'BİK’in hukuksuz uygulamalarına hayır!'

'BİK’in hukuksuz uygulamalarına hayır!'

25 Ağustos 2022 Perşembe  |   iyi

Basın meslek örgütleri, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen basın üzerinde baskı oluşturmaya devam eden, son olarak Evrensel Gazetesi’nin resmi ilan ve reklam hakkını iptal eden Basın İlan Kurumu’nun (BİK) haksız-hukuksuz uygulamalarına tepki göstermek için bir araya geldi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), DİSK Basın İş Sendikası temsilcileri bir basın toplantısı yaptı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantının moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş üstlendi.

Güneş şöyle konuştu: 

“Halkın demokratik toplumda tartışma ortamına katkı sağlayan her konuda doğru, güvenilir bilgiye erişim hakkı vardır. Basın özgürlüğü Anayasamız gereğince resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini kapsamaktadır. Ancak özerk olması gereken Basın İlan Kurumu (BİK) bugüne kadar verdiği resmi ilan kesme cezalarıyla basın özgürlüğüne iktidar adına düzenli olarak müdahale etmiştir. Eleştirel yayın yapan gazetelere resmi ilan kesme cezaları rutin bir uygulamaya dönüşmüştür. Basın İlan Kurumu’nun sadece 2020 yılında  803 resmî ilan cezası verdi. Cezaların yüzde 88’i BirGün, Sözcü, Cumhuriyet, Korkusuz ve Evrensel Gazetesine verildi. Bu süreçte, Birgün, Cumhuriyet, Evrensel ve Sözcü gazeteleri çeşitli tarihlerde yayımladıkları haber ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek resmî ilan ve reklamlardan yoksun bırakılmaları nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun Mart ayında verdiği pilot kararının 10 Ağustos 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan gerekçesi de bu haksız ve hukuksuz cezalandırma sürecini doğrulamıştır. Anayasa Mahkemesi Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan ve reklamların kesilmesine ilişkin kararıyla ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine  ve yapısal sorunun çözümü için keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine, 10 bin TL. tazminat ödenmesine  karar vermiştir. Basın İlan Kurumu ise Evrensel Gazetesi’nin resmi ilan ve reklam yayınlama hakkının sona erdirmiştir. Bu karar başta Anayasamıza, Basın Kanunu’muza aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’ne müracaat eden Cumhuriyet Gazetesi,  Sözcü Gazetesi, Bir Gün Gazetesi de mi aynı akıbetle karşılaşacak? Demokratik bir toplumda tüm kurumlar bağımsız ve özgür karar almalıdır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda demokrasiden söz edilemez. BİK’in iktidar lehine resmi ilan sopasıyla, kitle iletişim araçlarının ekonomik yollarla seslerinin kısılmaya çalışması  hukuka ve kanuna aykırıdır. Seçime giderken haberin serbest dolaşımıyla, gazetecilerin ve yurttaşların habere erişiminin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Biz meslek örgütleri olarak Evrensel Gazetesi ile dayanışma içindeyiz. Halkın habere erişimini engelleyecek her adıma karşı mücadelemiz sürecek.” 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Güç ise Anayasa Mahkemesi kararının açık olduğunu belirterek şöyle dedi: 

