Atın intikamı...

Atın intikamı...

20 Ağustos 2022 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Gökhan Yavuzel

Emekçi bisiklete, çalışma laptopumu ve taşınabilir sandalyeyi; sırt çantama da biraz kahve, su, cüzi miktarda yemek yükleyip sürekli gittiğim parka doğru yol aldığım günlerden sadece birindeyim.

Sakin bir yer buldum, sandalyeme oturdum, sigara refakatinde çalışmaya başladım. Çalışmama yoğunlaşmaya adım attıktan yirmi dakika sonra, sırtımı döndüğüm yaklaşık üç metre yükseklikte bir tepeciğin ardından rahatsız edici uğultulu seslerin geldiğini duydum. Yerimi değiştirmeden önce, dönüp tırmandım oraya, gürültünün geldiği yöne doğru bakmak istedim: 

Zırtapozgillerden oluşan iki kişi, ortalarına veletlerini de sıkıştırmış; cılız, orta boylu, susadığı ve acıktığı beliren kır renkli bir atı hunharca koşturuyorlar. İleride, onları bekleyen bir grup diğer zıpır arkadaşları var.

Çoluk enikleriyle birlikte her birinin elinde biralar, nehri yeni kirletmiş olan yarı çıplak, coşku içinde sıraya girmiş bu güruh, tur sırasının kendilerine gelmesini beklerken aynı zamanda böğürüp tezahürat yapıyor. İşte tipik sarhoş, ahmak, coşku içinde İngiliz bağırış çağırışları. 

Oysa ki hiçbirinin zavallı attan haberi yok, atı sabit bıraksan ayakta duracak mecali kalmamış, kim bilir kaç saattir buranın ateş püsküren acımasız sıcağında, umursama yetileri hiç oluşmamış, vicdan nedir öğrenememiş bu pervasızları sırtlarken, çektiği cefanın bedeninde yarattığı acı kıvranışıyla terler içinde kalmıştı.

Atın ayaklarının terlemiş, seğirdiğini görebiliyorum. Ancak atın üstündeki aymazlar, daha hızlı koşması için dur durak bilmeden pres yapıyorlar. Attan daha hayvan olan sürücü yaratık, atın daha hızlı koşması için kayışla baskıda bulunuyor. Jetle uçuyormuş gibi şebek coşkunluğunu andıran beş veya altı yaşlarındaki çocuk, babasına sarılmış, kahkaha mı atıyor, yardım çığlığında mı bulunuyor henüz ayıramıyorum. Çocuğun arkasındaki paçoz ise yakılmamış sigarasını ağız kenarında sabitlemiş, sol elinde kırbaç niyetiyle savurduğu davulun bızbızı gibi ince bir değneği tutuyor, sağ elini zafer kazanmış bir çılgınlıkla havaya kaldırıp yumruk işareti yapıyor, onları bekleyen b.. çukurundaki yoldaşlarına uzaktan selam vermeyi ihmal etmeyip, avazı çıktıkça cümbüş havliyle anırıyor. 

Heyhat ki at kalabalığa yaklaşırken, birden devrildi ya da büyük olasılıkla kendini yere bıraktı. Atın ceza verme güdüsü en muhteşem noktada ortaya çıkmış olmalı ki, üsttekileri hızla yere fırlattı. Bu kez çocuğun korku içinde ağlamaya başladığından emin oldum. Kadın bir yere, atın işkence görmesindeki başaktör ise arazinin bir yerine savruldu. 

Atın yaklaşmasını bekleyen kalabalık korku içinde bağırdı, çığlıklar attı. Öyle hemen koşup yardım edeyim edasına sahip değil bu insanlar; kimi kamera çekimini halen sürdürüyor, kimi endişe çığlığı duyulmasın diye elleriyle ağızlarını sarsılma işvesiyle kapatıyor, kimi gözlerini eşeğin gözü büyüklüğünde açıyor…

Atın çektiği eziyeti bilmezden veya görmezden gelen bu zırzoplar, bu defa korkudan çılgına döndüler.

Zavallı at ise, diğerlerinin de kendisine eziyet etmek için sıraya girdiğini kestirmiş bir döngüye kapılmış olacak ki, devrildikten sonra hemen kalkıp başka yöne doğru, bu kez daha hızlı koşmaya başladı. Kalabalıklardan biri ata doğru hamle yaptıysa da, at bu kez rotasını başka yöne çevirerek gözden kayboldu… 

Attan sonra, devrilen yaratıklardan birazcık çocuğa endişelendim, ancak bu düşüş çocukta bir travma yaratabilir ihtimalini göz önüne alarak sevindim. Çünkü bazı travmalar insanın gelişimine katkı sunuyor, bütün travmalar kötü değildir. Bu mealiyle, çocuğun içinde travma duygusunu yaşayacağını varsayarak hiç üzülmedim. Aksi halde, bu çocukta insanın kişneyen cinsinden, ana-babası gibi bir yaşam düsturuna, duygularına, yaklaşımına sahip olacaktı muhtemelen.

Atın hissettiği merhamet, empati ve düşünme potansiyeli bu insanlarda yok. Bunlar, köpek dışında başka hayvanların da canlı olduğunu şuur etmezler.

İnsanın, hayvana bilerek ya da bilmeyerek eziyet eden cinsi aynı eziyeti iliklerine kadar hissetmeli, canı yanmalı. Doğaya kendi batık lağımlarını saçanların, çevreye gürültü kirliliğini yaymaktan neşe duyanların ve başkalarının rahatsız olup olmayacağını pirinç tanesi kadar tefekkür etmeyenlerin türü azalmalı ki insanlık, hayvanlık ve doğa nefes alabilsin.

Hayvana en azından hayvan gibi muameleyi çok gören, derdiyle azıcık kederlenmeyen insanın cinsi en aşağılık mahlukun kendisi değil midir? 

Hayvanı umursamayan insanı umursar mı?