Amişleri nasıl bilirsiniz?

Amişleri nasıl bilirsiniz?

16 Nisan 2022 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Metin Gülbay

Onları mutlaka bir Amerikan filminde izlemişsinizdir. Benim ilgimi çeken şey özgün giysileri ve at arabaları değil, tümünün beyaz olması idi. Aralarına demek ki hiç başkalarını almamışlardı. İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarkalıları bile ki bu saydıklarım da Protestan halklar. ABD'de Alman asıllıların çok olduğunu biliyordum. Hatta hangi dili kullanalım diye yapılan oylamada İngilizce çok az bir farkla ortak dil olarak benimsenmişti. Hem bu yüzden hem de sarışın, beyaz olmaları Alman asıllı olabileceklerini düşündürttü bana. "Neden İngiliz olabileceklerini düşünmedin" derseniz, yanıtım yok, Nazilerin üstün ırk safsatası demek ki bende bir ön yargıya yol açmış. Aslında hem yanıldım hem de haklı çıktım. Yanıldım, Amişler beyazdı ama kesinlikle ırkçı değillerdi, haklı çıktım evet Avrupa'dan gelenlerin çoğunluğu Alman'dı.

Amişlerle ilgili yazıların hepsinde "ilkel hayat tarzında ısrar eden topluluk", "çağdaş dünyanın kullandığı modern araçları kullanmayı reddediyorlar", "elektrik kullanmıyorlar" falan gibi garip cümleler okudum. Doğal yaşamı kabul etmek neden ilkellik olsun anlayamadım öncelikle. İlkellik tanımı böyle bir şey mi? 1. ve 2. Dünya Savaşı'nda toplam 67 milyon insan öldü, bunları öldürenlerin tümü elektrik kullanıyordu. Amişler askerliği reddediyor, eline silah almayı reddediyor, yani şiddeti reddediyor, öldürmeyi reddediyor. Kim ilkel kim değil artık siz karar verin.

Neyse haydi başlayalım.

"İsimlerini kurucuları Jacop Amman’dan alan Amişlerin kökleri 1525’te Avrupa’da ortaya çıkan Anabaptist harekete kadar uzanır. 1693’e kadar İsviçre Anabaptist hareketinin içindeki Mennonitlerden olan Amişler, bu tarihte liderleri Jacop Ammon’un öncülüğünde kendi gruplarını oluştururlar. Fakat kilisenin reformistlere uyguladığı acımasız politikalar yüzünden 1700’lü yılların başlarından itibaren -o sıralarda kilise tarafından aforoz edilen veya hürriyet arayan çoğu Avrupalının da yaptığı gibi- içinde Mennonitlerin de bulunduğu başka reformist gruplarla birlikte Amerika’ya göç ederler." (*)

"Pek çok kaynağa göre Almanya’dan ABD’ye ilk göç, asıl olarak 1683 yılında başladı. Condord adlı gemiyle Londra üzerinden Kuzey Amerika’ya giden 'Mennonitler' tarikatına mensup 13 Krefeldli aile göç etmekle kalmadı, bugün Pennsylvania ( Pensilvanya) Eyaleti sınırları içinde yer alan bir bölgede 'Germantown' adıyla bir Alman yerleşim yeri de kurdu. 17. yüzyılda Katolikler ile Protestanlar arasında süren kanlı savaşların bitmesi, uzlaşmanın sağlanmasından sonra, bu kez iki büyük mezhebin dışında kalanlar baskı görmeye başladı. Hıristiyanlığın daha fazla mezheplere bölünmemesi temelinde sağlanan uzlaşma en çok bu iki mezhebin dışında kalan “Quaeker”, “Mennonitler”, “Amişler”, “Herrnhuter Kardeşler” ve “Tunker” gibi tarikatları etkiledi. Amerika topraklarında kurulan bu ilk Alman yerleşim yerinin asıl unsurları, “Mennonitler” tarikatının üyeleri oldu. Kentin ilk belediye başkanı da Almanya’dan göç eden hukukçu Franz Daniel Pastorius oldu. Ve pek çok kaynağa göre Amerika topraklarında köleliğe karşı ilk meşale, Germantown’da, Franz Daniel Pastorius, Abraham Isacks op den Graeff ve Gerrit Henderich’in öncülüğünde yakıldı, sonra da diğer kentlere ve bölgelere yayıldı. Başka bir değişle Abraham Lincoln’ün köleliği resmi olarak kaldırmasından 175 yıl önce Germantown’da Alman göçmenlerin desteğiyle başkaldırı hareketi başlamıştı." (**)

