Bazen olmayınca olmuyor

Bazen olmayınca olmuyor

16 Mayıs 2021 Pazar  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray sezon sonucunun belli olacağı son haftaya girerken, her şeyini vererek Malatya spor maçına hazırlanırken, diğer yandan da rakibi Beşiktaş’ın ne yapacağı konusunda merak içindeydi. Şampiyonluk şansı bu haftaya kadar geldiğinden, bana soracak olursanız takımın bu performansından sonra taraftar şikayetçi değil. Heyecanı, temposu yoğun olan bu maçın bilinmeyenleri ile karşınızda olacağız. Ben analizlerimi çıkartırken çok keyif aldım. Hadi gelin, sezonun yorgunluğunu birlikte atalım…. 

Maçın başlama düdüğünden önce her iki takım açısından da büyük iddialar ortaya atıldı. Bu durumdayken maça konsantre olmak bambaşka bir olay. Kadrolar açıklanmadan önde olan tarafın Yeni Malatyaspor olduğunu söylemeliyim. Ligde kalarak hedeflediği şeyi gerçekleştiren sarı-siyahlı ekip, net bir oyun karakteri ile bu maçta "doğru" anları daha net oynayarak maçı ilk yarıdan kopardı diyebilirim. Bu durumda İlk olarak "Yeni" tarafın "Yeni" taktiksel analizi ile başlayacağım. Son haftalarda psikolojik olarak zor günler geçiren bir camiadan bahsediyoruz.  

Bana soracak olursanız İrfan Buz olmasa bu süreci yönetemezlerdi. Aşağı yukarı Yeni Malatyaspor’u izleyen herkes oyun olarak bir fikre sahip olacaktır. ÇAYKUR Rizespor maçından itibaren oluşturulmaya çalışan bir varyasyon var. İrfan Buz, kompakt olarak alan kapatmayı seven, öncelikle rakibi oynatmayarak her maçın ilk yirmi dakikasında karşı takımı çözmeyi seven bir teknik adam.

Hal böyleyken, son taktik idmanda denenen oyun bana soracak olursanız Galatasaray’ın beklediği bir durum değildi. Yeni Malatyaspor, evinde oynadığı Hatayspor maçında skoru aldıktan sonra yapmış olduğu bir değişiklikle Issam Chebake’ı oyuna alıp sağ kanatta denedi. Takımın amacı, tamamen sol taraftan rakibi oynatmamak. Dönelim bu maça…. 

Açıklanan 11’de aynı kadroyu görünce maçtan önce "tamam" dedim. İlk yarı boyunca İrfan Buz’un amacı Issam Chebake ile merkezde oynayan Zeki-Mallan ikilisine destek vererek ‘’sert’’ savunma ile pas aralarını kapatınca Terim’in öğrencileri kitlendi.  

Dikkat edilmesi gereken yer ise Fofana hamlesi oldu. Yeni Malatyaspor teknik ekibi bu ismin performansının maç boyu süremeyeceğini bildiğinden hızlı toplarda ara ara denedi ve bir organizasyon ile golü buldu. Bununla beraber sarı-kırmızılılar, ilk yarıda önde oynasa da bence başarısız oldu. Üretkenlik anlamında başarısızdı. Yenilen golle de psikolojik olarak çöktü.  Bana soracak olursanız bu maçın şifrelerinden bir tanesi, Galatasaray’ın aynı şablonu tekrar tekrar denemesi oldu. Kapanan takımların savunmasını açabilmek için iki temel etmene ihtiyacınız var…. 

