Birgün Erk Acarer ile yollarını neden ayırdı?

Birgün Erk Acarer ile yollarını neden ayırdı?

5 Ekim 2021 Salı  |   Serbest Kürsü

Metin Gülbay

Erk Acarer ile Birgün'ün yollarını ayırmasının Faruk Bildirici'nin Acarer'in Sedat Peker'in tweetlerini kendi hesabından yayımlamasını eleştirmesinin neden olduğuna ilişkin yaygın bir kanaat gelişti kamuoyunda. Oysa gerçek hiç de böyle değil. 

Konuştuğum konuyu bilen gazeteci arkadaşlarım Birgün ile Acarer'in yollarının aslında kendisi Almanya'ya gittiğinde ayrılacağını ancak Acarer'in, "Emekliliğime az kaldı, o zamana kadar bekleyelim lütfen" önerisinin Birgün yönetimince kabul edildiğini söylüyor. Yani epey önce alınmış bir karar var ortada anlaşıldığı kadarıyla.  

Acarer'in Sedat Peker'in tweetlerini paylaşması ve Faruk Bildirici'nin o ünlü eleştiri yazısını yazması üzerine yol ayırma işleminin zamanının geldiğine karar veren Birgün yönetimi bu kararını kendisine bildirmiş ve her şey sessiz sedasız, usulüne uygun biçimde yapılıyormuş. Ta ki bu olay Twitter'da patlayıncaya kadar. Bunun üzerine iş bu noktaya gelmiş. Yani Birgün gazetesinin tavrının Bildirici'nin yazısıyla azıcık ilgisi var. Arada hiçbir sorun yokken bu yazı üzerine alınmış bir karar değil gazetenin kararı. Sanırım Erk Acarer de bu durumu teyit edecektir. Zaten kendisine alacakları ödenmiş, emekli de olmuş diye duydum. Hayırlı uğurlu olsun, gazetecinin emeklisi olmuyor tabii, bundan sonra da kendisini medyada göreceğiz diye umuyorum.  

Acarer'in Bildirici'nin eleştirisini saygı içinde kabul etmesiyle konu kapanacakken Sedat Peker "her şeye maydanoz" durumunu andıran bir tavırla, araştırıp, öğrenmeden bir şeyler söyledi. Sonra patavatsızlık yaptığını anlamış olacak ki geri adım attı. Sanırım kendisi Türkiye medyasındaki mesleğin temel ilkelerini savunan az sayıdaki gazeteciyi pek tanımıyor. Bu konuda çaba harcıyor mu diye bakıldığında ise şu anda yanında saf tutan Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil'den başka kimseyi pek tanımadığını görüyoruz. Bu iki ırkçı ulusalcının kendisinin popülaritesini kullanmaya çalıştığının bile farkında değil sanki Sedat Peker. Üstelik kendisinin açıklamalarıyla Erk Acarer de güç durumda kaldı, düşünsenize hayatında hiç bulaşmadığı ulusalcılarla aynı safta imiş gibi bir görüntü oluştu. Acarer de bu durumun pek farkında değil gibi görünüyor ama. 

Bir de tabii Fatih Altaylı'nın konuya tuz biber eken yazısı var. Okuyunca sanki Erk Acarer'in Birgün gazetesiyle yollarını ayırmasına Faruk Bildirici'nin yazısı neden olmuş gibi bir şey anlaşılıyor. "Bence Birgün gazetesine haksızlık ediliyor" cümlesi de yadırgatıcı. Altaylı Birgün gazetesini arayıp olayı öğrenebilir, böylece de doğrusunu yazabilirdi kolaylıkla. Aramış mı bilmiyorum, yazısında böyle bir şey söylemiyor. Eğer aramadıysa burada da bir meslekî hata var. Altaylı'nın yaptığı araştırmadan, duyumlara göre haber yazmak. Bu bizim meslekte kesinlikle yanlış bir yöntem. 