Yerleşimleri doğudan batıya doğru oldu

"Göçler 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam eder... Bazıları... batıya doğru hareket ederek 1808’de Ohio, 1839’da Indiana ve 1840’ta Iowa’ya ulaşır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en yoğun Amiş nüfus Ohio’dadır, onu Pensilvanya ve Indiana takip eder... Amişler’i artık Delaware, Florida, Illionis, Iowa, Kansas, Kentucky, Maryland, Michigan, Minnesota, Missouri, New York, Oklohama, Tennessee, Texas ve Wisconsin’de de görmek mümkündür.

Amişler Amerika’ya göç eden Protestan toplulukların içinde en tutucu olanıdır... Amerika’ya göç ettikten sonra, yeni yerleşim yerlerinde tek bir merkeze bağlı olmayan Amişler belli sayıda (yirmi beş-otuz) ailenin katılımıyla kendi kilise bölgelerini/congregations oluşturur. Her bölge mahalli yönetim kadrosu tarafından yönetilir. Yönetimde üyeler arasından seçilen üç-dört erkek ile rahip, vaiz ve rahip yardımcısı bulunur. Bu bölgeler bağımsız olmalarına rağmen sıkıntı ve kaygıları paylaşmak üzere başrahiplikler vasıtasıyla gayri resmi olarak bağlantılıdır. Kilise binaları olmayan Amişler, pazar ayini ve evlenme gibi dinsel törenleri evlerde yapar. Dolayısıyla nüfus arttıkça her bölge kendi içinde yeniden bölünür. Mesela; pazar ayinleri için cemaatten birisinin evinde üç-dört saatliğine toplanırlar. Her Amiş İngilizce bilmesine rağmen kendi aralarındaki iletişim dili Pensilvanya Almancası’dır.

Geniş çiftlik arazileri içindeki tek veya çift katlı evlerinde yaşayan Amişler, geçimlerini çoğunlukla çiftçilik yoluyla sağlarlar. Son zamanlarda aralarında, başta ağaç işleri olmak üzere– mobilya, marangoz gibi-fırın, market gibi küçük işletme açanlara da rastlanır... 

Süratli ve konforlu taşıma araçları yerine at arabası kullanmaları, başlıca geçim kaynakları olan çiftçilikte kullanabilecekleri modern tarım ve ziraat araç-gereçlerini reddetmeleri, yirmi birinci yüzyıl insanının onsuz hayatı düşünemediği elektrik gibi bir icadı evlerine sokmamaları vb. hususlar Amişlerin en çarpıcı özellikleridir... Hastalık ve acil müdahale gerektiren durumlarda doktor veya veteriner aramak, uzak yerlerde yaşayan akrabalarla görüşmek, işletme sahibiyseler acil mal siparişi vermek gibi zorunlu hallerde ankesörlü telefon kullanırlar. Fakat aile bireylerinin ilişkilerini sarsacağı, özellikle kadınların telefon başında gereksiz konuşmalar yaparak vakit harcayacakları ve insanların yüz yüze görüşmelerini engelleyerek sosyal ilişkileri azaltacağı gibi endişelerle evde telefon kullanmazlar.

 

 

Çocuklarını kendi okullarında, kendi cemaatlerinden seçtikleri öğretmenleriyle sekiz derecelik bir eğitime tâbi tutan Amişler, oldukça sade giyimleriyle de dikkat çeker. Bıyıksız ama sakallı olan erkeklerin en önemli aksesuarları geniş kenarlı şapkalarıdır. Evde dikilen pantolon ve gömleklerde düğme yerine kopça kullanılır ve kumaşlar çizgili, kareli, puanlı veya desenli olmaz. Renk hususunda da seçicilik vardır; Siyah, mavi, bordo, mor gibi koyu renklerin hâkim olduğu kadın ve erkek giysilerinin modelleri kendi standartlarına göredir.