1) Şut…

Galatasaray, ilk yarı topla oynasa da kaleyi hiç düşünmedi. Yeri geldiğinde içeri girerek oynamak doğru olsa da bu maça çıkan kadroda çok fazla yetenekli ayak vardı. Babel, Gedson, Taylan, Halil, Emre Akbaba…. Pas bağlantılarını açamıyorsanız uzaktan ya da yaydan şut deneyerek dönen toplarda ceza sahasında kümelenerek tehlike yaratırsınız. Şut sayınız fazla olursa rakip takım kalecisini psikolojik olarak baskı altına alır, oyundan düşmesine sebep olabilirsiniz. Rakip sahaya yakın oynamaya devam ederseniz, bu denemelerin sonunda yakın mesafeden frikik bulursunuz. Bu konuda da başarısız olursanız, fazlaca köşe vuruşu kullanma şansına sahip olursunuz. Terim’in öğrencileri bunları denemedi. 

2) Hızlı oyuncu

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz temel etmenlerin ilk ayağında başarısız olduysanız, stoperleri sendeletecek, konsantrasyonunu bozacak genç oyunculara ihtiyacınız var. Bu tarzda olan isimler oyunun temposunu yükseltebilen oyuncular olduğundan, kalabalık savunmanın içine tek başına dalma cesaretini de gösterir. Bu da rakip takım stoperlerinin kart görmesine ya da takımın penaltı almasına yardımcı olur. Kadroda Kerem Aktürkoğlu başlamış olsa, Galatasaray ilk yarı gol bulurdu.  

Galatasaray, ilk yarıyı değerlendirdiğimizde bu eksikliklerin sıkıntısını çekti. Zaman zaman pozisyon bulsa da heyecanına ve stresine yenik düşerek "tehlikeli" pozisyonları cömertçe harcadı. İkinci yarıya girerken üç temel değişiklik bekledim. Moustafa Muhammed, Emre Kılınç, Kerem Aktürkoğlu……  Bir bakalım, dikine oyun ilk yarı olsa neler olurmuş…. 

Takımın oyun şablonunda yapacağı değişiklikler, net bir şekilde belli oldu. Gördüğünüz gibi, Galatasaray bir yarıda rahatlıkla üç gol bulabiliyor. Kerem Aktürkoğlu oyuna girer girmez etkisini gösterdi. İlk on dakikada topla iki kere buluştu, birinde kaleyi denedi, diğerinde ise asist yaptı. 

Emre Akbaba-Emre Kılınç değişikliği de gelmiş olsa başka bir senaryo konuşabilirdik. Emre Kılınç, dikine oyunu çok rahat oynuyor. Örnek olarak, Beşiktaş maçında yapmış olduğu asiste bakabilirsiniz.  Art arda gollerini sıralayan Galatasaray, temposunu uzun süre devam ettirse de enerjisi yetmedi. Fazla pozisyona girdi ama Yeni Malatyaspor kalecisi Ertaç Özbir’i geçemedi.  

Takım gollerden sonra etkisiz gibi görünse de tehlikeli olan birçok pozisyon bu isim tarafından engellendi. Büyük performans sergiledi, tebrik etmek gerek. İstatistiksel olarak Galatasaray, en büyük maçlarından birini oynadı. 

Bazı durumlarda olmazsa olmuyor. Futbol biraz da şans işi. Galatasaray için, bu sezonun özeti ne diye sorsanız "keşke" derim… Eksikler, uzun süre oynanan taktikten kopulması, beklenmeyen puan kayıpları ve daha niceleri.  

Her şeye rağmen yarışın içinde kalarak biz futbol severlere büyük heyecan yarattılar. Uzun ve zorlu bir sezonun daha sonuna geldik. 

Her iki takıma da bu süreci iyi niyetle yönettikleri için saygı duymak gerek. Şampiyon olan Beşiktaş’ı tebrik ediyor, Şampiyonlar Ligi’nden sonra yeni sezon için başarılar diliyorum. 

Galatasaray’ın yeni sezon için daha ciddi bir kadro yapılanması ile ilk hedefinin ön elemeyi geçmek olacağını düşünüyorum. Bakalım neler olacak...  

Bu uzun maratonda beni yalnız bırakmadığınız, yanımda olduğunuz için teşekkürlerimi iletiyorum. Yeni sezonda görüşmek dileği ile….

Etiketler:  Futbol