'Biz kazandık siz kaybettiniz'

'Biz kazandık siz kaybettiniz'

15 Haziran 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

Hatırlayanlar vardır, 3 Temmuz ve deliller hakkında birçok yazı yazdım. Aslında benim temel yazma nedenim 3 Temmuz; o döneme ilişkin yalanları ve iftiraları anlatmak için bireysel bir Fenerbahçeli olarak yazmaya başladım, 10 yıldan fazla oldu yazıyorum. Hiçbir bireysel çalışmayı da küçümsemiyorum, atılan her taşın şeytanla mücadeleye katkısı oluyor. 

Fenerbahçe'ye kumpas davası mahkemenin kumpas kararı ile sonuçlandı ya "şeytan" yine akıl çelme ve manipülasyon çabalarına başladı. 

Mahkeme kararına göre toplam 386 defa "resmi evrakta sahtecilik", 318 kez "iftira" suçu işlenmiş. Tane tane tane yazıyorum ki anlaşılsın. Fanatizm batağına batmış, başka camiaların çıkarları için kullanılan ve futbol için cinayet işlemeyi göze alacak ve bundan mutlu olacak ruh hastalarına bir şey anlatmaya  çalışmama gerek yok çünkü anlamazlar. Onlar yaşama ve insana karşı olan hastalıklı nefretlerini Fenerbahçe'ye yönlendirip içlerindeki öfkeyi kusmak için neye istiyorlarsa ona inanıyorlar çünkü. 

Düşünün bir suç örgütü var ve sistemli ve önceden planlanmış olarak Fenerbahçe'ye kumpas kurmak istemiş, bunun için sahtekarlık yapmış, delil uydurmuş ve çarkın içindeki herkes bu örgütün üyesi. Yani bu davada sahte olmayan bir şey olduğunu düşünmek hiçbir "hukuk mantığı" ile örtüşmez. 

Sırf manipülasyon yapmak için kavramları karıştırıyorlar. 

1- "Spor yargısı, adli yargı ayrıdır" doğru ama eksik. Spor yargısı kamu bütünlüğünün bir parçasıdır ve adli yargının hükmü altındadır. Bunun anlamı şu: Spor yargısı adli yargının alanına giremez; şu meşhur örnekten gidelim, hani sahada sert girip bacak kırınca 3 maç alırmış da dışarda kırınca 3-5 yıl ceza alırmış ya o örnekten gideceğim. Çok doğru bir tespit ama spor yargısının aldığı karara istinaden siz 3 maç ceza alan futbolcuya "suçlu" damgası vuramazsınız. Şike kararı da böyle, UEFA'nın Fenerbahçe'ye ceza vermesi disiplin uygulamasıdır ama Fenerbahçe yöneticileri "şike" yaptı demeniz bir gerçek kişinin "yüz kızartıcı" bir suç işlediğine hükmettiğiniz anlamına gelir ve bunun adli açıdan bireysel sonuçları olur ve bu spor yargısının adli yargının alanına girmesi anlamına gelir ve spor yargısı bu noktada biter. UEFA ve CAS'ın "şike yaptı" dediği Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu'na ceza vermemesi bu yüzdendir. Yoksa İsviçre Federal Mahkemesi o kararı bir değil bin kez bozardı. "Ne ilgisi var" diyen olursa UEFA'nın gerçek kişilere neden ceza veremediğini sormaları gerekir. Ayrıca UEFA ve CAS'ın Fenerbahçe kararı bir ilktir ve zayıf bir delil standardı kullanmıştır, ispatlamak yerine hissetmek gibi bir delil standardı aslında skandal (hukuki dil yerine daha basit bir ifade kullanmayı tercih ediyorum, ben de hukukçu değilim, 3 Temmuz mağduru bir Fenerbahçeliyim, öğrendik işte) Şimdi UEFA bu dosyanın suçlularından biri çünkü artık tape ve "kanaat" oluşturacak hiçbir şey olmadığı gibi "Fenerbahçe iftiraya uğradı" diyen bir mahkeme kararı var. 