Amişlerin hayat tarzını belirleyen ve burada tamamını sayamayacağımız kadar çok olan kurallar ve düzenlemeler Ordnung adıyla bilinir. Ordnung her ne kadar etikle alakalı olsa da aslında kelimenin ima ettiğinden çok daha fazla anlam içerir ve çalışma şartlarından evin mobilyalarına kadar pek çok alanı kapsar...

Evlilik ve vaftiz törenleri

Amiş toplumundaki en önemli iki ritüelden biri vaftiz, diğeri evlilik törenidir. Amiş gençleri hayat arkadaşlarını seçebilir veya bunu aileler de yapabilir. Yani eş seçimi konusunda Ordnung’a uyulması şartıyla özgürlük vardır. Şöyle ki; bir Amiş ancak başka bir Amişle evlenebilir, ama illa da kendi cemaatlerinden olması gerekmez. Bunun yanı sıra ilk kuzenlerin evlilikleri yasaktır, ikinci kuzen evliliklerine hoş bakılmaz, fakat nadiren de olsa böyle evliliklere de rastlanabilir. Evlilik için gerekli olan bir diğer şart vaftizdir. Yetişkin vaftizinin esas olduğu Amişlerde vaftiz olmadan asla evlenilmez...

Evlilik çağına gelen gençlerin birbirlerini görüp tanışmalarına vesile olan en önemli şey pazar gününün akşamı icra edilen ilahi okumalarıdır. Bu okumalar genellikle sabah duasının yapıldığı evde olur. Yardımlaşma toplantıları ve evlilik törenleri de gençlerin karşılaşmasına ve tanışmasına sebep olan diğer olaylardandır. Bu çağ kızlar için on dört-on altı, erkekler için on altı yaş civarında başlar. Evlilik yaşı eskiye oranla yükselmeye başlamıştır. Önceleri yirmili yaşların altında olan ortalama rakam son yıllarda yirminin üstüne çıkmış; kadınlarda yirmi beşe, erkeklerde yirmi yediye kadar yükselmiştir.

Gençler evlenmeye karar verdikten sonra, ailenin de onayıyla, rahibe veya rahip yardımcısına giderek şimdiye kadar zinadan uzak kaldıklarını ve Ordnung ile uygunluk içinde olduklarını söylerler. Gerekli iznin alınması üzerine çiftlerin evlilik sürecinde oldukları kamuya duyurulur. Bu normal süreçtir. Fakat her ne kadar Amişler evlilik öncesi ve evlilik dışı sekse karşı olsalar da gençlerin evlenmeden önce birlikte olması gibi arzu edilmeyen bir durumla karşılaşıldığında olay farklılaşır. Şayet gençler bunu rahibe itiraf etme cesaretini gösterebilirlerse altı hafta ceza alırlar ve günahlarından kurtulurlar. Bu durum, sadece düğünün tarihini değil formatını da değiştirir. Eğer bu şartlarda evlenirlerse gelinin normalde giymesi gereken beyaz önlük ve göğüslüğü giymesine izin verilmez. Düğün daha küçük çaplı olur ve akşam eğlenceleri yapılmaz.

Evlilik dışı ilişkilerde hamilelik, suç işleyen çiftleri evlendirmek için yeterli sebep değildir; fakat çiftler evlenmeye karar verirlerse cezalarını çektikten sonra ve çocuğun doğumundan önce düğün yapılır. Eğer böyle bir durumda evlilik mümkün değilse bebek annede kalır veya bir Amiş çifti tarafından sahiplenilir.

