Ankara turizmde kabuğunu neden kıramıyor?

Ankara turizmde kabuğunu neden kıramıyor?

13 Mayıs 2021 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Adil Gürkan

2018 yılının bir verisini okudum. İlk sekiz ayda Ankara’ya gelen turist sayısı ile ilgili bir bilgi idi. Bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artmış hem de. 

Peki, kaç turist gelmiş? 

450 bin... 

Aynı dönemde Bulgaristan’ın başkentine kaç turist gelmiş? 

700 bin. 

Aynı dönemde Ukrayna’nın başkenti Kiev’e kaç turist gelmiş? 

1 milyon 400 bin. 

Aynı dönemde Tahran’a kaç turist gitmiş? 

900 bin. 

Aynı dönemde Kahire’ye kaç turist gelmiş? 

1 milyon 300 bin. 

Paris, Londra, Moskova, Madrid, Berlin… 

Bunlara hiç bakmayalım. Aradaki fark moralimizi bozar. 

Ankara’ya gelen turist sayıları çok düşük 

Evet, Ankara’mıza 2018’in ilk sekiz ayında gelen turist sayısı 500 bin bile değil. 

Dünyada, turizmden en az pay alan başkentler listesini araştırın. 

Güzel başkentimiz Ankara ilk sıralarda çıkacak. 

Evet, öyle. 

Ankara dünya turizminden, hak ettiğinin çok altında bir pay alıyor. Bunu hem gelir anlamında ifade ediyorum, hem de tanınmışlık seviyesi açısından. 

Ankara’mızı.. Atamızın yadigarını.. 

Bütün değerleri, doğal, tarihsel, arkeolojik, kültürel zenginlikleri ile masaya yatırsak… 

Dünyanın en güçlü turizm destinasyonlarının arasında olması gerektiğini görürüz. 

İngiltere, Fransa, İspanya, Rusya, Almanya, Hollanda, Tayland, Japonya, İtalya.. 

Bu ülkelerden bahsettiğimizde insanların aklına hemen Londra, Paris, Madrid, Moskova, Berlin, Amsterdam, Bangkok, Tokyo, Roma geliyor. 

Ama Türkiye denildiğinde? 

Ankara, İstanbul, Antalya, Muğla gibi kentlerimizden sonra akla geliyor.. 

Ankara çirkin bir başkent mi? 

Ne münasebet? 

Üniversite yıllarımın o düzenli kenti hâlâ aynı düzeni devam ettiriyor. 

Sakinlik ve sadelik isteyen ruhlara hitap eden bir estetiği var. 

Tarih? 

Dopdolu. 

Arkeoloji? 

Az aşağıda sadece bir örnek vereceğim. İnanılmaz. 

Doğa? 

Anlatılmaz, yaşanır.. 

Kış turizmi? 

Başa güreşir.. 

Bilim, sanat, kültür, spor? 

Avrasya’nın ilk beşine rahatlıkla girer. 

Müze? 

Sayısını araştırdım ve çıkan sonucu görünce hem şaşırdım, hem de utandım.. 

O kadar çok ve ben o kadar azını görebilmişim.. 

E o zaman sorun nerede? 

Çünkü Ankara gücünün farkında değil 

Bu yazımızda, Ankara’nın turizm envanterini değerlendirmeye kalkarsak, koca bir kitap yazmamız gerekir. Zaman yetmez. 

Ben, bu gün, bana göre, Ankara turizminin en güçlü silahı olabilecek, muhteşem bir mirası anlatayım size. Siz de, bu değeri duyduktan sonra “ vay canına” dersiniz. 

Bu silahın adından yola çıktım. İnternette bir araştırma yaptım. 

Okuduklarım karşısında önce şaşırdım.. 

Sonra kendime kızdım.. 

Sonra Ankara turizmi ile ilgili bütün oyunculara kızdım.. 

Sonra utandım… Merak etmeyin, sizin ve genelde Ankara turizmi ile ilgili bütün aktörlerin adına da yeterince utandım. 

Zira benim ve sizin dışımızda, dünyada çok sayıda insan bu değerin farkında. 

