Bir galibiyetten fazlası

Bir galibiyetten fazlası

9 Kasım 2020 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta aldığı Ankaragücü galibiyetinin ardından, oyun açısından olmasa da, haftayı üç puanla kapattığı için bir nebze rahatlarken, takım gelecek adına birçok soru işareti ile karşı karşıya kalmıştı. Geçen hafta, sarı kırmızılı ekip için geliştirilmesi gereken çok şey var diye düşünüyordum. Her ne olursa olsun, bu kritik haftada önemli olan üç puan almak. Fenerbahçe ve Alanyaspor’un puan kaybı yaşaması ile alınan bu sonuç, takıma bir galibiyetten fazlasını kazandırdı. 

Maçın ilk yarısında Galatasaray sahaya her zamanki kadrosu ile çıkarken, sakatlığı bulunan Radamel Falcao takımını bu deplasmanda yine yalnız bıraktı. Falcao büyük bir oyuncu, bu sene sezon başı yaşadığı kamp sayesinde daha istekli, hırslı bir Falcao izliyoruz. Bu gerçekleri kimse göz ardı etmiyor fakat ne zaman önemli bir maç olsa, Galatasaray bu oyuncudan yararlanamıyor. İki üç maç oynayıp beş maç oynamayacaksanız, size ödenen ücretin hiçbir anlamı yok. Mustafa Cengiz ve yönetimi, Falcao’ya verilen paranın tamamını scout ekibine harcasa idi, genç, potansiyel sahibi on tane forvet bulunabilirdi. Yönetimin bu konuya el atması gerekiyor. Bu sakatlığın, Milli ara öncesine denk gelmiş olması düşünülmesi, değerlendirilmesi gereken başka bir etken.

Hal böyle iken, forvet hattında Ryan Babel ile başlayan Terim, orta saha rotasyonunda Taylan–Belhanda ikilisini değerlendirirken on numara mevkiine Arda Turan’ı koydu. Yarının ilk dakikasından, son dakikasına kadar sahada derli toplu gözüken ekip Galatasaray oldu. Topu, ikinci bölgeden çok iyi çıkartan Fatih Terim ve öğrencileri, geçen hafta yaşanan hücum parselizasyonu sıkıntısını üstünden atmış gibiydi. Bununla beraber Emre Taşdemir, ne zaman görev gelir ise gelsin, elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bu zorlu deplasmanda da elinden gelen her şeyi yaptığını düşünüyorum. Açıkçası, Galatasaray’ın attığı gol harici değerlendirilecek, konuşulacak çok bir pozisyona şahit olmadık. Geçen hafta da belirttiğim gibi, ‘’Galatasaray hücum edebiliyorken bunu yapmıyor’’ demiştim. Öyle ki, bu maçta da şahit olduğumuz üzere, takım organize atak kurarak hücuma çıkabiliyormuş. Yapılan ilk denemede Younes Belhanda takımını kurtaran isim oldu. Terim’in bir diğer vazgeçilmez ismi olan Younes Belhanda için birkaç şey söylemek istiyorum....

Kendisini, Fransa’da parladığı dönemden beri takip ediyorum. Bu oyuncu, on numara pozisyonu için uygun bir isim değil. Takımınız eğer, 4-1-4-1 dizilişi ile sahada ise, Belhanda ve onun gibi oyunculardan sol kanat ve merkez orta saha mevkiinde yararlanabilirsiniz. Hatırlayanlarımız olacaktır, bir döneme ligimizde de damgasını vuran Miroslav Stoch’un oyun tarzı ile Belhanda’nın oyun tarzı aynı. Gördüğümüz gibi, Faslı yıldız doğru yerde oynatıldığında takıma büyük katkılar sağlayabiliyor. Fatih Terim umarım bunu fark edebilmiştir. Ben kenarda olsam bir de Feghouli’nin yerinde denerdim. Oyuncunun alışık olduğu alandan şaşılmamalı. Gençleri sahada ne zaman göreceğimizi ise çok merak ediyorum. Sarı-kırmızılıların transfer çalışmaları hızlanmış durumda. Devre arasında görüşme yapılacak olan ilk isim Bursaspor’un parlayan yıldızı Ali Akman… Ali henüz 18 yaşında pırıl pırıl bir çocuk. Çıktığı son 9 maçta 7 gol 1 asistlik performans sergileyerek dikkatleri üzerine çekti. Bu yaşta büyük kulüplerin radarına girdiğinizde her şey yolunda gidiyormuş gibi görünür. Bana soracak olursanız tam tersi. Terim son yıllarda takıma kattığı genç oyuncuların hangisine uzun süre şans verdi, hatırlayanınız var mı? Bu çocuk, devre arası takıma katılırsa, iyi giden performansını sürdürmez, sürdüremez… Fatih Terim, eski bildiğimiz Fatih Terim’den çok uzakta…

Sivasspor hafta arasında oynadığı Avrupa maçında galip gelerek hem moral depoladı hem de ülkeyi kurtardı… Biliyorsunuz sıralamada maalesef bir hayli gerideyiz. Ülkemizin geçirdiği bu zor günlerde tek yumruk olabilmek, aynı çatı altında birleşebilmek her şeyden değerli. Anadolu takımlarında çok fazla bir rotasyon olmadığından bu maç temposuna ayak uydurabilmek kolay değil. İlk yarı sahada bir hayli yorgun bir takım izledik. Yiğidolar, topu ileri taşımakta çok zorlandı. Buradaki asıl amaç, ilk yarı oyunu dengede tutup ikinci topyekûn hücuma çıkmaktı. Bir anlık konsantrasyon kaybı yaşayan kırmızı- beyazlılar, kalesinde golü gördükten sonra uykudan uyandı diyebiliriz. Yenilen gol, takıma sert bir tokat olduğundan, alışık olduğumuz oyununu oynayan, çabalayan bir takım gördük. Maçın kırılma anı ise Fayçal Fajr’in kaçırmış olduğu penaltı oldu. Rıza Çalımbay ve ekibi devreye eşitlikle girmiş olsa idi, çok farklı şeyler yazabilirdik. İkinci yarının başında yenilen gol takımın bir süre oyundan düşmesine sebep olsa da, benim için Sivasspor bu müsabakanın kaybedeni değil. Futbol bu, bazen olmayınca olmuyor. Kırmızı-beyazlılar, elinden gelen her şeyi yapsa da Okan Kocuk’u geçemedi. Rıza hoca ve ekibi için bu maç içerisinde değerlendirilecek, ders çıkartılacak çok şey var. İlerleyen haftalarda daha da iyi olacaklarını düşünüyorum…

Etiketler:  Futbol