Amiş düğünü

Düğün için gerekli hazırlıklar her iki tarafın ailelerince başlatılır, fakat ağırlık kız tarafındadır. Evlilik töreni dünyevi oluşunun yanı sıra dinsel bir törendir. Birçok yönlerden pazar ayinine benzeyen tören, gelinin ailesinin veya bir yakınlarının evinde gerçekleştirilir. Cemaat açılış ilahisi söylerken çift papaz ve yardımcılarıyla birlikte bir odaya alınıp kendilerine evlilikle ilgili öğütler verilip, ikazlar yapılır, aynı zamanda da cesaretlendirilirler, bu işleme Abroth denir. Yirmi-otuz dakika süren bu işlemden sonra hep birlikte törenin kalan kısmı için cemaate katılırlar. Vaaz, dua ve İncil okunmasının ardından esas tören icra edilir. Tören sırasında çoğu bölgelerde çiftler pazar töreninde giydikleri elbiselerini giyerler. Yalnız damat ilk kez gerçek bir Amiş şapkası takar. Bu, onun artık evli olduğuna işaret eden daha geniş siperli bir şapkadır.

Esas vaaz sırasında rahip çiftlere bir dizi soru sorar. Bunların doğrulanması evlilik yemini yerine geçer. Bunu bir dua ve ardından gençlerin karı-koca ilan edilmesi takip eder. Gelin ve damat birbirlerini öpmezler, onun yerine vaazın kalan kısmı için yerlerine dönerler. Son ilahi ve duaları takiben diğer kilise liderleri tarafından da ilave bir vaaz ve yorum yapılır. Törenin tamamı üç saat kadar sürer. Tören sona erince gelinin başlığı değişir; bekâr kızların kullandığı siyah başlığın yerini evli kadınların kullandığı beyaz başlık alır. Boşanma konusunda Katolikler gibi düşünürler: Evlilikle oluşan birliktelik sadece ölümle bozulabilir, boşanma için hiçbir mazeret kabul etmezler. Dul kalan kadınlar ise genellikle uygun bir zamanda yeniden evlenirler." (*)

Amiş kadınının ev yaşamı

Bir Amiş kadını hayatı boyunca çok çocuk doğurmakla sorumludur. Amiş ailelerde yedi, dokuz çocuk bulunur. Çocuk sayısının on beşe çıktığı aileler bile vardır. Amişler misyonerlik yapmak yerine kendileri çoğalarak toplumlarını büyütmeyi yeğlerler. Amişlerin nüfus artış hızı yılda yüzde 4'tür. Bugün nüfuslarının 300 bin olduğu tahmin ediliyor. ABD'deki bir sayıma ilişkin şu notları buldum. "Sayım projesine başkanlık eden Ohio Eyaleti araştırmacısı Joseph Donnermeyer, 'Amish, Kuzey Amerika'nın en hızlı büyüyen dini gruplarından biri' dedi. 'Nüfuslarını her 21 ila 22 yılda ikiye katlıyorlar, çünkü büyük aileler üretiyorlar ve kızların ve oğulların büyük çoğunluğu, yetişkin (olunca, M.G) vaftiz ediliyor, kendi ailelerini kuruyor ve dini inançlarını ve uygulamalarını sürdürüyorlar..." (***)

Donnermeyer 2050 yılına gelindiğinde, ABD'deki bin yerleşim biriminde bir milyon Amiş’in yaşayabileceğini tahmin ediyor.

 

 

Amiş kadını cefakârdır

Amiş kadınının işi zordur. Yukarıda belirtildi, Amiş kadını evini süpürürken elektrikli süpürge kullanamaz. Elektrikli dikiş makinesi kullanamaz, elektrikle çalışan mutfak araçları kullanamaz, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırını saymıyorum bile. Tüm bu işlerin yapılması bu yüzden tahmin edileceği gibi büyük zaman alır. Bu da Amiş kadınlarının her saniyelerini planlamaları sayesinde olur. "Pazartesi çamaşır, salı ütü günüdür; ekmek cuma, temizlik ise cumartesi yapılır, pazar ise ibadet günüdür."*

Bir sorun çıkacak olursa elbette kadına da danışılır ama son söz babaya aittir. Erkek egemenliği İncil'e dayandırılır, kilisenin başı nasıl İsa ise kadının başı da erkektir. Tabii kadınlar kocalarına bağlı olsa da ondan önce tanrıya bağlıdır, bu noktada da İncil temel alınır.

