Ahlak ve ahlaksızlık

Ahlak ve ahlaksızlık

24 Mart 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

“Ahlak konusunda inandığım ilke şudur; bir şeyi yaptıktan sonra kendini iyi hissediyorsan o davranışın ahlakidir; eğer kendini iyi hissetmiyorsan o gayri ahlakidir. “

Ernest Hewingway

Ahlak temel anlamıyla, insanların bir toplum içinde, bireyler arasında uyumlu yaşamaları için kendilerine göre belirledikleri çeşitli duygusal eğilim, düşünce, inanç, töre ve alışkanlıklara denir.  

İnsanların kendi belirledikleri ilkelerin hepsi ahlakın da belirleyici unsurlarıdır. Ahlak ilişkileri düzenleyen, insanlar tarafından oluşturulmuş kurallar, normlar ve değerler sistemidir. Ahlak toplum içinde yaşayan herkese neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyler. Toplum içerisinde kabul edilen benimsenen ve insanın davranışlarını düzenleyen kurallardır. 

Ahlak başlı başına toplumda oto kontrolü sağlayan gelenek, görenekler, değer yargıları ve kurallar sistemini oluşturur. Bu sistem bir bireyin, bir grubun ya da tüm toplumun doğru ve yanlış davranışlarını ahlaki değerlere göre belirler ve yönlendirir. Ahlakın amacı mutluluktur. İnsanın ulaşmak istediği en yüksek iyi de ancak mutluluktur ve bu yol erdemden geçer, erdem de ancak iyi bir ahlakla kazanılır. 

Ahlâk; kişinin duygu, düşünce ve eylem boyutlarıyla bedenimizdeki kan gibi varlığını hissettiğimiz günlük hayatımızda etkin olan insani, vicdani gerçekliğimizdir. Ahlakı insanlar bulmadı; o insanın doğal yapısında, doğasında fıtratında vardır. Bazı filozoflar insandaki manevi değer ve davranışları ahlak diye nitelendirirler. 

Ahlak felsefesi kendi içerisinde ilkeleri, normları ve değer yargılarını inceler. Normatif ahlak kişiden yapılması istenen beklenen davranış ve eylemler ile yapılmaması istenenleri ifade eder. Pozitif ahlak ise olması gereken değil, toplumda mevcut ahlaki kurallar ve değer yargılarına bağlı olmaktır. Burada kişiden çok toplumun ahlak yapısına uyulması gerektiği fikri ortaya çıkmakta. Antik Çağ düşünürlerinin hemen hepsi, örneğin Sokrates, Platon, Aristo, Epikür ve diğerleri “mutlu olmak için insanoğlu ne yapmalı, nasıl yaşamalı” sorusu ile ilgilenmişler.

Onlar ahlaki mutluluğa ruhun iyi durumda olması ve ruh dinginliği ile ulaşabileceğine inanmışlar. Ahlak, haz ve elem, yararlı ve yararsızın temel kriterleridir; buna haz ahlakı (hedonizm) adı da verilmektedir. Sokrates'e göre insanın temel amacı ahlaki bir erdeme ulaşmak olmalıdır. Erdem iyi bir ahlakla, bilgelikle mümkündür. Eflatun’a göre ahlaki davranışların temel gayesi “en yüksek iyi”dir. İnsanlar erdeme; bilgelik, yiğitlik, ölçülülük ve adalet ile ulaşırlar. Pratagoras’a göre insan her şeyin ölçüsüdür. Genel geçerliliğe sahip doğrular yoktur. Ahlaki doğrular ve yanlışlar insandan insana değişir. Sinoplu Diyojen'e göre ise, ahlak ve erdem peşinde koşmak doğru değildir, aptallıktır. Erdem tüm istek ve tutkulardan vazgeçerek yaşamaktır. Mutlu olmak için hiçbir şeye toplumun sözlü ya da yazılı değerlerine, kurallarına aldırış etmeden yaşamalıdır. Konfüçyüs, çalışma ahlakının önemi üzerinde duran düşünürdür. Ona göre çalışma, mutluluğa ve refaha ulaşmanın yoludur. 

Orta Çağda Hristiyan ve İslam dininde mutçuluk (eudaimonist) mutlak ahlak en önemli olgudur. Bazı dinsel ölçüler ve ahlaki normlar öteki dünya mutluluğu için gereklidir. Niccolo Machiavelli’nin ahlak anlayışı, “Amaca ulaşmak için her araç meşrudur” der. Bana göre bu ahlaki ahlaksızlıktır. Francis Bacon’a göre dinsel inançlar ve buyruklar olmadan da ahlaklı olunabilir. Henri Bergson’a göre iki türlü ahlak vardır: Ferdiyetçiliğin yok sayıldığı, bireyin özgürlüğünü dikkate almayan ve zorlama yoluyla ya da gelenek ya da tabuların baskısıyla oluşturulmuş ahlak. Açık ahlak ise bireyin özgürlüğünü ön planda tutan, bireyin varlığının özgürlüğünün her şeyin üzerinde olduğu ahlak anlayışıdır. 

Friedrich Nietszche’nin öğretisi Batı ahlakına karşı bir tavır, bir itirazdır. Antik Grek felsefesinden başlayarak Kant’a kadar, Nietzsche Batı ahlakına tümüyle karşı çıkar. İnsan doğal bir varlıktır. Erdem kadar erdemsizlik de normal karşılanmalıdır. Ahlaki ölçüler ve toplumsal kurallar, normlar koymak saçma ve gereksizdir. Jean Paul Sartre ve varoluşçu filozoflar, insanın kendi özünü kendisi oluşturduğunu düşünerek, insanın eylemlerinin sorumluluğunu yine insana yüklerler. İnsanın özgürlüğe mahkum olduğunu düşünürler. Bu yüzden de her eyleminin ahlaki yükümlülüğü yine insana aittir. Ahlak felsefesi alanında ahlak kurallarına karşı çıkan görüşün adı “amoralizm”dir. Nietzsche şöyle demektedir: "Ahlaki gerçekler diye bir şey yoktur.” 

Ahlak kuralları, belirli bir kişi, grup ya da toplum için geçerli olan değer yargılarıdır. Bir başka ifadeyle, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ya da kötü olduğu kişiden kişiye, gruptan gruba ve nihayet toplumdan topluma ve hatta devletten devlete değişir. 

İnsanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü ahlak olgusuna işaret eder. Ahlak insanın iyi veya kötü huylarının ve özelliklerinin bütünüdür. İnsan bu huy ve özelliklerinin etkisiyle iyi ya da kötü davranışlar gösterebilir. Ahlaklı olmak insanın doğru, güzel ve iyi davranışlarda bulunması; yanlış, çirkin ve kötü, olumsuz davranışlardan uzak durmasıdır.