AVM ve büyük sitelere kütüphane

AVM ve büyük sitelere kütüphane

27 Kasım 2020 Cuma  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci 

“Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AVM’lerde 4’üncü kütüphaneyi de açtı..”. Doğan Hızlan, bu cümleyle başlamış geçen günkü yazısına… Bakan, önemine inanmış olsa gerek ki, yıl sonuna kadar 4 AVM’de daha kütüphane açılmasına yönelik sözler almış. İyi bir girişim…  

20 yıl kadar AVM’lerle ilgili bir dergi yapardım, kurmuş oldukları dernek için: Arasta… Adını da ben koymuştum ve birkaç sayı sonra dernek yönetimi garipleşip para vermemeye başlayınca, bir biçimde alacağımızı alıp, dergiyi bırakmıştık. Bu süreçte kimi bildiklerimi pekiştirmek adına, kimi de yepyeni olan epeyce bilgi edinmiştim. Yerlere döşenen karoların büyük olmasının ne işe yaradığına kadar…  

Beylikdüzü’nde 5 M muhtemelen, kocaman bir AVM kompleksi açılacaktı. O günlerin 29 ekiminde. Muhtemelen iki hafta kadar önce inşaat alanındaydık. Henüz yürüyen merdivenler ve bütün mağazaların beton sıvasının dışında bir şey yoktu. Madem bu kadar hızlısınız demiştim, genel müdüre. Bu bölgede de yüz binler oturuyor. Yapın bir kütüphane çocuklar gelsinler. Hem araştırma yapsınlar, hem de dönerken iki kilo ıspanak ve kendileri için bir spor pabuç alsınlar. Çünkü gençlerin bedavaya, iki adım fazla yürümeye bile gönülleri yok…  Düşündük ama maliyetler falan gibi bir şeyler dedi, müdür bey. Oysa bölge yararlanacaktı ama kendileri de hem sosyal bir iş yapmış olacaklardı hem de gelen gençlerin ağzını havaya dikip, ‘La burayı da nasıl yapmışlar böyle?’ demelerinin ötesine geçeceklerdi… 

Mahmut Genç'in kitap hibeleri… 

Fatih’de büyüdüm ve haftada birkaç kitap okurdum. Amcam Mahmut Genç’in TV’lerin henüz olmadığı gecelerde, hepimize kitap okumasıyla alıştım… Millet Kütüphanesi’nden alırdım kitaplarımı. İmza karşılığı… Fatih’de 1916 yılında büyük bir özveriye bir araya topladığı eserlerle kendisine tahsis edilen Feyzullah Efendi Medresesinde bir kütüphane kurmuş ve bütün ısrarlara rağmen kütüphaneye kendi ismini değil de “Ben bu kitapları Milletim için topladım ve Milletime vakfediyorum“ diyerek kütüphanenin adını “Millet Kütüphanesi “ koymuştur, kurucusu. Ali Emîrî, bilinen en eski Türkçe sözlük olan Dîvânu Lugâti't-Türk'ün tek orijinal nüshasını 1914'te İstanbul'daki bir sahafta tesadüfen buldu. Abbasi halifesine sunulmak üzere Bağdat'ta 1072-1074 yıllarında Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan bu eseri, Divân-ı Lügati't-Türk olduğu bilinmeden İstanbul Sahaflar Çarşısı'nda satılırken fark edip sahaf Burhan'dan 33 liraya satın almıştı. Şirazeleri çözülmüş, formaları dağılmış, sayfaları birbirine karışmıştı kitabın eksik mi, tam mı olduğunun tespitini Kilisli Muallim Rıfat Efendi'ye yaptırdı. Eser ilk kez, 2007 yılında Pera Müzesi'nde sergilendi. 

Aslında bir belediye zabıtası olan amcam Mahmut Genç, evde yer kalmayınca; kitaplarının on bin kadarını AKM’nin arkasındaki Atatürk Kitaplığı’na bağışlamıştı ve adı da V.Koç’un ardından ikinci sırayla altın yaldızlı harflerle falan yazardı. Bakalım ben de 7 bin civarında kitabımla ne yapacağım, henüz bilmiyorum… 

Bakanlığın bu girişimini içtenlikle destekliyorum… Çocuklar ve gençlerin kitaba ve bilgiye ulaşmaları için, bu tür girişimler önemli. Bilgisayar kullanabilecekleri bir yer olmalı bu kitaplıklar; kitaplığa özgü bir de mağazası olmalı; gençlerin tüketim alışkanlıklarını özel olarak üretilmiş hoş ve kalıcı hediyeliklere yönelmesini sağlamalı. Kimi toplantılarla da bizzat çocuklar ve gençler için özel toplantılar, gösterimler ve hatta küçük dinletiler de sunulmalı.

1000 kadar böyle merkez… Bir kuşak sonra, iki kuşak ilerisine geçerdik…