“Anayasa Mahkemesi; BİK’e verilen yetkinin, basının etik değerlerini düzenleme amacından öteye giderek artık kimi basın mensupları açısından caydırıcı etki yaratabilecek bir cezalandırma aracına dönüştüğüne,  bu durumun sistematik bir soruna neden olduğuna karar vermiştir. Resmi ilan kesme cezasının dayanağı olan Kanun'un 49. maddesindeki kuralın kapsamı ve sınırlarının, belirli bir açıklık ve kesinlikte olmadığına işaret etmiştir.  BİK'in sahip olduğu yetkinin sınırlarının öngörülemez biçimde geniş olduğuna, kurum kararlarına karşı yapılan  itiraz usulü ile sonuç alınma ihtimali bulunmadığını hatırlatmıştır. Öngörülen ceza miktarları arasında makasın çok geniş tutulduğuna, bu sürelerin neye göre belirlendiğine dair hiçbir açıklamada bulunulmadığına, kapsamlı bir takdir yetkisi tanındığına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararında, Kanun'un 49. maddesindeki resmî ilan ve reklam kesme cezalarına ilişkin koşulların çerçevesinin çizilmesinin zorunlu olduğuna, Kanun maddesinin, belirli bir açıklık ve kesinlikte yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu nedenle TBMM, söz konusu Anayasa Mahkemesi kararını önemsemeli, demokratik bir toplumun gereklerine uygun, ifade ve basın özgürlüğünü en geniş  şekilde koruyucu, Basın İlan Kurumu’na yönelik yeni düzenlemesini sorumlulukla yerine getirmelidir. Evrensel Gazetesi’nin resmi ilan ve reklam hakkı iptalinden vazgeçilmelidir.”  

Toplantıda konuşan Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanı Banu Tuna ise görüşlerini şöyle dile getirdi:

“1961’in sıkıyönetim koşullarında, cunta tarafından tarafsızlık ilkesiyle kurulan Basın İlan Kurumu, 61 yıl sonra bugün eleştirel basım kendi elleriyle boğmayı deniyor. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen, 195 sayılı kanunu TBMM’ye yeniden düzenlenmek üzere göndermesine rağmen, meseleyi oldu-bittiye getirerek Evrensel’i susturmaya yönelik bir karar alıyor. Burada kararın gerekçesinin ne kadar uydurma olduğunu söylemek veya Anayasa Mahkemesi kararı üzerinden BİK’te tarafsızlık aramak gereksiz. Çünkü bu kararlar başka yerlerde alınmış kararlar. Bu kararlar alınırken haklı gerekçe arama zahmetine bile girilmiyor. Karar tek aslında, eleştirel sesler susturulacak, Evrensel susturulacak. Basın İlan Kurumu, iktidarın sopası olmak için 2013 ’ten itibaren sistematik biçimde yapısını, yönetmeliklerini tek tek değiştirdi. Darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle tek adam anlayışı Basın İlan Kurumu’na da sirayet etti. O tarihten itibaren olur olmaz cezalar verilmeye başlandı. Haberlere ilişkin ilan kesme cezaları maksimum üç günü geçmezken 2018’den sonra en az 15 günle başladı. İktidarın bürokratlarından tutun da akademisyenlerine kadar yapılan eleştirel haberlere ilan kesme cezaları verildi. Hükümetlerin kamu gücüne dayanarak yandaş olmayan basma ekonomik ambargo uygulamasının önüne geçmek için kurulan Basın İlan Kurumu son yıllarda ekonomik ambargonun ötesinde susturma çabasına girdi. Evrensel gazetesine üç yıldır hukuksuz bir biçimde verilmeyen resmi ilanlar geçtiğimiz gün alman kararla tamamen kesildi. Bu karar Evrensel gazetesinin ekonomik olarak susturulmasını hedeflemektedir. Son haftalarda iktidarın yanlış politikalarını eleştiren başka gazetelere de yüz binlerce liralık cezalar verilmiştir. BİK de tıpkı RTÜK gibi basın özgürlüğünü yok etmek için talimatla kararlar vermeye başlamıştır. Basın İlan Kurumu yönetimini bir an önce Evrensel Gazetesi hakkında verdiği hukuksuz karardan vazgeçmeye, bizlerin vergileriyle toplanan kamu kaynaklarının basın özgürlüğüne hizmet edecek dağıtmaya çağırıyoruz. Evrensel Gazetesi çalışanları dokuz yıldır sendikamızda örgütlüdür. Basın özgürlüğü, ekonomik ve sosyal haklar için yürüttüğümüz mücadelenin yol arkadaşıdır. Biz de TGS olarak bu haksız, hukuksuz karara karşı Evrensel Gazetesi çalışanlarıyla birlikte mücadele edeceğimizi buradan ilan ediyoruz.” 

