Bu aslan beni yiyebilir

Bu aslan beni yiyebilir

14 Kasım 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Yaklaşık 4 hafta önce “Ayurvedik” arınmama başlamıştım. Mutlu mesut, beden-zihin-ruh dengesinde “turp gibi” sağlıklıydım.

Bir pazar akşamı boğazımda biraz gıcıklanma, gıcıklanma nedeniyle hafif öksürük ve hafif burun akıntısı başladı. Hâlsizlik, ateş yoktu. 

Köpeğimiz Bıcırık’ ı her sabah erken saatlerde dışarı çıkarıyorum. Havalar değişmeye başladığı için kendimi koruyamadığımı düşündüm. 

Hemen burun yıkama uygulaması yaptım ve uyudum. Pazartesi sabahı korkunç olarak nitelendirebileceğim bir başağrısı ile güne başladım. Sanki beynimdeki tüm sinirlerin yerlerini değiştiriyorlardı.  

Genel hâlim, enerjim yerinde olduğu için oğlumu sabah okula bırakıp eve döndüm.  

İki doz aşılıyım ve çift maske olmadan gezmeyen, sosyal mesafeye dikkat eden, asansör dışında nadir kapalı mekânları giren biri olarak aklımın ucundan Covid olabileceğim geçmiyordu. 

Salı günü başağrım geçti. Gün boyunca sık sık burun yıkama yaptım. Biraz ateşlendim. Genel durumum ve enerjim yine gayet iyi. Çarşamba günü tekrar o korkunç başağrısı ile güne başladım ama bir farkla, koku duygum tamamen yok olmuştu.

Hemen PCR testi verdim ve eve döndüm. Tabii sonuç pozitifti. 

Tüm sinir sistemim tetiklendi ve etrafımda avına kilitlenmiş bir aslan, her an beni yiyebilir düşüncesi ile kaç-don-savaş tepkileri arasında salınmaya başladım. Oğluma ve eşime bulaştırdıysam diye aşırı stres yüklendim. Kız kardeşim ile görüşmüştüm. Başka temaslı olduğum kimse yoktu.  

Nasıl bulaştığı da ayrı bir konu idi. Covid olduğumu öğrendikten sonra oturduğumuz bloğun 5. katındaki ailenin Covid pozitif olduğunu öğrendim. Bu ailenin yakın zamanda bir düğün kutlaması yaptıklarını ve rahat tavırlarını biliyordum. Ben köpeğimizi sabah gezmesine indirdiğim bir sabah bu bayan ile asansör önünde karşılaşmıştım, maskesi çenesinin altındaydı. Meğer Covid olan eşi ve çocuklarından sonra PCR testi yapıp evine döndüğü günmüş. Tekrar ediyorum, maskesi çenesinin altında… O asansörü kullandıktan 5 dakika sonra aynı asansör ile evime çıktım. Yüzümde maskem vardı ve eve girer girmez ellerimi yıkarım. Buna rağmen o gün ben de nasibimi almışım.   

Bu aslanı geldiği ormana geri göndermem gerekiyordu. Onunla savaşabilir, karşısında donup kalabilir veya arkama bakmadan kaçabilirdim. Yapmadım.  

Aslanın gözlerinin içine bakıp, frekansımı yüksek tutarak alanımda kalmayı tercih ettim. Ne yaşıyorsak yaşayalım, her şeyin geçip biteceğini ve uyum sağlarsak kökümüze bir şey olmayacağını kendime hatırlattım. 

Bunun dışında aşağıdaki seçim ve uygulamaları yaptım: 

• İlaç kullanmadım. 

• Burun yıkama ve sonrasında susam yağı ile burun içlerine yağlama uygulaması. 

• Bol dinlenme, bol su. 

• Nefes egzersizleri  

• Önceden faydasını öğrendiğim ve evime almış olduğum kırmızı ışık terapisi uygulaması. 

• Sindirimi kolay çorba ağırlıklı beslendim. 

• Mukus üretmemesi için mukus üretimini arttırabilecek her türlü besinden uzak durdum. 

• Frekansımı yükseltmek için “mantra” dinleme. 

• Meditasyon  

Yaklaşık 14 günlük iyileşme çabam içinde beni en çok zorlayan durum başağrısı oldu. Birinci doz aşımda da yan etki olarak en çok başım ağrımıştı. 

Kendime iyi davranmaya, beslenmeme dikkat etmeye çalışan biri olmamın yanında, direnen mizacımı uzun zamandır esneyebilen, bırakabilen yönde evrimleştirme çabam yine olumlu sonuçlar ile döndü diye düşünüyorum. Parçalar tek başına yetmiyor, hep bütünün şifası… 

Doğada sertleşen her şey kırılır. Bizler de doğanın bir parçasıyız. Bir kez daha bu tecrübe bana “Esnetilmiş hayat bir kutlamadır” öğretisini hatırlattı.  

Namaste...