Benim asıl söz etmek istediğim konu ise Faruk Bildirici'nin Erk Acarer'in temel gazetecilik yanlışının başka genç gazetecilerce de (farkında olmadan) kullanılmasının önüne geçmek için yaptığı uyarı. Faruk'a bu konuda hak veriyorum. Adıyla hitap ediyorum çünkü Faruk benim çok sevdiğim kırk yıllık arkadaşım, ayrıca okul arkadaşım.  

Olaya gelince... Evet Erk Acarer'in yaptığı mesleki bir yanlış ancak ben bunu biraz farklı algılıyorum. Bulunduğumuz ülke demokratik bir ülke örneğin bir Batı Avrupa ülkesi olsaydı Erk Acarer zaten bunu yapmak zorunda kalmazdı çünkü kimsenin tweet atması yasaklanmazdı, organize suç örgütü lideri olsa bile. Ama biz böyle bir ülke değiliz, bu yüzden Acarer'in cesaretini eleştirmek bana biraz ağır geliyor. Evet meslekî olarak bir yanlış yaptı ama bu kötü niyetle yapılmış bir yanlış değildi. Ancak yanlış yanlıştır ve Ceren Sözeri'nin Evrensel'deki yazısında çok doğru bir şekilde belirttiği gibi kabak sonunda Acarer'in başına patlayabilir. Aracılık ettiğiniz kişi bir suç örgütü lideri ve demokrasi ile insan hak ve özgürlükleriyle uzaktan yakından ilgisi olmamış ve şu anda da yok. Zaten kendisi de bunu dile getiriyor, kendi "kan" davasını güdüyor. Sözeri şöyle diyordu yazısında:

"Acarer’in bu işten ne çıkarı var? Üstelik Peker, kendi tabiriyle 'kendi intikam davasını güdüyor',  kurtarıcılığa soyunmuyor. Yarın intikam davası için kamu çıkarından vazgeçebilir, bir anlaşma yapabilir, yolsuzluklara ilişkin belgelerin bir kısmını (mesela işine gelmeyenlerini) gizliyor olabilir. Bunun için kim suçlayabilir Peker’i? Muhtemelen kendisini bir kurtarıcı olarak gören 'fanları', 'ideolojik taraftarları'. Öyle bir durumda Acarer’in kaybı, Peker’inkinden çok daha fazla." 

Erk Acarer'e bu işlerde biraz daha dikkatli olmasını tavsiye ediyorum, bir meslektaşı olarak elimden ancak bu geliyor.

Not: Yazımı siteye gönderdikten sonra Birgün gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın'ın Twitter'dan yaptığı paylaşım dolayısıyla yapılan haberleri ben bu sabah öğrenebildim. Çünkü Kaş'ta internet kesikti dün akşam. Bu sabah erişim sağlanabilmiş yeniden, ben de açıklamayı okuyabildim. Paylaşımda şöyle denmiş: "BirGün yazarının, Sedat Peker’in dile getirdiklerini 'bilgi' nitelemesiyle doğrudan kendi sosyal medya hesabından aktarması, gazetemizin yayıncılık anlayışıyla ve habercilik tarzıyla uyuşmamaktadır. Gazetemizin yazarlarından Erk Acarer ile yollarımızı ayırma kararımızın arkasında olan yegane neden budur. Bu görüşümüzü Erk Acarer’e de ilettik. Konuya ilişkin birbirine yakın değerlendirmeler yapamayınca, bugüne kadarki emekleri için kendisine teşekkür edip vedalaştık."

Haberi aldığım gazeteci arkadaşım olayı yazımda aktardığım gibi anlattı ve kendisi gazetede ne olup bittiğini bilecek kadar "bilgili". Ayrıca Faruk Bildirici ile de konuşmuştum. Birgün gazetesinin açıklamasındaki olayın "yegane nedeni budur" sözleri Acarer'le emeklilik görüşmeleri yapılır ve bekleme kararı alınırken gösterilen iyi niyetle uyuşmuyor. Şu soru yanıtsız kalıyor doğal olarak: Erk Acarer ile konuşulmuş ve bekleme kararı alınmış ise sanki hiçbir sorun yokmuş da Acarer'in Sedat Peker'in tweetlerini paylaşması üzerine bu kararı aldığını belirtmesi ne derece doğrudur? 

Etiketler:  Metin Gülbay