Basın Konseyi Mine Söğüt'ü haklı buldu

Basın Konseyi Mine Söğüt'ü haklı buldu

15 Nisan 2021 Perşembe  |   Günlük

Basın Konseyi, gazeteci Mine Söğüt'ün Cumhuriyet'te yayınlanan bir yazısıyla ilgili şikayeti inceledi ve "Basın Meslek İlkeleri"nin ihlal edilmediğine karar verdi.

Basın Konseyi'nden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

"Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Mine Söğüt’ün, 05.03.2021 tarihide yayımlanan  “Baba evini terk edin kızlar” başlıklı yazısında Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği iddiasıyla şikayette bulunulmuştur. 

Şikayetçi Harun Özçeli, Basın Konseyi’ne yaptığı başvuruda özetle şu ifadelere yer vermiştir: 

“Yazarın ‘Baba evini terk edin kızlar’ başlıklı yazısı hiçbir şekilde gazeteci sorumluluğuna uygun düşmeyen bir içerik ve üslupla kaleme alınmıştır. Yazar burada kadın hakları ya da genç kızların hukukunu savunma anlayışı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak bir söylemle tüm insani değerleri ve toplumun en önemli kurumlarından olan aileyi alenen aşağılamaya azmetmiştir. Eminim ki okurlarının çoğunluğu bu yazıyı okuduklarında bir anne baba veya evlat olarak büyük bir şaşkınlık ve üzüntü duymuşlardır. Yazarın maksadı fazlasıyla aşan yazısı hakkında özür dilemesi ve Basın Konseyi’nin gerekli yaptırımları yapmasını rica ederim.”

Genel Sekreterlik görüşü

Şikayet edilen “Baba evini terk edin kızlar” başlıklı yazı, gazeteci Mine Söğüt’ün Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde 05.03.2021 tarihide yayımlanmıştır. 

Yazar ara başlıklarla üç bölüm halinde kaleme aldığı yazıda kadın cinayetlerine; aile içi şiddete; kız çocuklara gereken değerin verilmemesine; kızların okutulmayıp, erken yaşta evlendirilmelerine; başlarına kötü şeyler gelecek diye korkutulup eve tıkılmasına; toplumda kadın- erkek eşitliğinin sağlanamamasına isyanını dile getirmiştir. 

“Her baba evi öyle sanıldığı kadar güvenli değildir” cümlesiyle başlayan yazının ilk bölümünde, bazı babaların adaletsiz, despot, dayakçı olabildiği; kız çocukların annelerinin yaşadığı kadere mahkum edildiği; aile, akraba ve çevre baskısı altında tutuldukları; bunların sonucunda kendi ayakları üzerinde durabilen birey olamadıkları dile getirilmiştir. 

Yazıda ‘SOKAKLAR GÜVENLİDİR’ ara başlıklı bölümde, kimi ailelerin kız çocuklarını bir ömür boyu korkuya tutsak ettiği vurgulanarak, “Sokaklar sizi bembeyaz gelinliğinizle,  tertemiz bir şekilde dayak yiyeceğiniz ve muhtemelen bir gün öldürüleceğiniz bir başka eve kilitlemeye meyyal yapıdan daha kötü değildir” denilmiştir. 

Kızların da erkekler gibi özgür bireyler olarak haklarına sahip çıkmalarını, kitap okumalarını, film seyretmelerini, sanatla, felsefeyle, tarihle, bilimle ilgilenmelerini ve kendi hayatlarına sahip çıkmaları istenen yazıda, ‘sokakların asıl kızlar ve kadınlar özgürce dolaşamadığı zaman tehlikeli olduğu’ görüşünü dile getirilmiştir. 

Köşe yazısının ‘KENDİ GAZOZUNU KENDİ AÇAN KIZLAR’ başlıklı bölümünde ise, bazı Türk filmlerinde neredeyse klişe olan kızların ‘ilaçlı gazoz’ içirilip hayatlarının karartıldığı sahnelere gönderme yapılmıştır. Kızların da erkekler gibi kendi hayatlarını kazanıp, tercih ettikleri hayatı yaşayabilen özgür bireyler olabileceğinin anlatıldığı yazıda, “Eğer siz kendinize güvenirseniz ve içinizdeki gücü gerçekten hissederseniz.. Ne gazozunuza ilaç atabilirler, ne de evlenme vaadiyle kirletebilirler. Kendi gazozunu kendi açan ve kendi içen bir kız olun” ifadelerine de yer verilmiştir. 

Yazının sonunda, ailelerin kızlarına erkek çocukları kadar değer vermemesi eleştirilip, cinsiyetçi bakışın terkedilmesi gerektiği vurgulanarak, “Saçı uzun ya da kısa, eteği dilediği boyda kızlar istedikleri yerde gönüllerince gezsinler, diledikleri işte çalışsınlar,  isterlerse aile kursunlar, istemezse kurmasınlar, çocuk isterlerse yapsınlar, istemezse yapmasınlar” denilmiştir. 

