Bağışıklığın doğası

Bağışıklığın doğası

19 Aralık 2020 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Pandemi can yakan etkisini sürdürürken, bağışıklık sistemini güçlendirme konusu gündemimizde kalmaya devam ediyor. Bu dönemlerde özellikle solunum sağlığı hakkında farkındalık geliştirmek ve önleyici tedbirlerle vücudun doğal savunmasını güçlendirmekte yarar var. 

Giderek artan kanıtlar, yetersiz beslenme ve yoğun stresin bağışıklığı kırılganlaştırdığı gösteriyor. Oysa bağışıklık sisteminin bulaşıcı hastalıklara vereceği tepki son derece kritiktir. Optimum sağlığın korunmasında önemli bir rol oynayan bağışıklık sistemi, sağlıklı yaşamın omurgasıdır. Optimum çalışan bağışıklık sisteminin omurgası ise doku sağlığıdır.  

Hastalığa neden olan patojen ajanlar deri, ağız, burun ve mukuslu bölgelerden vücuda girmeye çalışır. Bağışıklık sistemi patojenlerin yayılmasını engellemek üzere harekete geçerek anında immün tepki verir.  

Biyokimyasal işlemlerin bütünleşik biçimde gerçekleştiği bir yapıda, doku metabolizması ve doku oluşturma sürecinin aksamaması önemlidir. Hastalıkların oluşumunu durdurabilecek önlemler almanın, tedaviden daha rasyonel olduğu biliniyor. Bu konuda her temkinli bireyin alabileceği bazı önlemler var. 

Doku sağlığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi, besin değerlerinin gıdalardan düzgün alınması ve doğru işlenmesine bağlıdır. 

İşte bunu sağlayan baş etmenler şunlardır: 

1. Yiyeceklerin ağızda tükürükle iyi ıslanması 

2. Sindirim kanalının verimli çalışması (sağlıklı bağırsak mikrobiyomu) 

3. Mide enzim niteliği ve ısısısın uygunluğu 

4. Düzgün karaciğer fonksiyonları 

5. Gerçek günışığı görmüş taze-temiz ve birbiriyle uyumlu yiyecekler (paketsiz) 

6. Dengeli işleyen bir endokrin sistemi 

7. Tercihen kahvaltıdan önce (ya da sonra) aynı saatte rutin klozet ziyareti 

8. Ve son olarak; doğanın mevsimlik-günlük ritimlerine göre yaşamak ve organizmayı buna göre dinlendirmektir 

Bu genel tavsiyeler dışındaki önerilere ve ürünlere "kesinlikle ticaridir" gözüyle bakılabilir. Takviyelerin gerçekten doğal, taze, temiz (katkısız) ve size yararlı olduğuna inanıyorsanız alabilirsiniz ama gene de hekiminize danışmalısınız. Akılda tutmakta yarar var: Takviyeler de vücutta ilaç gibi iz bırakabilir. 

Karma yasasına göre beslenme 

Şu özdeyiş çok şey anlatır: "Beslenme yanlış ise, ilaç işe yaramaz. Beslenme doğru ise, ilaca gerek kalmaz." 

Hint felsefesindeki Karma yasasına göre, her etkiye karşılık gelen bir tepki vardır. Bir başka deyişle, ne ekersek onu biçeriz. Nasıl ki, havuç ekilen yerden lahana bitmesini bekleyemeyiz, sağlıksız beslenerek, sağlıklı olmayı bekleyemeyiz.  

Ayurveda'da nasıl beslenelim konusuna şu açıdan bakılır: Büyükannelerinizle büyükbabalarınızın tanımadığı yiyecekleri ne kadar çok tüketirseniz, bağışıklığınız o kadar güçsüzleşir 

Yiyeceklerimizi satın aldığımız kişileri ve yemeklerimizi hazırlayan kişiyi tanımamız, onlara güvenmemiz önemlidir. Hijyen koşullarına uyup uymadığı bir yana, işini sevip sevmediğini de bilmeliyiz. İşini sevmeyen ya da o gün gerilimli olan kişinin hazırladığı yemeği tüketmemeli. 

Üreme yolu farklı olan hayvansal (proteinli) gıdaları birlikte pişirmek önerilmez. Örneğin çılbır, peynirli omlet, ballı yoğurt ya da kıymalı yumurta. Yumurta, bal, et ve süt ürünleri farklı şekilde üreyen canlıların ürünüdür.  

Acıkmadan yemek, hızlı yemek, bir öğünde iki yumruk oylumundan daha fazla miktarda yemek, saat 20:00'den sonra bir şeyler yemek bedende sindirim toksinleri birikmesine ve bağışıklığın zayıflamasına yol açar. 

Soğuk günlerde güne sıcak su içerek başlamak, arada bir sıcak su içmek ve Yoga ile meditasyon uygulamak 

Bedenin dinlenme gereksinimi için gönderdiği sinyalleri görmezden gelmemeli. Dokuları iyileştirme gücünün açığa çıkabilmesi için organizmamız dinlenmeye gerek duyar.  

Dinlenmenin önemini anlatan hoş bir Ayurvedik özdeyiş vardır: "Evrenin en büyük eczanesi bedenindir, yeter ki onu iyi dinlendir."