2- "UEFA kanunsuz delilleri kullanabilir." Bu da doğru ama UEFA "sahte delil" kullanamaz yani o tapeler (tape telefon konuşmalarının yazıya dökülmüş halidir ve orijinal telefon görüşmeleri imha edilmiştir) amacı Fenerbahçe'ye "suç uydurmak" olan sahtekarların yazdığı 386 defa resmi evrakta sahtecilik yapan hırsızların yazdığı o tapelerin sahte olduğu açıktır. Orijinal telefon konuşmaları artık imha edildiği için UEFA'nın, "Doğru, konuşmaları dinledim, tapelere bakmadım" deme şansı da yoktur yani artık UEFA'nın bir dosyası ve delili yoktur. Kumpas davası kararı "yeni delildir", UEFA disiplin talimatına göre şikede zaman aşımı yoktur, o dosya yeniden açılıp Fenerbahçe aklanacaktır. 

3- "UEFA ve CAS temiz kurumlardır, verdikleri karar adildir." En büyük yalan bu çünkü o dönemin UEFA'sı dünyanın en kirli kurumudur, rüşvet ve ahlaksızlığa batmıştır. O dönem UEFA'yı 3 kişi yönetiyordu; Platini, Villar ve İnfantino. Platini yargılandı ve spor hukuku tarafından  "haksız kazançtan" suçlu bulundu, İnfantino "hukuki usulsüzlük" nedeniyle İsviçre tarafından soruşturuluyor. Villar ise ise İspanya'da oğlu ile birlikte tutuklandı ve yargılanıyor. Suçları ise görevi kötüye kullanma ve çıkar sağlama. Villar bizim için önemli bir isim çünkü UEFA dosyasındaki Müfettiş Palacios onun oğluna ait hukuk bürosunda çalışıyordu ve Gorka Villar'ın ofisi aracılığı ile çeşitli UEFA kararlarının satın alındığını düşünmek çok mümkün. Ayrıca Villar'ın TFF üçlüsü ile yakın ilişkisi vardı ve onları UEFA'da işe aldı. Yani UEFA ve kararı temiz değildi. 

4- Hem Ergenekon kararı hem kumpas kararı Trabzonspor'un Fetö'ye himmet parası ödediğini mahkeme kararı haline getirdi. Düşünün bir suç örgütü var, Fenerbahçe'ye kumpas kuruyor ve siz de Fenerbahçe'nin rakibi olarak o örgüte para veriyorsunuz. Spor hukuku açısından bu işin sportif yanının içinde olduğunuzu düşünmek için yeterli sebep var, üstelik mahkeme Fetö'nün değil bağımsız Türk yargısının mahkemesi. Kısacası Yargıtay onayı sonrası Fenerbahçe için mutlu biten süreç Trabzonspor için acı bir sürecin başlamasına neden olabilir. 

5- Şekip Mosturoğlu ve İlhan Ekşioğlu AİHM'e başvurdu ve gün aldı, AİHM daha önce birkaç kez TFF'yi mahkum etti ve büyük olasılık bu davada da mahkum edecek. AİHM, Avrupa Birliği organı, İsviçre AB üyesi değil ama AİHM yetkisini kabul ediyor. Hatırlayacağınız gibi, Doğu Perinçek Ermeni soykırımı olmadığını dile getirdiği için İsviçre'de ceza almış ve AİHM Perinçek'in ifade özgürlüğünün kısıtladığına hükmetmişti. İsviçre'yi bağlayan AİHM kararı UEFA ve CAS'ı da bağlar. Büyük olasılık AİHM Fenerbahçe yöneticileri lehine karar verecek, bu da UEFA'yı kararı değiştirmeye zorlayacaktır.  

Daha birçok gerekçe yazarım ama bitti, biz kazandık siz kaybettiniz. Bundan sonra geçen her gün bizim lehimize, "şeytan"ın aleyhine olacak.

Etiketler:  Futbol