Bir transferin ötesi

Bir transferin ötesi

19 Ocak 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

Tarih 3 Temmuz 2011, devletin her yerini Fetö denilen suç örgütü ele geçirmiş, her yerde etkinler ve her şeyi yapabilecek güce sahipler. Ordunun en seçkin amiral ve generallerini uyduruk delillerle hapse atıp ülkenin en mahrem sırlarını çalmışlar. 

O gün Fenerbahçe saldırıya uğramış, Başkanı ve yöneticileri esir alınmış, parası pulu darmadağın edilmiş, yetmemiş hakem, TFF, SPK, müfettiş, polis, savcı hepsini üstüne salmışlar. Fenerbahçeli yılmamış ama elbette hasar da büyük, oyuncular satılmak zorunda kalınmış, hisse değeri düşmüş, kaynaklar kurumuş, bankalar kredi vermemiş, tüm devletle mücadele etmek durumunda kalmış.

O dönemde diğer takımlara statlar yapılmış, yıllardır hiçbiri defalarca denemelerine rağmen stat sahibi olmamışken birer birer stada kavuşmuşlar.

Bilmiyorum, belki taraftar olduğum içindir ama "2013'den sonra kim en çok şampiyon oldu" diye sormak bence bir tür suç ortaklığı itirafıdır. Fetö bitmediği gibi Fenerbahçe'ye verdiği zarar birkaç yılda telafi edilebilecek türden değildir. Herkese SPK'den para yağarken SPK Başkanı "Fenerbahçe ligden çekilemez" diyecek kadar herkesin kulübü karşısına aldığı ve zarar verdiği bir dönemdir bu. Senin rakibine katil bir terör örgütü ölümcül bir virüs enjekte etsin, daha kötüsü uzun süre hastaneye gitmesine izin vermesin, doktorları, ilacı yasaklasın... Elbette Fenerbahçe'nin bu tahribat ve düşmanlıkla şampiyon olmaması çok normal, bu dönemde "En çok ben şampiyon oldum" demek bence bu şartlarda itiraftır. 

Ama size başkaları eliyle verilen hiçbir güç kalıcı olmaz asıl olan sizin doğanızın yarattığı, kendinizden kaynaklanan güçtür ki kalıcı olan budur. Fenerbahçe böyledir. 

Mesut Özil top oynarmış, oynamazmış, iyi futbolcuymuş kötü futbolcuymuş umurumda değil. Mesut Alman milli takımı ile kupa kaldırırken "Büyük Türk" söylemleri ile şovenizm orgazmı yaşayanların, şimdi "Ama Türk milli takımını seçmedi" diye ağlaşan zavallılara dönmesi de umurumda değil çünkü Mesut Özil bir transferden ötesidir. 

Topuyla tüfeğiyle üzerine gidilen, akla gelebilecek her türlü zulme uğrayan hâlâ maçlarına Ümit Öztürk, Zorbay Küçük, Arda Kardeşler gibi tarafsız olmadığı açık olan tetikçi hakemler gönderilip katledilen Fenerbahçe, müthiş bir güç gösterisi yapmış, geri döndüğünü ilan etmiş ve karşı cephede büyük bir yenilgi duygusu yaratmıştır. 

Tüm dünya 3 Temmuz'daki "kadın zaferi"nden sonra ikinci kez Fenerbahçe ismini övgüyle duymuş, Türkiye'nin en çok şampiyon olan takımı imajı dünya gündeminde çalkalanmıştır. 

Çok daha önemlisi, çok uzun süredir ilk defa Fenerbahçe taraftarı göğsünü nefesle doldurup bir araya gelmiş ve Fenerbahçe'nin etrafında 3 Temmuz kalkanı yeniden oluşmuştur. 

Bir de "devlet desteği" konusu var...

Evet Fenerbahçe'nin devletle ilişkisi hep iyi olmuştur çünkü vatansever ve Atatürk'ün takımıdır. Sidikli Fetö sevmez, Katil Apo sevmez, devlet Fenerbahçe'yi niye sevmesin ki? Ama Fenerbahçe devleti sportif rekabete hiç alet etmemiştir, hiç kullanmamıştır. Devleti ve siyaseti futbola bulaştırıp rekabet avantajı elde etmeye çalışanlar başkalarıdır ve onlar futbolun kirlenmesine neden olmuşlardır.  

Elbette uzun süredir devlet ve siyaset de Fenerbahçe'ye yapılan zulmü yavaş da olsa anlıyordu ama Fenerbahçe'nin herkese dayak atan bir marka olması Mesut Yılmaz'la başlayan, Mehmet  Ağar'la devam eden Fetö ile zirve yapan bu sürecin geriş dönüşünün çok yavaş olmasına yol açıyordu ama Mesut bu süreci de hızlandırdı. Siyaset yakıştırması o yüzden, yoksa devlet Fenerbahçe'ye yardım etmedi, Mesut bu camianın alnının teridir. İftiranın kaynağı ise açık haksız rekabet yaratan Fenerbahçe'ye karşı rakiplerin tek silahı olan devlet ve siyaset desteğini kaybetme korkusu.

Keşke devlet ve siyaset futboldan elini çekse, her yıl Fenerbahçe dışında kimse şampiyon olmaz.

Mesut Özil top oynamasın hatta sahaya bile çıkmasın önemi yok çünkü Mesut Özil bir transferin çok ötesidir...

Etiketler:  Futbol