Basın Özgürlüğü Mücadele Günü

Basın Özgürlüğü Mücadele Günü

24 Temmuz 2021 Cumartesi  |   Günlük

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. 

Açıklama şöyle:

“24 Temmuz 1908’de basın tarihimizde önemli bir gelişme yaşandı. II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte günlük sansür görevlerini yapmak üzere gazete ve matbaalara gelen sansür görevlileri gazete sahipleri ve çalışanlar tarafından içeri alınmadılar. Böylece sansür bir dönem için de olsa kendiliğinden ilk kez basın yayın organlarında resmen kalkmış oldu. 24 Temmuzlar 1971 yılına kadar basın bayramı olarak kutlandı. 

Ancak bu tarihten sonra gazeteciler üzerinde ve gazete çalışanları için ağır baskılar başladı. Gazeteler, yayınlar, kitaplar ve çeşitli yayınlar toplatıldı. Matbaalar basıldı, kimi gazeteciler cezaevine konuldu. Sansür her gün biraz daha şiddetlendi. 

Bunu dikkate alan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 1971’deki Yönetim Kurulu, Basın Bayramı nitelemesini kaldırarak yerine 24 Temmuz’u Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü olarak kayıta geçti. Günümüzde de basına yönelik koşullarda ise bir değişiklik olmadığı, cezaevlerinde çok sayıda gazeteci bulunduğu, düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engellerin kalkmadığı dikkate alındığında ‘Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’ tanımını 24 Temmuzların alışılagelmiş bir ifadesi olarak kullanıyoruz. Ülke özgür habere ulaşmanın suç olmadığı günlere kavuştuğunda elbette gazeteciler yeniden ‘Basın Bayramı’nı kutlayabileceklerdir. 

Günümüz koşullarında basın sektöründe çığ gibi büyüyen işsizliğin var olduğu, halkın habere ulaşma yollarının her gün biraz daha daraldığı,  kamuoyunun haber alma özgürlüğüne ket vurulduğu bir ortamda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak haberin suç olmadığını anlatmaya çalışmayı sürdüreceğiz. Özgür bir haberciliğin yapılabilmesi için mücadelemizi yalnız 24 Temmuzlarda değil her platformda bir kez daha seslendireceğimizin bilinmesini isteriz. 

24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde Türk Ulusuna önemli bir müjde geldi. Uzun ve sert görüşmelerden sonra İsmet İnönü Başkanlığındaki Lozan heyeti Türkiye’nin bağımsızlık belgesi olan ‘Lozan Antlaşması’nı imzalamıştı. Kurtuluş Savaşımızın sonucunda kazanılan Lozan Belgesi ile de Türkiye gelişmiş ülkeler arasında saygın bir yer almayı başarmıştı. 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun 24 Temmuz’ları halkımıza armağan eden vatansever siyasetçilerimize ve basın topluluğumuzun ustalarına şükran borçlarını bir kez daha ifade etmek isteriz. Parlamenter demokrasinin ve basın özgürlüğünün yeşereceği mutlu bir Türkiye için saygıyla.” 

Basın Konseyi açıklaması

"Basından sansürün kaldırılmasının yıldönümü olan 24 Temmuzları uzun yıllar "Basın Bayramı" olarak kutlayan medyamız, bugün iktidar baskısı altında o günlerin çok uzağına düştü.  

Osmanlı'da bundan 113 yıl önce İkinci Meşrutiyet ilan edilmesiyle istibdat dönemi sona erdirildi, basın özgürlüğe kavuştu. Cumhuriyet döneminde Anayasal ve yasal güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü, zaman zaman demokrasiyi içselleştiremeyen siyasetçilerin iktidar hırsıyla  engellenmeye çalışıldı.   

Bugün ise siyasal ve ekonomik baskılarla medyanın yüzde 95’ini tam kontrolüne alan siyasi iktidarın medyaya dönük uygulamalarıyla durum çok daha vahimdir. Büyük medya grupları kamu kaynakları kullanılarak el değiştirdi; biat etmeyen onurlu gazeteciler işlerinden edildi; fonlamalarla adeta "besleme basın" yaratıldı. Yargı siyasallaştı ve basın özgürlüğünü kısıtlamanın aracı oldu.  

Eleştirel yayın yapan ve sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen bağımsız medya kuruluşlarını ekonomik olarak çökertmek için RTÜK ve Basın İlan Kurumu "iktidar sopası" olarak kullanıldı. Halkın haber alma hakkını önceleyen gazetelerin aylarca resmi ilanları kesildi; televizyonlara ağır idari para, yayın durdurma hatta ekran karartma cezaları verildi; internet sitelerine erişim engelleri getirildi.  

Gerçek gazetecilik neredeyse "suç", eleştirel haberin "terör" sayıldığı Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde dünyadaki 180 ülke arasında153’üncü sırada ve "utanç tablosunda" yer aldı.  

Böyle bir ortamda 24 Temmuz, elbette "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanamaz ve kutlamıyoruz.  

Medyanın, siyasetin emrine girmesi ve özgürlüğünü kaybetmesi kabul edilemez, edilmemelidir.  

Halkın haber alma hakkı, ifade ve basın özgürlüğü asla engellenemez, engellenmemelidir.  

Türkiye’de demokrasi varsa bu süreç böyle devam edemez, etmemelidir.  

Basın Konseyi olarak, bayram olarak kutlayamadığımız 24 Temmuz’un "Basın Özgürlüğü Mücadele Günü" olması gerektiğine inanıyoruz. Medyamızı, gerçek demokrasilerde olduğu gibi Yasama, Yürütme ve Yargının yanında yeniden "dördüncü kuvvet" yapma yolunda mücadelemizi kararlılıkla sürdürme kararında ve azminde olduğumuzu yineliyoruz."

(TGC, Basın Konseyi)