT derneği su üstü, deprem, orman yangınları, çığ, hayvan ve insan kayıp arama kurtarma kapasitelerine ve farklı nitelik barındıran operasyonlarda müdahale edebilecek alanında uzman kişilere sahiptir. Benim asıl alanım su altı. Dalış eğitmeni ve arama kurtarma dalgıcıyım. Bursa’ya taşındıktan sonra BAKUT’un eğitimlerine katıldım. İzmir Depremi ise BAKUT’la ilk arama kurtarma faaliyetimdi. Bundan sonra tüm faaliyetlerde destek vermeye devam edeceğim.

-Etkinlikleriniz için eğitim ve araç/gereç finansmanını nasıl sağlayabiliyorsunuz?

-BAKUT gönüllülerden oluşan bir sivil toplum kuruluşu. Tüm finansmanını üyeleri, gönüllüleri ve onların çevresinden gelen bağışlarla sağlamaya çalışmaktadır. Kimimiz memur, kimimiz avukat, kimimiz öğretmen, kimimiz iş insanı. Hepimiz derneği ihtiyaçları doğrultusunda desteklemeye çabalıyoruz. İşte bu sebeple düzenli bağış yapan kişi ve kurumlara,  kullandığımız teknik malzemelerimizi temin edecek sponsorlara ihtiyaç duyuyoruz. Kullandığımız teknik malzemeler, personel ve kurtarma araçları gibi deforme olan birçok malzemenin temini için sponsorlara ihtiyacımız var.

-Eksik bıraktığımı düşündüğünüz istediğiniz yanıtları kendiniz yazın lütfen ve ben de onlara sorular kondurayım.

-Bursa’daki tüm vatandaşlarımızı gönüllü olmak, ihtiyaçlarla ilgili destek olmak için davet ediyoruz. Ülke olarak hepimizin canı yandı İzmir’de olanları görünce. Bunu hızlıca unutup yaşamlarımıza devam etmeyelim isterim. Ben ne yapabilirim ki demeden, elimizi taşın altına koyup birlikte çalışmaya, her yerde her anda olabilecek bu çaresiz anlara hazırlanmaya davet ediyoruz. 

Ulusal yapılanma içerisinde bulunan derneğimiz, bu amaçla gerekli çalışmaları tamamlamak üzere. Bir ay içerisinde BAKUT İzmir ve Balıkesir temsilciliklerini açmak için hazırlanıyoruz. Ülke genelinde faaliyet göstermek adına İzmir ve Balıkesir’in ardından Trabzon, Kars ve belirleyeceğimiz diğer illerde yapılanmamızı sürdüreceğiz. Bursa Arama Kurtarma Derneği (BAKUT) sosyal medya hesaplarını takip ederek bizlerden haberdar olabilirsiniz. Her çarşamba akşamı dernek merkezimizde eğitimler devam ediyor.

Ayrıca İzmir halkına teşekkür etmek isteriz. İnsanlar evlerini, iş yerlerini bizlere açtılar, evlerinde yemekler, kahveler yapıp bizlere getirdiler. Ne ihtiyacımız varsa daha demeden görüp karşıladılar. Bizlere özel hazırladıkları hediyeler vardı elleriyle yazdıkları notlarla birlikte. Çok duygulandık destekleri karşısında. Bu anlamda bir insanlık dersiydi orada yaşadığımız dayanışma. Hepsine sabır diliyor, destekleri için tüm kalbimizle teşekkür ediyoruz.

-Teşekkürlerimle, aman kendinize hep dikkat edin… Sevgiler…