Benliğin evi 'cinsel çakra'

Benliğin evi 'cinsel çakra'

4 Temmuz 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Alt karın merkezi olarak da tanımlanan “Svādhishthāna Çakra”, kök çakranın yaklaşık üç santimetre yukarısında yer almaktadır. Sanskrit dilinde “Svā” benlik “Adhishthāna” ikametgâh anlamlarına gelmektedir. 

“Svādhishthāna” çakranın “Bīja Mantra”sı (tohum ses) “VĀM”dır. Elementi sudur. Rengi turuncudur. Bu renk sevinç, inanç, canlılık, umut ve öz güveni sembolize eder.  

Ana sembolü “Makaral” diye tanımlanan timsahtır. Hint mitolojisinde timsah bilinçaltında hareketsiz yatan “Karma”yı temsil eder. Timsah tembel ve uyuşuktur ancak aktif hale geldiğinde muazzam güç ve hız geliştirir ve son derece tehlikeli olabilir. Ayrıca güçlü bir arzu veya özlemimiz olduğunda tüm güçlerimizi harekete geçirir ama tatmin olduktan sonra tekrar önceki boşluğa geri döner.  

Bu çakra, insan evriminin ikinci aşamasını, gelişimimizin ikinci kilometre taşını işaret ediyor. “Kundalini Shakti”nin ikametgâhı, daha önceki insan evrimi dönemi olarak adlandırılan bu çakrada bulunuyordu. “Kundalini” insanlığın aydınlık bir fiziksel ve ruhsal ifadeye doğru bir sonraki adımı için tasarlanmış evrimsel bir enerjidir. Bu evrimsel enerji, benliğin evi olan “Svādhishthāna” çakrada ikamet ettiği zamanlarda, manevi enerji, bilinç ve erdem ile yaşanır.  

Biz maalesef bu evrim döneminin çocukları değiliz. Şu an içinde bulunduğumuz “Kali çağı” çocuklarıyız. Yani evrimsel enerji “Kundalini Shakti” kök çakrada “Mūlādhāra” yaşanıyor. Manevi enerjinin kökleri “Mūlādhāra” çakraya dayanır ama ruhsal durum ve enerji bu seviyede derin, hareketsiz bir uykudadır, ölü gibidir.  İnsanlığın yaygın materyalizm düşkünlüğü, egoist davranışlara eğilimi, erdemsiz davranışları bilinçsizlik denizinde batmıştır.  

Tanıklık ettiğimiz bu dönemde, bireysel olarak çabamız, manevi-evrimsel enerjimizin ikametini benliğin evi olan “Svādhishthāna” çakraya yükseltebilmek olabilmelidir. Burada bilincimizi daha üst seviyelere çıkarmak için değerli bir fırsat sunulmaktadır. “Svādhishthāna” çakradaki çalışmalarla temel içgüdülerimizi kontrol altına alabilir, davranışçılığı dönüştürebiliriz. 

Yaşamımız boyunca “Kundalinī” zaman zaman uyanır ve “Svādhishthāna” çakraya yükselir. Ancak burada kıskançlık, arzular, öfke ve açgözlülük gibi olumsuz özelliklerimizin engeline takılabiliriz. Bunlar enerjiyi bloke eder, böylece enerji tekrar “Mūlādhāra” çakraya geri döner. Bu şekilde birçok insanın bilinci, daha yükseğe çıkamadan en düşük iki çakra arasında salınmaya devam eder.  

Bu bir kısır döngüdür ve bu döngüyü kırmak kolay bir girişim değildir çünkü yaşamımız boyunca biriken sayısız olumsuz duygu, ön yargı, suçluluk ve korku ordusuyla karşı karşıyayız.  

Birisi bize “kapı açık, hadi gel” demektedir ancak adım atmak çoğumuz için zor bir karardır. Kapının arkasında gizlenen dikenli çalılar, vahşi kaplanlar, timsahlar, akreplerle dolu aldatıcı bir ortam var. Yüzleşmek istemediğimiz her durum “ben böyleyim”, “ bu saatten sonra niye değişeyim”, “rahatımı bozamam”, “gözümü kapatırsam zaten yok olurlar” bahaneleri ile “kapıyı tekrar kapatın” haykırışı ile son bulabiliyor.  

Oysa tüm bunların ötesinde görüşümüzde henüz olmayan sonsuz bir okyanus var. Ve kendimize aşina olmaya başladığımız bu alanda artık geçmişimizin ya da dış dünyanın kuklası değiliz, seçimlerimiz olduğunun farkındayız. Kendi kaderimizi yaratabiliriz. Bunu bilinçli olarak yapabilmek için niteliklerimizi ve niyetlerimizi anlayıp, kendimizle dürüstçe yüzleşmemiz, değerlendirmemiz ve daha sonra bilinçli olarak iyiye yönlendirmemiz önemlidir.  

“Svādhishthāna” çakranın bilinç düzeyi, uyumak ve uyanmak arasında yatan bilinç alanı olan bilinçaltıdır. Burada ne olduğu hakkında belirsiz bir fikrimiz var ancak tam veya net bir bilgi yok. 

Bilinçaltımızı nelerin beslendiği konusunda netlik kazandıktan sonra, nedenlerimizi ve eylemlerimizi daha iyi anlayabiliriz ve eylem ve tepki arasındaki bağlantıyı tanıyabiliriz. Bu şekilde davranışlarımızın sonuçlarını öngörebilme yeteneğine sahip oluruz ve davranışlarımızı değiştirerek geleceğimizi etkileyebiliriz. Daha sonra geleceğimizi faydalı bir şekilde şekillendirebiliyor ve kendi gelişimimizi destekleyebiliyoruz. 

Güçlü bir şekilde çaba, pratik gösterebilirsek, bilinçsiz gelgit durumlarından, kendimizi bilinçli olarak özgürleştirme seviyesine çekebiliriz. Gelişimimizin ikinci aşamasına ve oradan daha üst bilince açılacak kapılara yönelebiliriz. 

İstenmeyen duygu ve düşüncelerden kurtulmanın yolu ne onları bastırmak ne de özgürce koşmalarına izin vermektir, aksine bilgelikle dengede tutmaktır. Kendini kontrol en büyük zaferdir.

Namaste...