Anası gibi danası da olacak!

Anası gibi danası da olacak!

29 Haziran 2021 Salı  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Türkiye Büyük Millet Meclisi ne tartışıyor; bilmiyorum! Türkiye sınırlarını aşıp Kuzey Kıbrıs’a ulaşan önemli bir gündemi olduğunu duyamadım. Tartışmalı ve bizi de ilgiyle izlemeye sevk eden bir yasa tasarısı da hatırlamıyorum. Türk parlamentosu ne işe yarar diye sorsak, ne yanıt verilecek tahmin edemiyorum. 

Kimilerimiz buna, “güçler ayrılığının yok edilmiş hali” diyecektir. Bu ifadenin durumu anlatmaya yeteceğinden de emin değilim doğrusu. Örneğin, polisin Onur Haftası yürüyüşlerinde yaptıklarının normal bir parlamentoyu en az bir ay süreyle meşgul edeceğini, belki de polis ile ilgili kanunların değiştirilmesine neden olacağını düşünüyorum. TBMM, bunlarla ilgilenmedi bile. 

Güçler ayrılığının yok edilmesinden ziyade, “hesap verme sorumluğunun yok olması” gibi bir durumla karşı karşıyayız. Hesap sorma yolları tıkanmıştır ve iktidar bunun rahatlığını yaşamaktadır. Polis, insan hak ve özgürlüklerinin değil, iktidarın “hesap vermeme rahatlığının” bekçiliğine soyunmuştur. Bunun da hesabı sorulamamaktadır... 

KKTC’deki vurdumduymazlık 

Türkiye’den bakınca KKTC’ye imrenmemek elde değil tabii... KKTC polisi, göstericileri zor kullanarak dağıtmıyor. Geçen haftalarda başkent Lefkoşa’nın altını üstüne getiren Hayvancılar Birliği eylemi sırasında polisin trafiği tıkayan araçlar için 20 bin TL kadar para cezası kestiğini okuduğumda bile hayret ettim. Kimse tutuklanmadı ama... 

Bu hoşgörü görünüştedir... Vurdumduymazlık demokrasi olarak nitelenecekse söylenecek sözüm yoktur! KKTC polisi göstericilere Türkiye’deki gibi davranmıyor diye aramızdaki “hesap vermeme” benzerliğini es geçecek değilim. 

KKTC Meclisi, son toplantısını yaparak yaz tatiline başladı. Yapılan eleştirilere yanıt vermeye çalışan Başbakan Saner’in kürsüden yaptığı konuşmanın tek bir cümlesi bile anlaşılır değildi. Naklen yayında anlayamadık ama sonrasında haberlerden okuduğumuz kadarıyla, muhalefetin eleştirilerine karşılık, “Biz elimizi taşın altına koyduk. Siz hükümet olmak istemediniz, biz olduk” mealinde şeyler söyledi. 

Başbakan, bugün muhalefette olan partilerin, hükümet oluşumuna katılmadıkları için hesap sorma haklarının olamayacağını düşünüyor. Hesap vereceği merciin meclisteki muhalefet temsilcileri değil, onlar aracılığı ile KKTC halkı olduğunu anlamazlıktan geliyor. Her türlü eleştiriyi, “Türkiye bizi destekliyor” ifadesi ile karşılamaya çalışıyor. 

KKTC’de demokrasi varsa; işte bu kadar var! 

Hukuksuzluk diz boyu! 

Hesap verme sorumluluğu ortadan kalkınca hukuka da ihtiyaç kalmıyor. KKTC de boğazına kadar hukuksuzluğa gömüldü. 

Eylül ayında cumhurbaşkanı seçilen Tatar’dan boşalan milletvekilliği için Haziran ayında ara seçim yapılması gerekiyordu. Haziran bitti ama seçim yapılmadı! Ne zaman yapılacağı bile belirlenemedi. Bırakın hükümeti, Yüksek Seçim Kurulu bile açıklama yapmaktan kaçınıyor. Anayasa hükmü çiğneniyor; yetkililer seyrediyor. 

KKTC meclisinin bir üyesi iki yıldan fazla bir süredir İstanbul’da yaşıyor. Geri gelmeyi düşünmüyor ama gönderdiği istifa mektupları işleme alınmıyor. Sandalyesi boşalmasın, ara seçim olmasın isteniyor. Buna da “halk iradesine dayanan meclis” diyoruz! 

Salgın önlemleri kapsamında alınan “hayat pahalılığının dondurulması” kararı, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi. Maliye Bakanı, “bu kararı bekliyorduk” diyerek Anayasa’ya aykırı olduğunu bildikleri kararı almaktan çekinmediklerini itiraf etmiş oldu. Buna da “hukukun üstünlüğü” diyoruz! 

Sadece bunlar değil ki... Salgın vesile edilerek Sosyal Sigortalar Yasası’nın çalışanlara sağladığı haklar gasp edildi; işsizlik sigortası tırpanlandı, kapalı iş yerlerinden zorla sigorta primi toplandı. Salgın yasalarla değil, kararnamelerle idare ediliyor. KKTC hukuku, hak gaspının aracı olarak kullanılıyor. 

Yumuşaklık ne işe yarıyor? 

Kıbrıslı Türklerin kendi aralarında konuşabilme meziyetleri veya “utanma yetileri” işte bu kadarına yetiyor: Yaptıklarını itiraf ediyor ama aynı davranışları tekrarlamaktan da kaçınmıyorlar. 

Biliyoruz ki Türkiye’de ne varsa KKTC’de de olacak. Anası gibi bir de danası olacak! Türkiye’de “hesap verilebilirlik” sağlanırsa burada da sağlanacak; hukuk orada çalışabilirse burada da çalışacak!

Karikatür: Mustafa C. Azizoğlu