Bebeklerde dil gelişimi

Bebeklerde dil gelişimi

14 Kasım 2020 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Bebeğin yüzündeki ilk gülümse ya da attığı ilk adım anne-babayı çok heyecanlandırır. Anne mi diyecek baba mı, ilk sözü ne olacak diye merakla beklenir. İlk sözü ne olursa olsun, dudaklarından ilk anlamlı sözler duyulunca, sevinç gözyaşlarıyla birlikte mutluluk doruğa ulaşır.  

Bebeğe dölyatağındaki ilk 0-8 haftalık evresinde embriyo, 9-38 haftalık evresinde ise fetüs deniyor. Omurilik ve beynin embriyonun sırtında birlikte geliştiği nöral tüp, gebe kaldıktan dört hafta sonra kapanmaya başlar.  

6. haftada 4-5 mm büyüklüğünde iken kalp taslağı oluşur ve kalp atmaya başlar. Gebeliğin 20. haftasında bebeğin kalp atışları stetoskopla bile duyulabilir. 

Washington Üniversitesi Beyin Bilimleri Enstitüsü müdürü Patricia Kuhl, "Bebeğin beyninde dil edinmekle ilgili işleyişi tetikleyen etken anneden gelen titreşimlerdir" diyor. Bebeğin tanıdığı ilk titreşim olan anne kalbinin sesleri, sağlıklı bir beyin gelişimi için önemlidir.  

Fetüsün iç kulak düzeneği 16. haftaya kadar oluşur ve annesinin konuşma titreşimlerini kabaca işitmesine izin verir. 24. haftaya kadar diğer kulak yapıları tümüyle oluşur. Amniyotik sıvının ortamdaki seslerin yoğunluğunu azaltmasına karşın, fetüsün insan sesleri ile melodileri duyduğu varsayılıyor.  

Fetüs, gebeliğin 24. haftasından itibaren sesleri daha net algılar, dil öğrenmekle ilgili duyusal ve beyin mekanizmaları gelişimi devam eder. Demek oluyor ki, hücreler arası bilgi transferi (sinaptik) sürmekteyken, dil öğrenmenin sinirsel altyapısı da gerçekleşiyor. 35. haftasında bebeğin dışarıdan duyduğu sesleri kaydetme düzeneği devreye girer.   

Amerikalı filozof Noam Chomsky'e göre, "Her bebek dil edinme aygıtı (LAD) ile doğar." (LAD-Language Acquisition Device) Günümüzde bebeğin boş bir bilişsel aygıt ve konuşma kapasitesi ile doğduğu, dolayısıyla konuşmanın kalıtsal becerilerimizden biri olduğu görüşü yaygın biçimde benimsenmektedir.  

Bellek ille bütünleşik çalışan bu bilişsel aygıt, sesleri ve vurguları algılayan, dönüştüren, bir anlamda istatistik tutan bir işleve sahiptir. Bilişsel aygıt alanı doğuşta, döl yatağında algılanan ses titreşimleri dışında tamamen boş ve işlemsizdir.  

Latincede, üzerinde hece ya da sözcük bulunmayan temiz sayfa anlamındaki "Tabula Rasa" gibidir. Başka bir deyişle, bebek belli bir dili bilerek, konuşarak doğmaz, herhangi bir dili rahatlıkla konuşmasına olanak sağlayacak donanım ve beceriyle doğar. 

Doğumu izleyen haftalarda, bebek annesinin ilgisini çekmek için farklı refleks sesler çıkarması gerektiğini keşfeder. Bebekler, kuşaklar boyunca taşınan bu içgüdüsel becerinin yardımıyla anneyle iletişim kurmayı başarır. Tek iletişim aracı olan sesi kullanarak acıktım, korkuyorum, neşeliyim, acıyor ve kızgınım gibi duygularını anlatmaya çalışır. 

Üçüncü ayda bebek au, ae, aa, uu gibi ünlü sesleri kullanarak kuş gibi ötmeye başlar. Gırtlak yapısının söz öncesi (Prelinguistik) dönemdeki gelişimi, seslerin giderek zenginleşmesine ve bebeğin kendi kendine konuşma denemeleri yapmasına olanak sağlar. 

Bu aşamada bebek, aldığı tepkilere göre önemli sesleri önemsiz seslerden ayırt etmeyi öğrenir. 5-6 aylıkken dilini ve dudaklarını ritmik biçimde oynatarak tek heceli sesler çıkarmayı keşfeder. Şirin bir takım gevezelik sesleri yerini agulamaya bırakır. 

Bebekten bebeğe değişmekle birlikte genelde 6 aylıkken seslenen kişiye dönüp bakması beklenir. 7 aylıkken bababa, mamama, dadada gibi yinelenen ses dizilerini kullanılarak bir bebek jargonu oluşturulur. Dışarıdan bakınca, o konuşuyormuş da biz anlamıyormuşuz gibi görünür.  

10. aya kadar adını duyunca verdiği tepki iyice belirginleşir. İlerleyen aylarda daha uzun ses dizinleri yardımıyla anlamlı sözler yaratma süreci başlar. Bebeğin bu süreçte karşılaştığı ilk pedagog, ilk filozof ve ilk dil öğretmeni annedir. 

Diyelim ki, anne ana dil düzeyinde 3 dil konuşabiliyor. Gebelik boyunca anne hangi dili konuşmuşsa, bebek doğduğunda o dili öğrenmeye daha yatkın olacaktır. Anne eğer üç dili de konuşmuş ise, bebek her üç dili de anadili olarak öğrenecektir.  

Bebek annenin konuşmalarını titreşimler, sesler ve daha sonra da anadil sözleri olarak kaydeder. Anne ile bebek arasındaki iletişimin itici gücü ve dillerin en güçlüsü elbette sevgi dilidir.