Bosna Hersek’te ne oluyor?

Bosna Hersek’te ne oluyor?

12 Kasım 2021 Cuma  |   Serbest Kürsü

Dr. Galip Çağ (tasam.org)

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. Andrew Baruch Wachtel’in "Dünya Tarihinde Balkanlar" isimli eserinde de dediği gibi; mazide kurulan ve şimdiki sınırların ötesinde genişliklere ulaşmış olan her bir Balkan devleti/krallığı, kadim emeller beslenmesinin de en bilindik yolu olur. “Buralar eskiden bizimdi“ söylemi olarak da basitleştirilebilecek bu anlayış, bugün hâlen bitmek bilmeyen bir hamaseti de beslemeye devam etmektedir. Şimdilerde sıra, beklendiği gibi Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp Üyesi Milorad Dodik’te. 

Dodik, seçildiği ilk anda yaptığı açıklamalarla açık ettiği Rus desteği/güdümünün de verdiği cesaretle uzun süredir gevelediği Bosna’da yeni bir düzen planını Temmuz ayında başlayan kriz sonunda açıkça ifade etti; hem de büyük bir meydan okumayla. Üstelik neredeyse Rusya’nın bölgedeki bir temsilcisi gibi ve AB’yi tehdit ederek yaptı bunu.

Peki, Temmuz ayında neler yaşandı Bosna Hersek’te ve olaylar bu noktaya nasıl geldi? 

Görev süresi Temmuz sonunda sona eren Karintiya Sloveni Avusturyalı diplomat Inzko, Bosna Hersek Yüksek Temsilciliği Ofisi’nin (OHR) internet sayfasında 22 Temmuz’da yayımladığı mesaj ile “soykırımın inkârının cezalandırılmasına ilişkin yasa“nın, Bosna Hersek Parlamenterler Meclisi’nde yapılacak oylamaya kadar geçici olarak yürürlüğe gireceğini ifade etmişti. Mesajda, uluslararası mahkemelerde veya Bosna Hersek Mahkemesi’nde kanıtlanmış soykırım, insanlığa karşı suçları ve savaş suçlarını inkâr, yüceltme, önemsizleştirme veya aklamaya çalışan kimselerin, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağı belirtilmişti. Irk, renk, din, ulusal veya toplumsal köken, millet veya etnik topluluğa yönelik nefret ve şiddeti körükleyenlerin ise 3 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacağı kaydedilen mesajda, söz konusu suçlara ilişkin afiş, el ilanı ve broşür dağıtan kimsenin ise en az 3 yıl hapse mahkûm edileceği de ayrıca eklenmişti. Elbette bu hamle, yakın tarihte bölgede yaşanan soykırım faaliyetleri sonrası dünya kamuoyunca uzun süredir bekleniyordu ve insanî bir talepti de. Lâkin Sırpların böyle düşünmediği kısa süre sonra anlaşıldı. Çünkü ülkedeki Sırpların, Inzko sonrasında Ağustos başında göreve başlayan yeni temsilci Alman diplomat Christian Schmidt’in kararı destekleyici açıklamalarına verdikleri tepkiler oldukça sertti. 

Dodik’in bu karara verdiği ilk tepki tahrik edici oldu. Zira 1992-1995’te yaşanan savaşı sonlandıran Dayton Antlaşması’nın özüne dönülmezse ordu, yargı ve vergilendirme sistemlerinde radikal adımlar atacağını ifade etmesi uzun sürmedi. Ardından da Bosna Hersek İlaç ve Tıbbi Malzeme Kurumu’nun yetkilerini, Sırp Cumhuriyeti (RS) bünyesinde kurulacak yeni bir kuruma devretmeye ilişkin kanun teklifinin RS Meclisinde kabul edilmesini sağladı. Böylece hâlihazırda var olan Bosna Hersek Devlet düzeni içerisinde bağımsız bir başka devlet yetkilendirmesinin de ilk adımını attı. Bu noktada, atılan adımın, hem Bosna’daki egemenlik hakları hem de savaş sonrasında uluslararası anlaşmalar ile garanti altına alınan düzen açısından kabul edilemeyeceği açık. Hatta bir paralel devlet düzeninin inşa edilmeye çalışıldığı da net. 

Dodik bu süreçte, birçoklarına göre Rusya’dan da bulduğu yüz ile hızını alamayarak bahse konu hamlelerinin yedi AB üyesi ülke tarafından desteklendiğini açıkladı. Bu arada genel başkanlığını yaptığı Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı (SNSD) tarafından kabul edilen bildiri metninin basına sızması ve metinde, vakti zamanında Miloseviç’in, savaşın pimini ateşleyen açıklamalarına benzer talep ve planların ifşa olması, giderek artan yeni bir savaş korkusunu da azımsanmayacak düzeyde ortaya koydu. 

Bu noktada ülkenin diğer taraflarından gelen açıklamalar da şartların eskisi gibi olmadığı görüşünü destekler nitelikte. Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Boşnak Üyesi Sefik Dzaferovic’in Dodik’e çektiği rest ve Bosna Hersek Demokratik Eylem Partisi (SDA) Başkanı Bakir İzetbegoviç’in Bosna’nın silah gücüne yaptığı sert atıf Sırplara verilen bir gözdağı gibi durmakta. Ayrıca İzetbegoviç’in, Hırvatlara yaptığı birlikte hareket etme çağrısı da ülkede giderek sertleşen havaya farklı bir konum kazandırmış durumda. 

Türkiye de olaylardan nasibini aldı geçen haftalarda. Çünkü Dodik ülkede yaşanan bir hareketlilikte Türkiye’nin geçmişteki gibi uzaktan izlemeyeceğini biliyor olanları ve bu durumda Türkiye üzerinden de siyaset yapmaktan geri durmuyor. Bosna’nın da bağımsızlığını ilan ederek federatif bir düzende Türkiye’ye bağlanmasını “tavsiye“ etmesi bu manada üstü kapalı bir itham. Türkiye’nin Bosna iç işlerine müdahale ettiğine dair bir kinaye, hatta suçlama. Elbette Dodik’in bu fevri söylemleri kadim diplomasi tecrübesinden gelen Türk kanallarınca kale alınmayacak ama bu gerilimin daha fazla tırmanmaması için de gerekli hamleler atılacaktır. 

Yazının devamını okumak için tıklayın