Bu muhteşem miras insanlığın ortak bilgi hazinesine çoktan girmiş, kimsenin haberi yok. 

Ey Ankara, Gordion’a sahip çık 

Başkente 93 kilometre mesafede bir yer var. 

Gordion. 

Bu isim ile AVM var. 

Otel var. 

Konut projesi var. 

Ama Gordion üzerinden geliştirilen bir tek turizm projesi yok. 

Gordion’u tanıtacak bir tek tanıtım filmi yok. 

Biraz acı olacak ama korkarım Ankara turizmcileri arasında Gordion’u giden, inceleyen, o meşhur efsaneyi okuyan, değerlendiren kimse yok. 

Gordion tarihsel geçmişinde sayısız hikayeye sahip, ama bunları sahiplenip dünyaya anlatacak kimseler yok. 
 

 

Gordion Müzesini bilir misiniz? 

Evet! Bir müzesi var. 

Çok bakımlı ve çok tanınmış olduğunu söylemek zor. 

Bu yılın başlarında tavanı akıyordu ve görevliler tavandan sızan suya çözüm olarak naylon ile kaplamışlardı. Naylonların köşesinden akan sulardan zemini korumak için kovalar kullanıyordu. Ki bu müzeyi yılda 50 bin kişi ziyaret ediyor. Bu sayının 20 bin kadarı yabancı. 

Sırası gelmişken, 5 bin yıllık mirasın sergilendiği bu müzeyi, milyonlarca yerli ve yabancının ziyaret etmemesinin de bizim ayıbımız olduğunu belirtelim.. 

Bu sayı mümkün müdür? Abartıyor olabilir miyim? 

O zaman bu iddiamızın altını dolduralım. 

Bu müze ile ilgili olarak, içinde Kral Midas, "Gordion Düğümü", Büyük İskender’in olduğu hikayeler oluşturalım. 

Kral Midas ile ilgili iki muhteşem efsane var. Onları çağdaş anlamda yorumlayıp geliştirelim. 

Ama en önemlisi, İskender’in tek bir kılıç darbesi ile çözdüğü "Gordion Düğümü"nden hareket edelim ve yaratacağımız hikayeleri evrensel platformlara yayalım. 

Bu hikayeleri başarılı bir biçimde yazarsak, Dünyaya doğru anlatırsak, Müze ve hemen çevresindeki Yassıhöyük, orta vadede çok yoğun bir ziyaret trafiğine sahne olur. 

Haydi hep birlikte biraz utanalım 

Neden? 

Varan 1… 

"Gordion Düğümü"nü kaç turizmci biliyor? 

Bilmek yetmez. 

"Gordion Düğümü" ile ilgili efsaneyi kaç turizmci biliyor? 

Bu da yetmez.. 

"Gordion Düğümü"nü kim ve nasıl çözmüş, bunu kaç turizmci biliyor? 

Büyük İskender’in Anadolu macerasını kaç turizmci biliyor? 

1659-1695 yılları arasında yaşamış Henry Pursell’in "Gordion Düğümünü Çözmek" başlıklı bir bestesi olduğunu kaç turizmci biliyor? ( https://www.youtube.com/watch?v=CnZaQh9TVIg  )

Bu parçayı dünyanın en güçlü orkestralarının icra ettiğini? 

Bu parçada "Gordion Düğümü Çözüm" temasının işlendiğini? 

Bitmedi.. 

"Gordion Düğümü"nü bilenler parmak kaldırsın 

Önce "Gordon Düğümü" ile ilgili biraz bilgilenelim; 

Kral Gordios, kendisi için çok büyük önem taşıyan bir öküz arabasını, Friglerin Tanrısı olan Sabazios’a adak olarak götürmeyi düşünür. 

Burada ismi geçen Tanrı Sabazios; Yunanlar tarafından Zeus olarak isimlendirilmiştir. 

Arabayı kızılcık dallarından yaptığı bir düğümle tapınağın sütununa bağlayan Kral, ustalıkla attığı bu düğümü çözmenin neredeyse imkânsız olduğunu söylemiştir. 

Rivayete göre, her kim bu düğümü çözmeyi başarırsa o aynı zamanda Asya’nın da hükümdarı olma şansına erişecektir. 