Amiş kadınlarının bu konudaki görüşleri de ilginçtir. Erkek egemenliğinden yakınacakları sanılan Amiş kadınlarının çoğu kadın ve erkek rollerinin farklı olduğunu düşünür. Bu rollerin birbirine karıştırılmasının niye yapılması gerektiğini anlayamadığını belirten Amiş kadınları olduğu gibi “'Erkeğin, kadının başı olduğu' şeklindeki İncil ifadesinin erkeğin patronluğuna değil spritüel ve ekonomik liderliğine işaret ettiğini söyleyen başka bir Amiş kadını, baş olmanın 'diktatör' olmak anlamına gelmediğine dikkat çekmiştir."*

Ama bazı Amiş kadınları da erkeklerin baş olmak ifadesini yanlış yorumladığını söyler. "Onlara göre bu ifadeyi yanlış anlayanlar hanımlarına hiç saygı duymamakta, doğru anlayanlar ise kraliçe gibi davranmaktadır. Gerçekten de araştırmalar özellikle ailevi meselelerde kadına sıklıkla danışıldığını göstermektedir. Evdeki her konuya hâkimiyetleri ve çocukların duygusal ihtiyaçları konusundaki geniş bilgileri, çoğu kararlarda onlara söz hakkı verir. Amiş kadınları bu durumu 'Amiş ailesinin dışarıdan ataerkil göründüğü, fakat içerden anaerkil olduğu' şeklinde ifade etmişlerdir. Yani çoğu şey hanımların ve annelerin kontrolündedir, ama kontrolsüz bir şekilde…"*

Amiş ürünleri kapış kapış

Amişler ürettikleri ürünlerin maliyetinin üzerine minik bir el emeği koyarlar, fazla kâr etmek inançlarına aykırıdır. Amişlerin saf organik ürünler yetiştirmeleri nedeniyle bu ürünler büyük rağbet görür. Çiftliklerin kenarlarında ya da satış noktalarında piyasaya sürülür bu ürünler. Bunlar bahçe işlerinden sorumlu olan kadınlar tarafından üretilmesi dolayısıyla onların aile bütçesine doğrudan da katkıları olur yani. Ayrıca erkeklerin ürettiği el işi ağaç ürünleri de neredeyse anında kapışılır. Çünkü çok kaliteli ve ucuz ürünlerdir bunlar. Ama erkek herhangi bir nedenle çalışamayacak duruma gelirse o zaman kadının ev dışında da çalışmasına izin verilir. Kadınların kilisede de ikinci plana atıldığı görülür. Bu da İncil'e dayandırılır. Kilise yönetimine giremeyen kadınlar yalnızca kiliseyle ilgili işlerde oy kullanabilir.

Büyükbaba evi

"Amişlerde yaşlı anne babaların bakımı konusunda kız erkek evlat ayrımı yapılmaz. Tüm dünyada yaygın olan ve bu sorumluluğu en büyük, özellikle de erkek evlada yükleyen geleneğin aksine, ebeveynler -ister kız ister erkek olsun-en küçük çocuklarının himayesindedirler. Ebeveynler son çocuklarını evlendirip ondan da torun sahibi olduktan sonra evlerini bunlara bırakıp evin hemen bitişiğinde veya çok yakınında ufacık bir eve taşınır. 'Büyükbaba Evi' denen bu bina, çoğu kez ev yapılırken onunla birlikte inşa edilir. Eşlerden biri öldüğünde veya bakıma muhtaç olduklarında büyük eve alınırlar." (*)

Eğitim ve çalışma yaşamı

Amişler kız erkek çocuk ayrımı yapmaz, eğitimde de bu ayrım yapılmaz. Yukarıda belirtildi, çocuklar devlet okullarında sekizinci sınıfa kadar okur ama eğitmenler de Amişlerdendir. Amiş okulları ABD'de resmen tanınmaz, yani onaylı değillerdir... Bu arada hemen belirteyim ki çok eşlilik Amişlerde yasaktır.

