Boyun borcu...

Boyun borcu...

22 Nisan 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) devletleri, aralarındaki ilişkileri sıcak tutmak ve geliştirmek zorundadırlar. 

Bir Kıbrıs Türkü olarak bu konuda çuvaldızı KKTC’ye  ve iğneyi de Türkiye Cumhuriyeti'ne yöneltmeyi doğru buluyorum. 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisi Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi ile ilişkilerini sıklaştırmak ve sürekli hâle getirmek için TBMM ile derhal temas kurmalı ve iki meclis arasında bilgi ve fikir akışının sürekliliği için ilk adımı atmalıdır.  

Buna ek olarak da, KKTC ve Türkiye’deki partiler arasında sürekli sıcak bir temas olmalı ve örneğin UBP ile CHP, CTP ile İP arasında (bunlar örnek olarak veriliyor) aslında bütün partiler ile bütün partiler arasında bilgi ve fikir alışverişi sağlanmalı ve sürekli kılınmalıdır. 

Geçen hafta KKTC Yüksek Mahkemesi’nin, önündeki bir davayı (ki davacı dindarlığı ile bilinen bir sendikaydı, solculuğu ile bilinen bir sendika değil ve davayı dinci sendika kazandı) sonuçlandırırken aldığı kararın KKTC’nin yazılı, görsel internet medyasında tahrif edilerek yayınlanması üzerine, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın da aralarında bulunduğu kimi TC yetkileri ve medyası tarafından olayın aslı astarı araştırılmadan gösterilen ölçüsüz ve incitici, had bildirici tepkiler, tarihi ve kültürel ve dahi ulusal çıkarlar açısından sürekli dostça ve kardeşçe saygı çerçevesinde birbiri ile konuşarak ve birbirlerini anlayarak sürdürülmesi gereken dayanışma dostluk ve kardeşliği bir nebze de olsa zedelemiştir. 

Türkiye ve KKTC ilişkilerinin zedelenmesi her iki devlet için de en son tercih bile değildir. 

Meclislerin ve partilerin birbirleri ile kurmaları gereken sıcak, saygılı ilişkilerle yetinilmemeli ve meslek örgütlerinden tutun da sendikalara, eğitim kurumlarına, barolara, yargı organlarına, sağlık, gençlik kuruluşlarına, esnaf örgütlerine kadar bütün, bütün örgütler birbirlerinden haberdar olmalı, bunu sürekli kılmalı bilgi ve fikir alışverişinde olmalıdır. 

Bir halka (Kıbrıs Türk ), bir devlete (KKTC) bir yargı organına ( KKTC Yüksek Mahkemesi ) parmak sallayarak had bildirmeyi tercih etmek ve "Atacağımız adımlar başka türlü olur ha" demek ne Türkiye’ye ne de KKTC’ye bir şey kazandırır, aksine çok şey kaybettirir. 

İki devletin ve iki devlette bulunan resmi ve resmi olmayan kurumların karşılıklı özenli ve saygılı ilişkileri çok önemlidir. 

Şu da var ki, Cenevre 5+BM toplantıları arifesinde ilişkilerde her zamankinden daha titiz davranılması herkes, her kurum ve iki devlet için boyun borcudur...