Şikayet konusu köşe yazısının, hemen her gün gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde üç-beş kadın cinayete kurban gitmesine; aile içi şiddetin giderek artmasına; toplumunda halâ kızların ve kadınların erkeklerle aynı haklara sahip eşit birey görülmemesine tepki olarak kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Yazıda geçen; ‘Vurun kapıyı çıkın baba evinden’, ‘Baba evini terk edin kızlar, derhal terk edin’, ‘Kaçın o evden, kaçın kurtulun’, ‘Geleneklerin, inançların, korkuların pabucunu dama atın’ ifadelerini, yazının okurları, yazarın görüşlerini vurucu bir üslupla anlatmak ve kadın cinayetlerine isyanını dile getirmek için soyut anlamda kullandığını algılayacak durumdadır. 

Ancak toplumda bazı kesimlerin bu ifadeleri gerçek anlamında, yani ‘kızların baba evini terk etmelerinin istenmesi’ ve ‘sokakların daha güvenli olduğunun savunulması’ olarak algılaması da olasıdır. Şikayet edilen yazı böyle algılanıp değerlendirildiğinde, bazı kesimlerce sarsıcı ve incitici görülebilir. Nitekim, tepki gösterenler arasında Cumhurbaşkanı da yer almıştır.  

Şikayet edilen gazeteci Mine Söğüt, bir köşe yazarıdır ve toplumun yakıcı sorunlarından olan kadın cinayetleri ele almış, isyanını dile getirdiği köşe yazısında sert, hatta kışkırtıcı üslup kullanmayı tercih etmiştir. Yazarın, görüşlerini okurlarına en etkili şekilde iletebilmek için kullandığı bu üslup, toplumda bazı kesimler için sarsıcı ve incitici olsa da şikayet edilen yazının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir. 

Açıklanan bu nedenlerle şikayet konusu “Baba evini derhal terk edin kızlar” başlıklı yazıda, köşe yazarının ifade özgürlüğünü kullandığı ve Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edilmediği kanaatinde olduğumuzu; başvuruyla ilgili ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ kararı verilmesini öneririz. 

Değerlendirme: 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu salgın koşulları nedeniyle 7.04 2021 günü video konferans yöntemiyle yaptığı toplantıda şikayet dosyasını görüşmüştür. Şikayet edilen köşe yazısı ve şikayetçinin iddialarının inceleyen Yüksek Kurul, Genel Sekreterlik raporunun sunumunun ardından dosyayı müzakereye açmıştır. 

Şikayet konusu köşe yazısında etik ihlali olup olmadığı konusunda Yüksek Kurul üyeleri farklı görüş bildirmiştir. Bir kısım üyeler, şikayetçinin haklı olduğunu savunurken, üyelerin büyük çoğunluğu, yazıda etik ihlali olmadığı yönündeki Genel Sekreter önerisine katılmıştır. Yazıda, toplumun kanayan yarası olan aile içi şiddete; aile ve çevre baskısıyla kızların eve kapatılıp toplumda erkeklerle eşit birey olmalarının engellenmesine; küçük yaşta ailesinin istediği kişiyle evlendirilip hayatlarının karartılmasına ve kadın cinayetlerine tepkinin dile getirildiğini savunan bu üyeler, yazarın görüşlerini bu şekilde açıklamasının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını vurgulamıştır. İfade ve basın özgürlüğünün sert ve incitici düşüncelerin dile getirilmesine izin verdiği, yazarın görüşlerini açıklarken belli ölçülerde abartıya kaçan söylemlerde bulunma hakkı olduğu dile getirilmiştir. Bu üyelerce şikayet edilen Mine Söğüt’ün köşe yazarı olmasının yanı sıra sert üslubuyla tanınan bir roman yazarı olduğuna dikkat çekilmiş, yazarın şikayet konusu yazıda görüşlerini ifade özgürlüğünü kullanarak sert ve vurucu üslupla dile getirdiği, bu nedenle yazıda etik ihlali olmadığı savunulmuştur.  

Yüksek Kurul üyelerinden bir kısmı ise şikayet konusu yazıda etik ihlali olduğunu savunmuştur. Yazının ‘Baba evini terk edin kızlar’ başlığının bile başlı başına etik ihlali olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen bu üyeler, yazıda kızların açıkça ailelerini terk etmelerinin istendiğini; bunun toplum yapısına ters olduğunu dile getirerek, Basın Meslek İlkeleri’nin ihlali yönünde görüş belirtmiştir. 

Sonuç: 

Müzakereler sonunda Yüksek Kurul, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan Mine Söğüt imzalı ‘Baba evini terk edin kızlar’ başlıklı yazıda Basın Meslek İlkeleri ihlali olmadığını OY ÇOKLUĞU ile saptamıştır. 

Yüksek Kurul’da yapılan oylamada:

a) Şikayet başvurusunun kabulüne,

b) Şikayet konusu edilen, “Baba evini terk edin kızlar” başlıklı köşe yazısında, Basın Melek İlkeleri’nin ihlal edilmediğine ve yazar Mine Söğüt hakkında ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİNE’ OY ÇOKLUĞU ile kararı verilmiştir.