Ay’a seyahat...

Ay’a seyahat...

17 Şubat 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Emre Dilek

Ay tarih boyu insanların ilgisini çekmiş, ilgi ve merakın ötesinde ondan ruhsal olarak da etkilenmiştir. Batı dillerinde "delilik" anlamına gelen "Lunatic" kelimesi Latince ‘’Luna (Ay)’’ kökünden gelmekte. Ayın değişik dönemlerinde gerçekleşen dönemsel ruhsal değişiklikler kaynaklı bir çeşit ay hastalığı anlamına geliyor. Birçok kültürün efsanelerinde dolunay zamanı vahşi yaratıklara dönen insan hikâyeleri vardır. En çok bilineni ve en popüleri olan "Kurt Adam"ı bilirsiniz. Bu ruhsal etki hastalık ve efsaneler dışında pek çok kez özellikle sanat alanında yaratıcılığı da tetiklemiştir. Bu yaratıcılık Beethoven’da "Ay Işığı Sonatı" olarak gerçekleşirken Mustafa Sandal’da ise Ay'a Benzer Yüreğim" şarkısı olarak tezahür edebilmiş mesela.

Soğuk savaş döneminde ise iki kutup arasında ortaya çıkan uzay yarışı kozmonot Yuriy Gagarin’in uzaya gidişi ve ardından da Amerikalıların Ay’a astronot indirmesi ile insanlığı bambaşka ufuklara taşımıştır. Ülkemizde de geçen hafta Milli Uzay Programımızın açıklanması tüm yurtta sevinç ve heyecanla karşılandı. Uzaya göndereceğimiz astronotun kadın "bile" olabileceğinin ifade edilmesi ise ülkemizde cinsiyet eşitliliğinin geldiği seviyeyi göstermesi açısından önemli bir vurguydu. Ve hatta daha şimdiden astronot ve kozmonot yerine kullanılabilecek yerli ve milli bir terim üzerinde kafa yormaya başladık. Çok yaratıcı öneriler göreceğimizden eminim.

Aslında Ay'a seyahat düşüncesi bu topraklarda yeni bir düşünce değil. Yazının da konusu esasında bunun hakkında. Daha da net ifade edersem Samsatlı Lukianos hakkında.

Milattan sonra 150‘li yıllarda yaşamış olan Lukianos arkasında daha sonraki dönemlerdeki düşünürleri de etkileyen edebi eserler bırakmıştır. Belagat sanatının ve hicvin ustası olarak kabul edilir. Süryani kökenli Lukianos şimdilerde Adıyaman ilinin sınırları içerisinde kalan, Samasota’da (günümüzdeki ismi Samsat olan bölge) doğmuştur. Kommagene krallığından sonra Roma döneminde Suriye’ye bağlanmıştır.

Onunla ilgili çalışmalar yapan Prof. Bahir Selçuk'a göre Lukianos ’un başlıca amacı, "insan ruhunun kötü ve bayağı taraflarını tenkit etmek, İlk Çağ'ın çok tanrılı din anlayışını çürütmekti." Eleştirdikleri arasında tüm Yunan tanrıları, bilinen birçok filozof ve dönemin tarih yazarları ve kralları vardı. Ana dili Süryanice olmasına rağmen Yunanca eserler veren Lukianos, Homeros’tan Sokrates’e, Zeus’tan Büyük İskender’e, tutarsızlık barındırdığını düşündüğü ne varsa, alaycı ama zekice bir dille eleştirmekten çekinmemiş.

Bunun dışında asıl hedefi insan ruhunun kötülüğünün tezahür ettiği sonradan görme zenginler, yalancılar düzenbazlar, haysiyetsizler, ukalalar, dalkavuklar, yüzsüzler gibi toplumlarda var olan karakterlerdir. Şöyle ifade ediyor bu konuda kendini:

"Palavracılardan, şarlatanlardan, yalancılardan, kibirli kişilerden nefret etmeyi meslek edindim. Bu ahlaksızlar sürüsünden tiksiniyorum. Gerçeğin, namusluluğun, basitliğin ve sevilenle yakın ilişkisi bulunan her şeyin dostluğunu seçtim."