DİSK Basın İş Sendikası Genel Başkan Faruk Eren ise konuşmasına başlarken “Basın İlan Kurumu bu son uygulamasıyla Evrensel’i  ekonomik olarak cezalandırmaya çalışıyor. Evrensel Gazetesi bununla susmayacaktır yine işçi sınıfına ve çalışanların ezilenlerin sesi olmaya devam edecektir. Metin Göktepe gazeteciliğini sürdürecektir. Evrensel ile dayanışma içinde olacağız hepimiz” dedi. Faruk Eren sözlerine şöyle devam etti: 

“Basın İlan Kurumu iktidarın bir aparatı durumunda, iktidara biat etmemiş her yayın organının ekonomik olarak ve yasa dışı biçimde susturmaya çalışıyor. Cezalandırmaya çalışıyor. Sadece bunu yapmıyor. İktidarın propaganda aygıtı haline gelmiş yayın organlarını fonluyor aynı zamanda. Kerameti kendinden menkul kaç sattığı belli olmayan gazetelere bol bol ilan veriyor. Bu arada Basın İlan Kurumu internet sitelerine de el atmaya çalışıyor biliyorsunuz. Yasa teklifi var. Yeni dönemde görüşülecek. İnternet sitelerini de bu durumda denetim altına almaya çalışıyor. Şimdi İletişim Başkanlığı basın kartlarının büyük bir keyfiyetle dağıtıyor veya dağıtmıyor. Kimin gazeteci olup kimin gazeteci olmadığına iktidarın kendisi karar vermeye çalışıyor. Tabii buradan daha da karanlık bir durum var, bazı basın yayın organları veya bazı gazeteciler hiç görünmüyor. İşte bunların en acı örneğini geçen aylarda yaşadık 16 meslektaşımız Diyarbakır'da tutuklandı,  birçok meslektaşımız ağır hapis cezaları yedi. 16 meslektaşımızın tutukluluğuna itiraz reddedildi. Açlık grevine  başladılar. Onlara da dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Seçime giderken iktidar sadece kendini korusun istiyor,  başka hiçbir ses çıkmasın istiyor ama artık bütün bunlar nafile çabalar. Şimdiye kadar gazeteciler nasıl susmadıysa, her türlü baskıya rağmen haber yapmaya devam ettilerse, haberleri kamuya, halka ulaştırmaya devam ettilerse bundan sonra da devam edecekler. Biz de basın ve ifade özgürlüğü alanını genişletmek için mücadelemize devam edeceğiz.”  

Türkiye Yazarlar Sendikası adına ise Genel Başkan Adnan Özyalçıner konuştu. Özyalçıner “Halkın haber alma özgürlüğünü hapislerle, cezalarla engelleyemeyen iktidar gazetecinin yasal hakkı olan resmi ilanını keserek Evrensel’i ekonomik baskıyla devre dışı bırakmaya çalışıyor” diye başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Bu halkın, işçinin, emekçinin düştüğü ekonomik sıkıntıların baskı ve yolsuzlukların adaletsizliklerle, haksızlıkların yoksulluk ve açlığın üstünü örtmeye çalışmaktır.  Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı yerde insan hak ve özgürlüklerinden söz edilemeyeceği açıktır. Onun için halkın haber alma özgürlüğü engellenemez. Evrensel susmaz, susturulamaz! Biz okurlar, işçiler, emekçiler, sivil toplum örgütleri yanında oldukça Evrensel’i desteklemek özgürlüğü desteklemektir. Her türlü baskıya, yolsuzluklara, adaletsizliklere, haksızlıklara direnmektir.”  

