Bilincimizin yüksek durumlarına açılan kapısı

Bilincimizin yüksek durumlarına açılan kapısı

6 Haziran 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Beş duyumuz ve sezgilerimizin işlevi olmadan duygularımız ve düşüncelerimiz yine de olur muydu? Yaşamımız boyunca içeride olan bitene mi yoksa dışarıda olan bitene mi ses veriyoruz? 

“Bir Yogi'nin Otobiyografisi” kitabında bilincin vücuda beyin ve omurga yoluyla girdiği ifade edilir. Gerçek şu ki, duyuların aracılığından başka hiçbir şey bilemiyoruz, böylece yaşam gücü bedende sıkışıp kalıyor. İkilikler ise yaşamı bir terazinin iki kefesinde tartmayı öğreterek bize birçok deneyim, öğreti sunuyor ve “varım” demenin yolunu ses vererek, konuşarak ortaya koymaya çalışıyoruz. 

Kitapta, çıkış yolu olarak "yaşam gücünün kozmik enerji ile birleşmesi ve bilincin sonsuz bilince karışması mümkündür" deniliyor. Bu amacı gerçekleştirmenin yolunun, yaşam gücünün omurgadan beyne doğru, sonra da kaşlar arasındaki merkezden yukarı doğru çekilmesi ile mümkün olduğu belirtiliyor ve "omurga sonsuzluğa giden yoldur" deniliyor. 

Yine bu bağlamda, Dr.Mauro Zappaterra’ nın  Neuron bilim dergisine kapak olmuş bir teorisi bulunmaktadır. Dr.Zappaterra, bu teorisinde, yogada ifade edilen en önemli üç nadilerden (enerji kanalı) “İda”nın epifiz, “pingala”nın hipofiz ve “Şuşumna”nın Serebrospinal sıvıyı ifade ettiğini öne sürmüş ve teorisine söyle devam etmiş :   

“Ventrikülin, beynin içerisindeki dört boşluktur. Bugün bilimsel olarak serebrospinal sıvının beynin ortasında bulunan ventriküllerde üretildiği biliniyor. Ortadaki ventrikülinin bir tarafında epifiz, diğer tarafında hipofiz bulunmaktadır. Epifiz, hipofiz, serebrospinal sıvının buluştuğu yer 3.venrikül ve yogada buraya kristal saray deniliyor. Yin ve yang enerjileri burada uyumlanıyor ve 'varım' fiziksel olarak burada oluşuyor. Serobrospinal sıvıda bilgi ilahidir ve anında dağılır. Senkronize, simultanedir ancak hiçbir sinaps (yol) kullanmıyor. 'Öz' buradadır.” 

Konu daha fazla dağılmadan, yukarıdaki bilgilere, vücudumuzun hayati fonksiyonlarını yöneten enerjiler olan “Pancha Vayu”lardan beşincisi olan “Udana Vayu” hakkında bilgiyi paylaşarak devam edelim. 

“Udana Vayu” : 

• Uçan hava olarak çevrilebilir ve bilincimizin yüksek durumlarına açılan kapısı olarak görülür. 

• Bu enerji saat yönünde hareket eder ve boğaz ve baş çevresinde dairesel bir akışa sahiptir.  

• Fiziksel olarak işlevi, omurgamızın tabanından beyne enerji taşımaktır.  

• Beş duyumuzun işleyişinden sorumludur. İletişimi, seslerin üretimini, sesi, şarkı söylenmesini ve yediklerimizin yutulmasını düzenler. Konuşmayı, kendini ifade etmeyi ve büyümeyi yönetir. 

• Eylemi metabolizasyondur, ifadesi sözeldir. 

• İlişkili çakraları boğazımızın ortasında yer alan “Vishudda çakra” ile iki kaşın arasında yer alan üçüncü göz olarak bilinen “Ajna çakra”dır. Elementi havadır. 

• Duygusal olarak bu, “vayu” yaşamdan önceki coşkumuza ve irademize karşılık gelir. 

• Enerjik olarak “Udana Vayu” , diğer dört “vayu”ları her zaman dengede tutmaktan sorumludur.  

• Enerjisi iyi çalışmıyorsa, konuşma zorlukları, nefes darlığı, işitme, tat ve kokumuzu etkileyen iletişim yeteneğimizde bozukluklar ve genel olarak boğaz hastalıkları ile kendini gösterebilir. Görme sorunları, koordinasyonsuz hareket veya denge kaybı da zayıf ve işlevsiz bir “Udana vayu” göstergesi olabilir. 

• Çene kilidi “Jalandhara Bandha”, Okyanus nefesi “Ujjayi Pranayama” ile arı nefesi “Bhramari Pranayama” çalışmak ve boyuna, omuzlara, başa enerji getiren ters yoga duruşları, geriye bükülmeler bu “vayu”nun dengeli işleyişini ve kontrolünü arttırmaya yardımcı olabilir.  

Hissetmek için, gözlerinizi kapatın, uzun bir omurga ile rahat bir oturuş veya ayakta duruş bulun. Nefes alırken omurgadan nefesin akışını hissedin, göğüs boşluğunun omuzlara doğru genişlemesini takip edin ve baş boyun çevresinde dolaşan nefesi hissedin. Nefesi rahat ve uzun verirken enerjinin omurgadan inip ayak tabanlarınızdan aktığını fark edin. 

Namaste...