'Bize hain demeye mi başlayacaksınız?'

'Bize hain demeye mi başlayacaksınız?'

14 Temmuz 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Kıbrıs sorunu, biraz da olsa “Maraş sorunu” haline dönüştü. Türk tarafının "Kapalı Maraş" olarak isimlendirilen bölgeyi yerleşime açma çabaları, Rum tarafında ciddi bir tedirginlik yarattı. Mülkiyet sorunlarına hakimiyetiyle tanınmış olan avukatın biri, Kıbrıslı Rumları KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’na (TMK) başvurmaya ikna etmeye çalışıyor; aksi durumda “haklarını kaybedebilecekleri” konusunda uyarılarılar yapıyor. Rum resmi makamları ise, Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuranların “KKTC’nin yasallığını tanımış olacakları” yönünde milliyetçi bir baskı oluşturmaya çalışıyor. 

Ortada ciddi bir gerilim de var. Kıbrıslı Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis’i ziyaret eden Maraş kökenli Kıbrıslı Rumlar, bu gerilimin de etkisiyle, can alıcı soruyu gündeme taşıyorlar: “Böyle bir durumda (TMK’ya başvurmamız halinde) bize hain mi demeye başlayacaksınız!” 

Şimdiki moda bu! 

Bu gerilim aslında bütün bölgede var. Türkiye de dahil olmak üzere bölgemizdeki her sorunu “ya benimsin ya da toprağın” mantığı ile çözmeye çalıştığımız çok açık... 

Türkiye’deki kadın cinayetlerindeki patlamanın; yargısız infazların; yargılanmadan hapse atılanların; “düşmanıma benzettim” diye işlenen cinayetlerin nedeni başka ne olabilir ki? 

KKTC’de de benzer bir kutuplaştırma gayreti var... Önceki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ekibinde yer alan Ali Bizden’in Türkiye’ye girişinin yasaklanması da bu anlayışın ürünüdür. Yıllarca önce kişisel haklarını kullanması engelleniyor diye Avrupa mahkemelerine başvuran Dr. Ahmet An’ın Türkiye kapısından geri döndürülmesi neyin nesidir? 

KKTC’deki hukukçular, Bizden ve An gibi ailelerinin yarısı Türkiye’de yaşayan, çocukları Türkiye’de eğitim gören ama Türkiye’deki siyasi iktidar ile aynı görüşleri paylaşmayan Kıbrıslı Türklerin “Türkiye’ye girme-çıkma hakkı” kazanabilmek için Türk mahkemelerine başvurmaları gerektiğini söylüyorlar. 

Aslında ben, benzer uygulamalarının KKTC içinde de yaygınlaşmasını bekliyorum. Partizanlığın sıradan bir şey haline getirildiği KKTC’de, bunun da değişeceğini, “adam kayırmacılıktan düşman veya hain ilan etmeye” evrileceğini; milliyetçiliğinden kuşku duyulanların hayat damarlarının kesilmeye çalışılacağını öngörüyorum. 

“Hak” yoktur taraftarlık vardır! 

Kıbrıslı Rumlar, 47 yıl önce uzaklaşmak zorunda kaldıkları mülklerinden yararlanmaya kalkıştıklarında “hain” olacaklarsa Kıbrıslı Türkler de, “ben Kıbrıslı Rumlarla birlikte yaşayabilirim” dediklerinde bu “unvana” kavuşmuş olacaklar! 

Bundan böyle ekonomik çıkarları korumanın yolu, çalışmak ve kazanmak değil “yandaşlık” olacak. “Siyasal katılım hakkından” veya “hak aramadan” söz etmek bir fantazi haline gelecek. 

Aslında “hak” yoksa “yurttaşlık” da yoktur! Artık yurttaş olduğunuzu ileri sürmek işe yaramayacak; hayatta kalabilmek için “yandaş” veya “taraf” olup olmadığınızın hesabını vermek zorunda kalacaksınız! 

Kıbrıslı Rumlar Hristodulidis’e açıkça sormuşlar: “Artık bize hain mi demeye başlayacaksınız.” 

Hayır; kimse size hain demeyecek. Vatana ihanet ile suçlanmanın bile bir hukuku var. Sizi bundan yararlandırmayacak; öyleymişsiniz gibi davranacaklar! 

“Hain” damgası yemekten korkarak yaşamaya alışsanız iyi olacak!

Fotoğraf: Maraş.