Antik sistem modern çağda şifa olabilir mi?

Antik sistem modern çağda şifa olabilir mi?

14 Mart 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Olga Ocaklı

Her birimiz en azından bir kez sağlığımı nasıl korurum, nasıl daha enerjik hissederim ya da her şeye rağmen olaylara nasıl olumlu yaklaşabilirim diye düşünmüşüzdür. Büyük modern kentlerin yoğun temposuna alışan ve doğadan uzaklaşan insanlar için bu sorulara yanıt bulmak kolay olmayacaktır. Büyük kentli yaşam ve beslenme biçiminin, organizmamızın sağlıklı çalışması için gereken enerjiyi sağlamakta maalesef yetersiz kaldığı anlaşılıyor.  

Bu yüzden de modern dünyada farklı zevkler ve bütçeler için tasarlanmış, "sağlıklı yaşam tarzı" başlığı altında hizmet ve ürün pazarlayan koca bir sektör doğmuş durumda. Sağlığı doğal yollardan korumanın mümkün olduğunu anlatan programların son zamanlarda popülerlik kazanması boşuna değil. İşte burası Ayurveda'nın tamamlayıcı bir seçenek olabileceği yerdir. 

Ayurveda, kadim Hint Vedik biliminin bir parçası olarak yaklaşık 3.500 yıl önce yazılmış ve disiplin zinciri geleneğiyle günümüze kadar korunabilmiş bir sağlık felsefesi. Ayurveda terimi yaşam bilgisi anlamına gelir ve özünde insan yaşamıyla ilgili evrensel yasalar ve denge ilkelerini anlatır.  

Eski çağlardan itibaren topluluklar arası ilişkilerin artmasıyla, Ayurveda bilgileri farklı coğrafyalara yayılma şansı buldu. Bugün birçok kültürdeki tıp akımlarında yansımaları görülmekte. 

Ayurveda, insanı yalnız bir organlar grubu olarak değil, içinde bulunduğu toplum, zaman ve mekanla bağıntılı biçimde yaşayan bir alt sistemler bütünü olarak görür. Bütüncül bir sağlık felsefesi olan Ayurveda, hastalıklardan kaçınmak için yaşamsal süreçler arasındaki dengelerin en etkin biçimde nasıl korunabileceğine dair öneriler sunar. Bu öneriler, önleyici ve iyileştirici önlemler olmak üzere 2 başlık altında değerlendirilir.  

Önleyici önlemler banyo yapma, diş, ağız ve dil bakımı yanı sıra mevsimlere göre egzersiz, yemek öğünleri ve uyku düzeni gibi rutinleri kapsar. İyileştirici önlemler, mevcut hastalıkların doğasını anlamayı, ilaçların hazırlanmasını ve kullanımına dair metodoloji, hijyen ve diğer iyileştirme prosedürlerini tanımlar.  

Modern tıbbın bazı alanlarında ama özellikle hastalığın kök nedeninin bulgulanması ve doğal preparatlar hazırlanması konusunda Ayurveda'nın yeteneklerinden yararlanılmakta. Bu yöntemlerin çok yönlü etkiye sahip olduğunu gören hekimler ve diğer sağlık uzmanları, giderek artan ilgiyle Ayurvedik yöntemleri öğrenmeye yönelmekte. Bununla birlikte tıp biliminin alternatifi olamayacağına göre, Ayurveda'yı da bir "alternatif tıp" olarak sınıflandırmak doğru olmaz. 

Sağlık anlatmakla öğretilmez ancak farkındalıkla öğrenilir 

Modern yaşam ritminin koşuşturmacası içinde, hırs ve tutkularımızın peşinde koşarken bazen farkında olmadan sağlığımızı ihmal ederiz. İlk hastalık belirtileri ortaya çıktığında ise sağlığımızla ilgili işlerin yolunda gitmediğini hatırlarız.  

Sağlığı ihmal ettiğini fark edememek, insanı kolayca doğal ritimlerin dışına çıkarır ve bu kez iyileşmek için çok daha fazla enerji ve zaman harcamak zorunda bırakır. Sağlığa gereken özeni göstermediğimizde, hastalıkların kronikleşmesi riski yanında zihinsel sağlık sorunları ile de uğraşacağımızı hesaba katmalıyız. 

Ayurveda, bu tür durumlarda farkındalığı artırmak için ilgi duyan herkese gerekli bilgileri sağlayabilir. Böylece sağlığı, gençliği ve enerji dengesini olabildiğince uzun süre korumaya yardımcı olabilir. Bu özelliğinden dolayı, Ayurveda'ya olan ilgi dünyada artmaya devam ediyor. 

Elementler arasında uyum ve denge başlığı Ayurveda'da önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda şu evrensel ilke benimsenir: Birey, organizmasıyla kurduğu iletişim sayesinde onu dinleyerek ihtiyaçlarını öğrenebilir, böylece gelişim kaydedebileceği ve mutlu olabileceği bir yaşam kurgulayabilir. 

Bu sayede kişi kendisi için doğru olan beslenme, çalışma ve dinlenme biçimini daha kolay kavrayabilir. Fiziksel ve ruhsal bakımdan daha enerjik hissedebilir ve yaşam amacını gerçekleştirmeye yönelik çabalarını daha verimli yönetebilir.

Etiketler:  Olga Ocaklı