Benim yolculuğum...

Benim yolculuğum...

3 Ekim 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Bugün biraz kendi yolculuğumdan bahsetmek istiyorum...  

Bundan 7 yıl önce yoga yapmaya yeni başladığım dönemde beklentim çok büyüktü. Fiziksel olarak güçlenecektim, havalı pozlar yapabilecektim. 

Her derse girdiğimde, gözüm sürekli sınıftaki diğer öğrencilere kayıyordu. Onlar nasıl yapıyorlar? Benden iyiler mi? Ya da öğretmenden, girdiğim poz ile ilgili övgü veya onay beklentisi içerisinde oluyordum. 

Öğrencisini sadece bedenen değil zihnen de çok iyi gözlemleme kabiliyetine sahip bir yoga öğretmenim vardı. Yoga derslerinde bir ayımı tamamladıktan sonra beni yanına çağırdı ve şu soruyu sordu: Ne hissediyorsun?

Cevaben, “İçimde kocaman bir oda ve bir sürü eşya var. Bu eşyaları bu odaya nasıl yerleştireceğimi bilemiyorum. Bu durum beni hem öfkelendiriyor hem de kaygılandırıyor” demiştim. 

Yoga yolculuğumda bir yılı aşkın bir süre geçtikten sonra doğru çaba ile yoğrulmuş pratiğin yolunuza, hayatınıza kattıkları hissedilir oluyor. En azından benim için böyle oldu. 

Ancak yeniliğe direnen yapım sebebi ile benim öğretilerim yolumda hep bırakabilme üzerine işledi. Sadece bu 7 yıl bırakabilmenin gerçek güç olduğunu öğrenebilme adına önce direnme sonra adanma ile geçti diyebilirim. 

O içimde hissettiğim koca odadaki eşyaları yerleştirmek hem güç hem de yorucuydu. Çünkü eşyalar fazla ve çoktan bırakılması gereken duygularla doluydu. Yerleştirme işini bırakarak eşyaları boşaltma, bırakma işine giriştim. Sadeleşmek çok iyi geldi.  

Sadeleşme yanında bir dönem büyük bir yalnızlık duygusu getirdi. Manevi yolculuğum maddi gerçeklik ile çatışmaya başladı. Sonra bu dengesizlik bir süre “anlamıyorlar, görmüyorlar” feryatlarına dönüştü. Bu süreç bana dengenin altın anahtar olduğunu öğretti.  

Bu sefer de bu kadar çaba ve adanmışlık göstermeye çalışıyorum ama bu denge niye bozuluyor diye atarlanmaya başladım. “Matruşka” bebekler gibi açtıkça içinden yeni bir bebek çıkıyor. 

Öğrendim ki eksiksiz huzur, kusursuz psikoloji ile denge yoktur. Çaba esastır ama kusurlarım ile dengedeyim. 

Hatırlarsanız, yoga ile ilgili kadim bilgileri derleyen en önemli kitaplarından biri olan Patanjali'nin "Yoga Sutraları" kitabında anlatılan yoganın sekiz kollu yolundan (Ashtanga) söz etmiştik. Oradan bu yolun bize fısıldadığı bir bölümünü aşağıda tekrar paylaşmak isterim: 

“Bu sekiz yolun sıralaması, dışsal ilişkilerden, daha derin ve saf olan incelikli içsel bakışa doğru ilişkilendirilmiştir ancak kişi uygulayacağı yoga programı için bu sıralamayı katı ve kalıplaşmış bir şekilde izlemek zorunda değildir. “ 

Bizi yoga öğretisine çeken şey hangi kol ise o yöne ilerleyebiliriz çünkü o yolu sabır ve çabayla takip edebilirsek, bizi yoganın tüm yollara götürecektir. 

Yoga yapmanın nihai amaçlarından biri zihnin niteliğinde değişimi gerçekleştirebilmektir. Bu başarılabilirse, kozmik benlik “Puruşa” engel kalmamış bir zihinden görür ve dünyayı “puruşa”dan daha çok algılarız.  

“Niyama”, yoga yolunun bir parçası olarak, yogik felsefede önerilen, kendimize yönelik tutumları gözlemlemek ve kendimizle içsel olarak kurduğumuz ilişki anlamında Sanskritçe bir terimdir.  

“Niyama”ların hepsi aslında bir tutumdan çok daha ötesini temsil ederler ve içsel gözlemler olarak kabul edilebilen uygulamalardır. Yoganın etik kodlarını öğrencinin kendi zihnine, bedenine ve ruhuna uygulamanın, içsel olarak olumlu bir ortam yaratmaya yardımcı olmasının bir yoludur. Bu uygulamalar ile bireyin ruhsal yolculuğunda ilerlemek için ihtiyaç duyduğu içsel gücü, netliği ve disiplini oluşturabilmesi mümkün olabilir. 

Patanjali Yoga Sutras'ında, ”niyamalar ı beş adımda sıralanıyor: 

1. Sauca: Hem içsel hem dışsal temizlik. 

2. Samtosa: Sahip olduğumuz şey ile mutlu olabilmek, tevazu. 

3. Tapas: Bedeni arındırmak. 

4. Svadhyaya: Kendine yaklaşmak, kendini incelemek. 

5. Isvarapranidhana: Egoyu tevazu içinde “Yüce Varlık”a teslim etmek. Teslimiyet, adanmışlık.”

Benim öze yolculuğum “Svadhyaya” ile başladı, sürüyor, devam eden yolumda bugün eşyaların dışında artık bir odam da yok diyebilirim. Biriktirmemek ve bırakabilmek hâlâ baş çabam. 

Kendimizi itiştirip durmadan, hırpalamadan kendi yolumuzda “öz”e nazikçe eşlik edebilmek ve kendi niteliklerimizin, yeteneklerimizin ve yaşam amacımızın bilgeliğine uyanabilmek niyetiyle… 

Yolculuğunuzda kendinize sormak isterseniz diye buraya bu soruyu da bırakmak isterim: “Ben kimim?” 

Namaste...