Bilim kurgunun ilk örneği olduğu kabul edilen "A True Story", Türkçesi ile "Gerçek Bir Hikâye" fırtınaya kapılarak denizden epeyce yükselmek sureti ile Ay'a kadar ulaşan bir gemi ve mürettebatını anlatır. Bu seyahatte günümüz bilim kurgu roman ve filmlerinde gördüğümüz değişik canlılar ve onların sıra dışı özelliklerinin yanı sıra Ay halkı ve Güneş halkı arasında "galaksiler savaşı" diyebileceğimiz olaylar da tasvir edilir. Tüm bunları dönemine göre olağanüstü bir fantezi ve kurgu ile anlatması esasında klasik Yunan ozan ve felsefecilerine bir göndermedir. Hikâyenin değişik yerlerinde mitolojik olaylara ve tanrılara da göndermelerde bulunarak kendi hikâyesindeki sürrealizm ile yüzyıllar boyu gerçekmiş gibi kabul edilen mitleri karşılaştırarak aslında dalga geçer. Bunu kitabında, “Bu öykünün her yerine, yazılarına türlü türlü inanılmaz şeyler, türlü türlü masallar katmış eski ozanların, tarihçilerin, feylesofların kulaklarını çınlatacak sözler serpiştirdim” diye ifade eder Lukianos.

Günümüze dönersek; uzay çalışmaları tüm dünyada üzerinde ciddi çalışmalar yapılan ve ciddi bütçeler ayrılan bir alan. Bu alana sadece ülkelerin değil özel yatırımcıların da ilgisi büyük. Hâlihazırda dünyanın sayılı zenginleri arasında yer alan profillerin çoğu bu alanda ciddi yatırımlar yapıyor. Elon Mask’ın Space X firmasının ardından Amazon şirketinin kurucusu Jeff Bezos yönetimindeki Blue Origin firması, İngiliz iş adamı Richard Branson'ın Virgin Galactic şirketi bunlardan başlıcası. Kimisi uzayda koloni kurmayı planlarken kimisi uzay madenciliğini ya da turizmini hedeflemekte. Uzay yatırımlarının bütçeleri de hatırı sayılır rakamlarda. NASA bu konuda 20 milyar dolar civarı bir bütçe ile başı çekiyor, Çin sekiz ve Hindistan ise iki milyar dolarlık bütçelere sahip.  

Biz de "niyet önemli" diye yola çıkarak karınca kararınca bir bütçe ile bu yarışta yerimizi alıyoruz. Fantezi olarak olsa dahi ilk olarak bu topraklarda şekillenmiş bir Ay'a yolculuk fikrinin, 2000 sene sonra yine bu topraklarda hayata geçirilecek olması bu açıdan da çok önemli. Anadolu’nun tüm tarihi ve kültürel birikimini ayırt etmeden koruyan yaşatan bir toplum olarak gurur duymalıyız. Sanırım uzay seyahati fikri vatanına dönüyor dersek abartmış olmayız. 

Yalancıları sahtekarları, gerçek dışı konularla itibar kazanmaya çalışan şarlatanları ifşa etmeyi kendine görev kabul etmiş Lukianos‘un "Gerçek Bir Hikâye" kitabının girişindeki sözü ile bitirelim yazımızı. 

"Ne anlatacak doğru düzgün bir hikâyem var ne de şaşırtıcı maceralarım, bu yüzden yalanlarla dolu bir hikâye anlattım. Ama benim yalanım diğerlerinden daha dürüst zira gerçek olmayan şeyleri anlattığım halde en azından bir yalancı olduğumu söyleyerek dürüst davranıyorum."