Evrensel Gazetesi’nin yaşadığı hak ihlallerini ise Yazı İşleri Müdürü Erdi Tütmez dile getirdi:

“2019 yılının eylül ayında Evrensel’e resmi ilan akışını durduran ve bugüne kadar da çeşitli haber ve yazıları gerekçe göstererek toplam 108 gün ilan kesme cezası veren Basın İlan Kurumu, Evrensel’in resmi ilan hakkını tümüyle iptal etti. BİK’in kararı 22 Ağustos günü elimize ulaştı. BİK Genel Müdürlüğü tarafından gazetemize iletilen tebligatta, okurlarımızın bayilerden birden fazla gazete satın alması; siyasi partilerin ve belediyelerin kurum olarak aldıkları gazeteleri iptal kararma gerekçe gösterildi. Okurların bir gazete ile dayanışarak gazete alması suç değildir.

Ayrıca her siyasi parti, belediye ve sendika bir gazeteyi toplu olarak alıp üyelerine dağıtabilir. Soruyoruz. Bunda sorun nerededir? Bize gönderilen tutanakta iddia edilen İzmir'e ait iki nokta var. İki yer de Büyükşehir'in İzelman üzerinden kurumsal abone olarak gazete aldığı işyerleri. Bu alımlar toplu sözleşmede yer alan, işçilere günlük gazete alınması maddesi gereğince yapılıyor. Gazetemiz resmî ilan yayınlama hakkımızın fiilen elimizden alındığı Eylül 2019 tarihine kadar yıllarca BİK tarafından defalarca denetlenmiştir. BİK'in sendika, siyasi parti ve belediyeler tarafından alınan gazeteleri usülsüz saymasını doğru kabul etsek bile bu rakamların toplamı 750 civarındadır. Gazetemizin günlük baskı sayısı, tirajı ve aylık ortalama tirajı dikkate alındığında okurlarımızın büyük çoğunluğunun esas olarak gazetemizi bayilerden teker teker aldığı görülecektir. Turkuaz dağıtımın bayi satış dökümleri de bunun ispatıdır. Toplam 4 bin 500 ve üzeri olan günlük tirajlarımız incelendiğinde her 6-7 gazeteden 5-6'sının bayilerden satıldığı görülecektir. İlan hakkımızın gasp edilmesine gerekçe gösterilen yönetmelik maddesinde bu konuda somut bir oran yer almamaktadır. Basın İlan Kurumu sürecin başından beri Evrensel'e adeta hasmane bir tutum içinde olmuştur. Basın İlan Kurumu halkın vergilerinden oluşan bir bütçe ile ilanlar dağıtan bir kuruluş olarak kurulmuştur. Bu kurum gazetemizin ilan hakkını iptal ettirmek için adeta bir istihbarat örgütü gibi Türkiye’nin birçok yanına memurlarını salıp veri toplamaya çalışırken, iktidara yakınlığıyla bilinen basına böyle bir denetim yapıyor mu? Kamu kurumlarında balya balya gördüğümüz bu gazetelere benzer bir uygulama yapılıyor mu? Gazetelerin gerçek tirajları araştırılıyor mu? Talebimiz bu konuda TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmasıdır. Bağımsız olmasını istediğimiz bu komisyon hangi gazetenin gerçekte kaç adet sattığını araştırmalıdır. Gerekli süre içinde Basın İlan Kurumu’na itiraz edeceğiz. Tüm hukuk yolları sonuna kadar işletilecek. Anayasa Mahkemesi, AİHM. Kaç yıl sürerse sürsün bu hukuksuzluğun peşinde olacağız. Talebimiz Basın İlan Kurumu’nun bu yanlıştan bir an önce dönmesidir. Talebimiz Basın İlan Kurumunun Anayasa Mahkemesinin son kararı ve geçmişte bu konuda verilen benzer kararları dikkate almasıdır.” 

(TGC)