Ayurveda ve doku sağlığı

Ayurveda ve doku sağlığı

3 Mayıs 2020 Pazar  |   Serbest Kürsü

Ayurveda, İndus Vadisi ve Himalayalar'da yasamış barışçıl toplulukların gözlem, analiz ve en az 4 bin yıllık derlemelerine dayanır. Kadim Veda yazmalarından dördüncüsü olan Atharva Veda'da yer almaktadır. Doğduğu çağa göre oldukça bilimsel ve mantıklı yaklaşımlar ortaya koymaktadır. Yoga ile Ayurveda bağımsızdır ama kardeş kadar yakındır.  

Bununla birlikte alternatif tıp yerine, antik tıp tanımı daha doğru olur. Düşünelim ki, Bergama'daki Asklepion Sağlık Merkezinin işlevi ve bilgileri korunamamış ama antik tıp bilgileri Hindistan'ın birçok noktasında korunmuş. 

Ayurveda, besinlerin dokuları nasıl beslediği konusunda ilginç bir yaklaşım sunar. Buna göre insan bedeninde birbiri ile tümleşik çalışan ve asla tek başına ele alınmayan 7 doku vardır:  

1- Plazma, sıvılar, hormonlar, lenf 

2- Kan hücreleri 

3- Kaslar, bağlar ve alt deri  

4- Yağlar 

5- Kemik ve dişler  

6- Kemik iliği ve sinirler 

7- Üreme sıvıları  

Yutulan bir lokmada bulunan besin değerlerinin özüştürme yoluyla dönüştürülmesi ve dokuların içine işleyişi 35 günde tamamlanır. Ancak bu süreç tüm dokularda aynı anda değil sırayla gerçekleşir. Rafine edilen besin değerlerinin doku içine işlemesi, yukarıdaki sıraya göre gerçekleşir.  

Beş hafta önce yenen yiyeceklerden alınan enerjiyi dokularımız bugün tüketmiş oluyor. Bugün tükettiğimiz yiyeceklerden gelen enerji ise önümüzdeki beş hafta boyunca dokularımıza güç sağlayacak. 

Antik çağın Ayurveda hekimleri, kısırlık sorununa da bu açıdan yaklaşırmış. Bebek isteyen anne-baba adaylarının özgün beden enerji türüne göre, 35 günlük diyet hazırlanırmış. Çünkü kadında da erkekte de doku besleme zincirinin son halkası üreme dokusudur. Yedinci doku olan üreme dokuları için her bir lokmanın özü, organizma tarafından toplam 7 kez rafine edilir.  
 

Görsel: Halil Ocaklı 


Bir beslenme programı tasarlarken şunu bilmekte yarar var: Yediğimiz her besin bu dokuların hücresel yapı taşlarına dönüşür. Yalnızca şiddet içermeyen, taze, temiz ve sevgiyle hazırlanmış yiyecekler dokuları besler.  

Buna uymayan besinler toksin birikimine, dokusal işlevlerin gerçekleşmemesine ve dolayısıyla hastalıklara yol açar. O halde dokularımızı nelerle beslediğimizi çok iyi bilmeniz önemlidir. Donmuş gıdalar, uzun ömürlü gıdalar taze görünse de, dokuları ve bağışıklık düzeneğini besleyecek enerji içermesini beklemeyin.  

Nitekim bu tür yiyecekler, bilinen bazı fabrikasyon soslar eklenerek tüketilir, çünkü kendine ait bir besin tadı kalmamıştır.

Dilerseniz minik bir test yapın. Sıraya girin, hiç sos bulaşmamış bir hamburger sipariş edin ve deneyin ... 

Halil Ocaklı