Anastasiadis '60’a dönelim' önerisinde ısrarlıymış

Anastasiadis '60’a dönelim' önerisinde ısrarlıymış

8 Eylül 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis, Ağustos ayının son günlerinde, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a, 1960 Anayasası’na dönme çağrısı yaptı. 

Kıbrıs Türk tarafının bu çağrıya resmi bir yanıt verip vermediğini bilmiyoruz doğrusu… Tatar, Türkiye’de gezip-dolaşıp “federal çözüm arayışının öldüğünü” anlatıyor ama Anastasiadis’in çağrısına karşılık ne yapacağını söylemiyor. 

Ne var ki bu öneri, Rum tarafında da ilgi görmedi. İkinci büyük parti durumundaki AKEL, bu önerinin BM çözüm parametrelerine aykırı olduğu ve görüşmeleri başlatmaya engel olacağı gerekçesi ile sert eleştiriler yöneltti. Milliyetçi partiler 1960 Cumhuriyeti’nden zorla attıkları Türklerin geri dönüşünü konuşmayı zaten düşünemezler bile... Anastasiadis’in partisi liberal demokrat DİSİ de net bir tavır belirleyemedi. Geçen hafta toplanan Kıbrıs Rum Ulusal Konseyi’nden sonra yapılan açıklamalara bakılırsa Anastasiadis Ulusal Konsey’den de destek alamadı. 

Tam da öneri gündemden kalktı derken Anastasiadis, önerisinde ısrarlı olduğunu ve bu öneriyi Eylül ayı sonunda New York’ta görüşeceği BM Genel Sekreteri Guterres’e de ileteceğini duyurdu. 

1960’ta neler vardı? 

Anastasiadis, 60 Anayasası’na dönmeyi, Tatar ve arkadaşlarının ellerindeki Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarının iptal edilmesi kararına yapılan itirazlar üzerine gündeme getirmişti. KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu taşımasının “Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kaynaklanan bir hak” olduğunu ileri sürer sürmez, O da önerisini patlatmış oldu ve “Gelin 60 Anayasası’na geri dönelim” dedi. Üstelik, iki tarafın kontrolünde olacak toprak miktarını tartışmaya hazır olduğunu da ekledi ve kaba bir dönüşten daha çok “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin restorasyonundan” söz ettiği izlenimini yarattı. 

1959 Zürih ve Londra Anlaşmaları ile kurulan ve 16 Ağustos 1960 tarihinde yürürlüğe giren uluslararası anlaşma niteliğinde bir anayasaya sahip olan Kıbrıs Cumhuriyeti, aslında “fonksiyonel federatif bir devlet” idi. Kıbrıslı Türklerin pek çok konuda “veto” sayılan hakları vardı. Rumlar, bu anayasanın bir devleti yürütmeye yetmediğini ve veto hakkının “devletin işleyişini engellediğini” ileri sürerek anayasayı değiştirmek istediler. 13 maddelik değişiklik önerilerinin Türk tarafınca reddedilmesi üzerine Türkleri dışlayıcı eylemlere giriştiler. Kıbrıs Cumhuriyeti, Aralık 1963’teki çatışmalarla birlikte yıkılmış oldu. Türkler bu devletten dışlandı ve Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kendilerine göre yeniden yapılandırdı. 

Bütün dünya, bizim “Kıbrıs Rum Yönetimi” dediğimiz idareyi “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanımaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler’de temsil ediliyorlar ve Avrupa Birliği üyesi oldular. 

Kıbrıslı Türkler, bu cumhuriyetin ortaya çıkmasına “egemen eşit bir taraf” olarak katılmışlardı. Kuruluş anlaşmasının altında Kıbrıs Türk Varoluş Mücadelesi’nin lideri Dr. Fazıl Küçük ile Kıbrıslı Rum lider Başpiskopos Makarios’un “eşit imzaları” var.  

Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “siyasi eşit ortağı” idiler. Dış politika, savunma, vergi gibi konularda veto hakları vardı. “Hayır” dedikleri bir yasanın veya kararın geçmesi mümkün değildi. 

Öneri işe yarayacak mı?  

Bu haliyle Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Türklerin federal bir çözüm ile ulaşmaya çalıştıkları hakların çoğunu kendilerine veriyordu aslında.  

Türk tarafının şimdiye kadar üzerinde durduğu çözüm çerçevesine oldukça yakın olmasına karşın “60’a dönme” önerisi, Rum tarafından olduğu gibi Türk tarafından da ilgi görmedi. Tatar cevap bile vermedi. Çözümden yana olan ana muhalefet partisi CTP öneriyi, “Kıbrıslı Türklerin aleyhine ve kabul edilemez” olarak değerlendirdi.  

Geriye, Anastasiadis’in bu öneriyi kullanarak, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının çözüm peşinde koşmak yerine KKTC’yi uluslararası topluma kabul ettirmek için çözümsüzlüğü devam ettirme gayretinde olduğunu kanıtlama çabası kalacak. Ulusal Konsey’den yüz bulmamasına karşın öneriyi Birleşmiş Milletler’e taşıma gayretini başka türlü yorumlamak mümkün değil. Sanırım başarılı da olacak ve Türk tarafı bir kez daha “çözüm istemeyen taraf” olarak muamele görmeye başlayacak. 

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın, “Federal çözüm ölmüştür; dünya KKTC’yi tanımalıdır” diye konuşması, Kıbrıs Türk basınında bile haber olmamaya başladı zaten... Kıbrıslı Türklerin ilgi göstermediği argümanlara uluslararası camianın ilgi göstermesi ve Rum tarafı üzerinde Kıbrıslı Türklerin siyasi haklarını teslime zorlayacak bir baskı oluşturması elbette beklenemez.

Bu ortam içerisinde Kıbrıs sorunu, bir sorun olarak yaşamaya devam edecek!

Fotoğraf: Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının yürürlüğe girişi ile ilgili imza töreni…