M.Ö. 334 yılında kente girip düğümü çözmek için bir süre uğraşan İskender, en sonunda dayanamaz ve sinirlenerek düğümü kılıcıyla keser. Bunun üzerine halk onu "Asya’nın Efendisi" olarak selamlar. Gordion’dan gücüne güç katarak ayrılan Büyük İskender gerçekten de söylenegeldiği üzere fetihten fethe koşarak seferlerine başarıyla devam eder. 

Batı’da, iş ve siyasette, "Gordion Düğümü" modeli 

Batı dünyasında, modern zamanların çetrefilli sorunlarına kesin ve doğrudan bir çözüm bulmak ile ilgili bir model olduğunu kaçımız biliyoruz? 

Bu modelin adının, sorunlara bulunan kestirme çözümlere, "Gordion Düğümünü Çözmek" adının verildiğinden kaç turizmcinin haberi var? 

Kısa bir tanımlama yapalım; 

"Gordion Düğümü", dünyanın her yanında, insanlar için, çok zor, inatçı ve neredeyse çözümsüz gibi görünen sorunları ifade etmek için kullanılır. Günümüzün iş Dünyasındaki sistem sorunları bu terim ile alakalıdır. 

Batı iş dünyasının fikir ustaları, teorisyenler "Gordion Düğümü" üzerinden yönetim ve sorun çözme modelleri üretiyor. Bu başlık altında seminerler düzenliyor. 

Bizim bundan haberimiz yok. 

Ankara’da, Gordion’a bir geziyi de içine alan bir "İş Dünyası Konferansları" dizisi neden düşünülmesin? Bu konferanslarda, İskender’in sorunlara basit ve keskin çözümler üretme yeteneği neden vurgulanmasın? Neden böyle bir model geliştirilmesin? 

Ankara, "Gordion Düğümü", Büyük İskender, Yassıhöyük, Gordion Müzesi üzerinden farklı bir turizm konsepti geliştirmelidir. 

Bu konsepte, İskender’in Anadolu’ya giriş ve Gordion’a varış rotası da eklenebilir. Örneğin Türkiye ve Dünya’dan iş hayatının profesyonellerine İskender rotası ile bir tur olabilir. 

Düğümün var olduğu kabul edilen noktada, tura katılan profesyoneller için aynı düğümlerden yapılabilir. O düğümü çözme yöntemleri denenir. İş biraz yarışmaya dönüştürülebilir. 

Ankara’nın prestijli kongre salonlarında, uluslararası "Gordion Düğümü" sempozyumları neden olmasın? 

Üniversiteler bu konuda tezler sunmaya davet edilebilir. Böylece, "Gordion Düğümü", akademik dünyada, iş hayatında, sporda ve sanatta Ankara turizmi için muhteşem bir sıçrama tahtasına dönüşür. 

Daha başka neler olabilir? 

Henry Pursell’in "Gordion Düğümü" bestesinden hareketle bir müzikal yazılabilir. Dünyanın sayılı sahnelerinde sergilenebilir. 

"Gordion Düğümü" isimli bir opera eseri olabilir. Eser Gordion’da, tarihsel atmosfer bire bir canlandırılarak sergilenebilir. 

"Gordion Düğümü" temalı heykel, müzik, resim, fotoğraf yarışmaları düzenlenebilir. 

Bu başlık altında sosyal medya hesapları mutlaka açılmalıdır. 

Dünyada zaten bir Gordion markası var. 

Bize düşen o marka ile Ankara Gordion’u örtüştürmek. 

Bakın "Gordion Düğümü"nden nerelere geldik. 

Sadece bir düğüm ve onun çevresindeki tarihsel şahsiyetler ve bir de beste Ankara turizmi için nasıl da bir marketing fırsatına dönüştü. 

Ankara’mızda daha neler var, neler… 

Sırası geldikçe yazacağız. 

Hayatımın en önemli, en özel bölümünün anılarına ev sahipliği yapan bu muhteşem başkent için yapılacak o kadar çok şey var ki…

Etiketler:  Adil Gürkan