Biden'ın işi zor

Biden'ın işi zor

21 Ocak 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Mustafa Kemal Eriç

Joe Biden’in yemin ederek ABD başkanlık makamını üstlenmesiyle tamamlanan son 14 güne “dünyayı sarsan iki hafta” diye bakmak herhalde çok abartılı olur ama bu son iki haftada epeyce tarih yazılmadığı anlamına gelmiyor. 

6 Ocak’ta başlayıp 20 Ocak’taki yemin töreniyle sona eren bu çalkantılı süre içinde tarihe not düşecek kadar önemli neler oldu: 

-ABD yasama organı Kongre 207 yıllık bir aradan sonra ilk kez işgal edildi; 

-ABD tarihinde ilk kez yasama organı bizzat görevdeki Başkan’ın teşvik ve yönlendirmesiyle işgal edildi;

-ABD tarihinde ilk kez bir başkan görev döneminde ikinci kez görevinden azledilmesi için yargılanmak üzere Senato’ya sevk edildi; 

-Amerikan iç savaşından sonra ilk kez görevi bırakan bir başkan, devir-teslim/yemin törenine katılmayı reddetti; 

-Biden, ABD tarihinde yemin ettiği gün en yaşlı başkan olarak görevi devraldı; 

-ABD tarihinde ilk kez bir kadın başkan yardımcısı oldu; 

-ABD tarihinde ilk kez beyaz ırktan gelmeyen bir kişi başkan yardımcısı oldu; 

-ABD tarihinde ilk kez başkanlık yemin töreni askeri koruma önlemleri altında gerçekleştirildi. 

Joe Biden, 47 yıllık siyaset hayatının üçüncü denemesinde ulaştığı ABD başkanlık koltuğunda ne kadar başarılı olabilecek? 

Karizması ve hitabet yeteneği çok da parlak olmayan, siyasi hayatı boyunca yaptığı gaflarla tanınmış Biden’ın ilk görev gününde ülkedeki tabloya genel bir bakış atılırsa görünen şu:

Her düzeyde ve platformda bölünmüş bir toplum: Biden’ı iktidara taşıyan 81 milyon oy ABD tarihinde bir başkanın aldığı en yüksek oy sayısını temsil ediyor, buna karşılık seçimi kaybeden Trump 2016’da kazanırken aldığı 63 milyon oyu 2020’de kaybederken 74 milyona yükseltti. Senato'da Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti eşit sayıda sandalyeye sahip 50-50. Temsilciler Meclisi’nde Demokratların çoğunluğu iki elin parmakları kadar. Siyasi düzeydeki bu bölünmüşlüğün yanı sıra, Covid-19 salgınının büyük bir beceriksizlikle yönetilmesi sonucu dünyanın en güçlü devleti salgına en fazla sayıda kurban veren ülke oldu. Ülkede gelir dağılımı hızla bozulmaya devam ediyor, 150 binden fazla küçük ve orta ölçekli işletme iflas etmiş, ülkenin borcu 30 trilyon dolara, yıllık bütçe açığı 3 trilyon dolara merdiven dayamış durumda.

Ülkede çok yönlü krizler çözüm beklerken, uluslararası ilişkilerinde Biden yönetimini önemli ölçüde zorlayacak tehditlerin başında Çin’in giderek artan siyasi, askeri ve ekonomik güç ve buna bağlı olarak genişleyen nüfuz alanı; Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerinin yanı sıra özellikle Afrika’da yeni ilişkiler ve ekonomik/ticari/diplomatik adımlarla nüfuz ağını yaygınlaştırması; ve İran’ın nükleer yakıt zenginleştirme çabalarını hızlandırması  geliyor. Ayrıca Trump döneminde ABD’nin kilit müttefikleriyle bozulmuş olan ilişkilerinin yeniden raya oturtulması da, müttefiklerin ABD demokrasisine olan güvenlerinin sarsılmış olması nedeniyle zorlu bir çaba gerektirecek.

Trump gitti ama bu "Trumpizm" ABD siyaset sahnesinden hemen çekilecek anlamına gelmiyor. Trump, Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce başkan olarak yaptığı son konuşmada “Geri döneceğiz” dedi. Biden başta Covid salgını, yoksulluk, gelir dağılımı eşitsizliği olmak üzere ülkenin temel sorunlarına kısa sürede çözüm getirmeye başlamazsa, Trump’ın ABD siyaseti ve Cumhuriyetçi Parti üzerindeki gölgesinin giderek büyüyeceğinin bilincinde olmak zorunda.