AKP'nin intiharı ve gazetecilik

"AKP'nin intiharı" ve gazetecilik

15 Ekim 2021 Cuma  |   Mentor

Mentor

Geçen gün Twitter'da gazeteci Cenk Başlamış'la Nevşin Mengü'nün Youtube yayınında küfür etmesi ile ilgili yazıştık. O gazetecinin örnek olması gerektiğini, ben ise küfreden gazetecinin sempatik ve kendini gizlemediği için güvenilir olduğunu, bunun kötü sayılmayacağını söyledim. Sonra konunun üzerinde düşününce anladım ki Başlamış haklı, benim sorunum ise çok uzun süredir gazeteci görmediğim için gerçekten güvenebileceğim bir gazeteci aramaktı. 

Her şeyden önce yazayım ki yazı anlaşılsın, ideolojik bağlılık ve partizanlık bana göre yetersizliktir, her olayı ve her davranışı kendi inandığı fikirler açısından açıklamaya çalışmak da demokratik bir davranış olamaz. Demokrasi sanıldığı gibi tartışma değil, tartışılan konuda uzlaşma gerektiren bir sistemdir ve katı ideolojik, partizan tavırlar demokrasinin düşmanıdır. 

Manipülasyonun da AKP'lisi CHP'lisi olmaz, gazeteci manipülasyon yapmaz, yaparsa gazeteci olmaz bu yüzden muhalif basınla yandaş basın arasında Sözcü ile Yeni Akit arasında zerre fark yoktur. 

Buraya nasıl geldim?

Yalçın Doğan bir yazı yazmış, Mahfi Eğilmez de referans göstermişti. Kısaca faiz düşürerek kur artışlarına neden olmanın hata veya iş bilmezlik olmadığını, bir tür "seçmen rüşveti" olduğunu söylüyordu. Güya döviz tevdiat hesaplarının AKP'ye oy veren yerlerde çok olduğundan yola çıkarak böyle bir yorum yapıyordu. Oysa sadece elindeki veriyi kendi olmasını istediği yönünde manipüle ediyor, her gün bilim bilim diye haklı olarak sitem eden Mahfi Eğilmez de buna politik nedenlerle alet oluyordu. Gerçek tam tersi idi. 

Bir kere faizi sürekli düşürmeye çalışmanın kazançla veya kayıpla ilgisi yok. Faize karşı olma inançla ilgili ki herkes istediğine inanabilir sakıncası yok, sorun olan bunun devlet politikası haline gelmesidir ve eleştirilmesi gereken budur. 

AKP'nin bu tavrı ise tam anlamıyla seçmenine ihanettir ve AKP'li seçmenden CHP'li seçmene fon transferidir ve belki de bu hatası iktidarı kaybetmesine neden olacaktır. 

Faiz enflasyonun nedeni değildir, enflasyonun nedeni arz-talep dengesinin bozulması, kur artışları ile maliyetin artması ve geleceğe dair beklentilerin bozulması nedeniyle insanların paradan mala geçmesi ve kısır döngüye girmenizdir. Çok detaya girmeyeceğim, faiz enflasyonun nedeni değil, kontrol etmek için kullanılan araçlardan biridir. Dolayısıyla iktidarın faiz politikası ekonomik olarak yanlıştır, daha da önemlisi siyaseten intihardır. 

Bilindiği gibi AKP oylarını fakirlerden alır yani parası ve tasarrufu olmayan insanlardan. Büyük olasılıkla AKP seçmeninin % 80'inin hiç tasarrufu yoktur yani dövizi olması da olanaksızdır. BDDK verilerine göre DTH hesaplarının % 80'i İstanbul, Batı Anadolu, Akdeniz ve Ege'de. Bildiğiniz gibi denize yaklaştıkça AKP'nin oyları düşüyor, oysa buralarda DTH hesabı çok. Daha önemlisi İstanbul'da DTH hesaplarının büyük çoğunluğu da Bakırköy, Kadıköy gibi zengin semtlerdedir ve buralar CHP'nin kalesi. 

Bunun gibi bankalar aracılığı ile faizi düşürmek için düşük faizli kredi vermek de siyasi intihardı çünkü o kredileri de parası olan aldı, yoksullar değil. Onun yerine yoksullara devlet tarafından ödenen doğrudan transferler tercih edilmeliydi. Amaç politik rüşvet olsa böyle bir yöntem daha mantıklı olurdu çünkü kime vereceğini tespit edebilirdi. (Doğrudan transferler gelir dağılımı bozuk, fakiri çok ülkelerde kaçınılmaz uygulamalardır ama hiçbir partiden duymazsınız ama aynı insanlar stat yıkmaya kalkar)  

Enflasyonda en çok yoksulu ezer ve gelir dağılımı zenginler lehine bozulur. 

Yani kısacası AKP kendi seçmenine sırtını dönüp siyaseten intihar denebilecek ekonomik politikalar izliyor ama bizim tarafsız gazetecilerimiz buna "siyasi rüşvet" diyor. 

Ya tarafsız olup gazetecilik yapın ya da partinizi seçip siyaset yapın gazeteciliğe ihanet etmeyin.