Besinler evrimin yönünü değiştirdi

Besinler evrimin yönünü değiştirdi

26 Haziran 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Tim White (UC-Berkeley) ve uluslararası bir ekip, 2009 Ekim'inde "Ardi" adını verdikleri bir iskeleti bilim dünyasına tanıttı. Etiyopya'nın Afar bölgesinde bulunan Ardi fosilinin yaklaşık olarak 4,4 milyon yıl öncesine tarihlendiği açıklandı. Bilinen en eski insansı iskelet örneğini oluşturan bu keşif evrimcileri çok heyecanlandırdı.  

Ardi öldüğünde, 120 cm boyunda ve yaklaşık 50 kilo ağırlığında olmalıydı. Omurga yapısı iki ayak üzerinde yürüyebildiğini gösterse de zamanının çoğunu ağaçlarda geçirdiği anlaşılıyor. Erken homininlerin beslenme ekolojisini anlamak, modern insanın beslenme alışkanlıklarını anlamaya da yardımcı olacaktır. 

Homininlere ait dişlerdeki kimyasal yapı ve karbon izotoplarını analiz eden antropolog Peter Ungar, yeni bir yaklaşım sunuyor: İnsansılar milyonlarca yıl boyunca yumuşak dallar, yosunlar, meyveler, yapraklar, tohumlar, yumru kökler ve orman yemişleriyle besleniyorlardı.  

Etiyopya, Tanzanya, Kenya bataklıkları ya da Afrika'nın diğer erken yaşam alanları genelde ıslak bitki örtüsüne sahip ormanlık arazilerdi. Normal koşullarda alıştıkları habitatta yaşamı sürdürmek için yeterli besin kaynakları bulunuyordu. Ancak yanardağlar, taşkınlar ve kuraklık gibi etkenler besinleri azaltacak şekilde ekosistemin değişmesine yol açıyordu.  

Doğa olaylarının yanı sıra salgınlar ve klan savaşları yer değiştirmeyi hızlandırıyordu. Böylece daha elverişli iklimlerde yiyecek, içme suyu ve güvenli şekilde çoğalma alanları bulabilmek için, daha önce hiç bilmedikleri yerlere taşınmak zorunda kalıyorlardı.

Homininler yeni yaşam alanı olarak Afrika'nın açık savanalarına yayıldıkça beslenmeleri de buna paralel olarak değişmeye başladı. Burada standart yiyeceklere ek olarak bal, kuş yumurtası, salyangoz ve çeşitli böcekleri toplayıp yiyorlardı. Kalıntı dişler üzerinde saptanan farklı nitelikte sıyrık ve aşınmalar, kabuklu yemiş ve çekirdek gibi sert cisimler de yediklerini gösteriyordu.  

Kabuklu çekirdekleri parçalamak ya da ölü bir memelinin kemiğinden iliği çıkarmak için taşın kullanılması, evrim geçmişimizde bir başka önemli dönüm noktası oldu. Nitekim, bir araç olarak taştan yararlanmak, insan elinde anatominin değişmesine ve eşsiz beceriler gelişmesine yol açan majör faktör olmuştur. 

1980'lerin başına kadar homininlerin kemik iliğine ulaşmak amacıyla iri hayvanları avladığına inanılıyordu. Oysa, İngiltere'de (Kent University) yürütülen son araştırmalar, homininlerin büyük olasılıkla avlanmayı bilmediğini gösteriyordu. Etçil yırtıcıların öldürüp yediği hayvan leşlerinin kemiklerindeki iliği çıkarıyorlardı. İnsansıların bu hayvanları iliklerini almak için öldürmediğini vurgulamakta yarar var. 

İnsansı ataların öğünlerinde ilik vardı ancak neredeyse hiç et bulunmuyordu. Yaklaşık 500 bin yıl önce kayaları ısıtarak ocak gibi kullanmayı akıl eden insanoğlu, yavaş yavaş bitkileri ve av etlerini pişirerek yemeyi öğrendi.  

Görünüşe göre, erken insanlar kabuklu yemişleri, çekirdekleri ve iliği bulunan kemikleri daha sonra yemek üzere depolama alışkanlığını geliştirmişti.  

Kemiklerin üzerindeki çiziklerden, leşleri keserek parçaladıkları ve kemikleri mağaraya taşıdıkları anlaşılıyor. Bu davranış, atalarımızın yiyecekleri hemen buldukları yerde yemek yerine, yiyecek planlaması yapmanın gerekliliğini anladıklarını gösteriyor.  

İki ayaklı gezerlik, kılların dökülmesi, araç kullanımı, soyut düşünme becerisi, yiyecekleri pişirme ve çevreye uyum sağlama gibi beceriler, beslenme düzenindeki değişikliklerle tetiklenen ve insanı maymunsu canlılardan ayıran evrimsel özelliklerdir. 

Öte yandan, 'evrimsel uyumsuzluk hipotezine' göre, erken insanın diyetine et girmesi bilinenin tersine, sağlıklı sonuçlar getirmedi. Bugün karşılaştığımız diyabet, obezite, kalp ve damar hastalıkları gibi sağlık sorunları, beslenmedeki bu temel değişimden sonra ortaya çıkmış olmalı. Bu hipoteze göre, ölmüş bir hayvan vücudunun parçalarını yemek, insanın özgün doğasıyla çelişen bir davranıştır. 

Erken insanların açık otlaklardaki zorlu yaşama adapte olmaları, evrim geçmişimizdeki önemli dönüm noktalarından biriydi. Modern insanın atası olan Homo Sapiens, farklı coğrafya koşullarına uyum sağlama ve yeni beslenme kültürü oluşturma yeteneği sayesinde yaşar kalmayı başarmıştır.