"Evlenmemiş genç kızlar kendi okullarında öğretmen olarak, ev işlerinde hizmetçi veya yardımcı olarak, lokanta veya buna benzer küçük işletmelerde muhasebeci, garson vb. olarak çalışabilir. Amiş kızları erkeklerden daha erken yaşlarda çalışmaya başlar ve bir kız çalıştığı Amiş ailesiyle beraber yaşar, kazancını da ailesine gönderir. Ailesi bunun bir kısmını ihtiyaçları için kendisine gönderir, bir kısmını evin ihtiyaçları için ayırır, bir kısmını da kızları yirmi bir yaşına gelene kadar onun adına biriktirir. Kız çocuklarının nadiren Amiş olmayan ailelerin yanında çalıştıkları da olur. Dışarıda çalışmak büyümenin bir parçası olarak görülür...

Elbiseleri kefenleridir

Vaftizde siyah, düğünde mor veya mavi, ölüm törenlerinde ise beyaz elbise giyilir. Ölümü asla hatırlarından çıkarmayan Amiş kadınları daha hayattayken bu beyaz elbiselerini hazırlar; tabuta beyazlar içinde konurlar. Bir kadına cenazesinde giydirilen önlük ve göğüslük ise genellikle düğün gününde giydikleridir. Dolayısıyla bir genç kız düğün gününde bu beyaz önlük ve göğüslüğü takarken bunların aynı zamanda kefeni de olduğunu bilir.

Kız çocukları da dört yaş gibi erken bir dönemden itibaren büyükleri gibi giyinmeye alıştırılır. Büyüklerinin minyatürü gibi olan bu çocuklar, on dört yaşından evleninceye kadar pazar ayinlerinde siyah kep takarlar, oyun oynarken önlüklerini çıkarabilirler...

Amiş kadınlarının sadeliği sadece elbiselerinde değildir. Onlar yüzük, küpe, kolye gibi takılar kullanmazlar, dini müeyyidelere uygun olarak makyaj yapmazlar, hiç mücevherleri yoktur; hatta evlilik yüzüğü bile." (*)

Osmanlı'ya geldiler söylentisi

Amişlerle ilgili yazacaklarım bu kadar. Ama birtakım söylentiler var, onları da aktarayım bitirmeden. Ancak bu konuda herhangi bir tarihçinin yazdığı (ve Türkçeye çevrilmiş olan) bir belge/bilgi bulamadım. Sözüm ona Amişler Avrupa'da 1500'lü yıllarda dinsel tacizlere uğramaya başlayınca Osmanlı İmparatorluğu'na da gelmişler. İstanbul, İzmir ve Kars'a yerleştirilmişler. Halkla çok iyi geçiniyorlarmış çünkü onları çok sevmiş Osmanlı halkları. Aynen böyle yazıyor bu söylentiyi yayanlar. Ama sonra Kars'takileri Ermeniler ve Kürtler taciz etmeye İstanbul Kadıköy Hasanpaşa'dakileri de Türkler öldürmeye başlamış. Nasıl bir anlatımsa hem çok sevildiğinden hem de öldürülmeye başlanmasından söz ediliyor aynı metinde. Ama dediğim gibi bunların hiçbiri tarihçilerin yazdıkları şeyler değil. Efendim Amişler de bunun üzerine Kanada ve ABD'ye göç etmiş 1. Dünya Savaşı'nda. Çok mantıksız şeyler olduğu için yazıda aktarmadım ama bunları da okudum internette. Yazı bitti, sinirlerinizi böyle asılsız söylentilerle bozmayın, hiç üzülmeyin de, keyifli bir hafta sonu dilerim hepinize. Bu yazıdan haberleri olsa Amişler de size böyle bir dilekte bulunurdu eminim.

(*) Nermin Öztürk, Amiş ailesinde kadının rolü ve bu rolün belirlenmesinde dinin etkisi, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, cilt 10, sayı 3, 2010, ss 57-73.

(**) https://yenihayat.de/2011/01/25/%E2%80%98yeni-dunya%E2%80%99ya-alman-gocu-1/

(***) https://tr.wordssidekick.com/amish-population-booms-in-us-4849

Etiketler:  Metin Gülbay