Adrenalinin dayanılmaz baskısı

Adrenalinin dayanılmaz baskısı

14 Ocak 2021 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

Pandemi koşullarında eve kapanmak zorunda kalan insanlarımız; onları evde kalmanın önemi ve değeri hakkında bilgi sahibi olsalar bile, dışarı çağıran öne önemli etmenlerden biri, ‘adrenalin sporları’ diye tanımlayabileceğimiz alanlarda spor yapıyor olmalıdır… Dağdan, yürüyüşten veya havadan ve sudan sportif etkinliklerini bitirip evlerine dönerler ama çok kısa bir zaman içinde adrenalin salgılanması sonucu; çıkar uzun koşu yaparlar, mümkünse yüzmek isterler.  

Bugün hem dağcı hem de ‘trek’ yapmayı günlük yaşamında birincil önemde tutan iki sporcu dostumuzla konuşacağız. Biri, aynı zamanda Bursa Arama Kurtarma (BAKUT) üyesi ve gezinmediği toprak parçası bırakmayan Necla Türemen ve diğeri de pek çok zirve yapan dostumuz Hasan Hüseyin Karabağ. Her ikisine de aynı soruları yöneltip; korona günlerinde, adrenalin ile nasıl baş ettiklerini öğreneceğiz. Önce Türemen'le başlıyoruz:

- Lütfen kendinizi biraz olsun okurlarımıza tanıtır mısınız? Ne zaman dağların sesine kapıldınız; temel aldığınız sporları yaparken, özgün bir tarih yaratma çabanız da oluyor mu?

-1959 yılında Rize Çayeli’nde doğdum. Kamudan emekli olduktan sonra, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışmaya başladım. 1999’dan bu yana BAKUT üye, 2012 de Koza Kadın Derneği kurucu üyesi ve 2018’de de Kanyon Bursa Derneği kurucu üyesiyim.  “Ne zaman dağların büyüsüne kapıldım?” sorusunun cevabı çocukluğuma kadar uzanıyor sanırım. Çocukluğum Rize Çayeli ve Artvin Şavşat ilçelerinde geçti. Tatillerde köyde olduğumuz için doğa ile iç içe oluyorduk doğal olarak. Çocukken de sürekli aklım çıkılabilecek yüksek tepelerde ve uzak ormanlık alanlardaydı. Çalışma hayatımdan sonra da yıllık izinlerimde genelde deniz tatili yapıyordum ama gittiğim yerlerdeki arkeolojik, tarihi ve doğal güzellikleri de görmeden dönmezdim. 90’lı yıllarda çalışma arkadaşlarımla özel araçlarla Bursa’nın farklı köylerini gezmeye başladık. Kısa doğa yürüyüşleri yapıp köylülerle sohbet ediyorduk.

Dağcılığa 1999 Gölcük depreminden sonra kardeşim Eray’ın da bulunduğu Bursa’daki dağcıların kurduğu Bursa Arama Kurtarma Spor Kulübü ile başladım. BAKUT’la beraber önce doğa yürüyüşlerine başladım. Yürüyüşlere gitmemdeki en büyük etken fotoğrafa olan tutkumdu, şehirden uzakta doğal alanlarda fotoğraf çekmek çok cezbediciydi. 

Yürüyüşlerin birinde Uludağ zirveye çıkınca doğa yürüyüşlerinden farklı bir duygu yaşadım. Marmara bölgesi ve Bursa’nın en yüksek zirvesinde idim. Uludağ zirvenin ardından da diğerleri geldi. Kaçkar, Ağrı, Cilo Reşko, Kızlar Sivrisi, Dedegöl, Artos, Süphan gibi zirvelere çıktım. Gidip de çıkamadığım geri döndüğüm faaliyetler de oldu. Doğa yürüyüşleri ve dağcılıkta hava koşulları ve kendi performansınız bazen yeterli olmayabiliyor, o zamanda geri dönmek gerekiyor.  

Dağlarla tanıştıktan sonra yaşam biçimim, yaşam tarzım tamamen değişti. Dağcılık, benim için, başarma duygusunu en çok hissettiren spordur. Öncesinde aylarca hazırlık yaparsın, sonra zirveler için yola çıkarsın. Saatlerce yürürsün hedefine ulaşmak için, yorulursun, ama zirveye ulaştığın zaman hissettiğin "başardım" duygusu kelimelerle anlatılamaz. 

Zirvelerle tanıştıktan sonra yaşadığım dönüşüm, zorluklarla baş etme konusundaki kazanımlarım ve çok daha fazlası beni dağlara bağladı.  

Benim için dağda olmak, özünde toprağı bile incitmekten korktuğu halde kararlı bir yükselişi isteyen bir yüreğin hikâyesidir. 

Hedefim Türkiye’nin en yüksek dört zirvesine çıkmaktı. Bunlardan Ağrı, Cilo Reşko, Kaçkar zirvelerine çıktım, Süphan zirveye çıkarken bedenim izin vermedi, 3850 metrede kaldım ve arkadaşlarımın zirve yapıp dönmesini bekledim. Benim Süphan Dağı zirvem de 3850 metre oldu. Her çıktığımız zirve ile birlikte gittiğimiz bölgenin doğal ve tarihi yerlerini de gezip, halkıyla sohbetler ettik. 

Doğa yürüyüşleri, yüksek zirveler ve fotoğraf çekmek bana yetiyor, bunların dışında başka spor alanında olma istemim olmadı. 

2020 yılına da büyük umutlarla girmiştik, doğa yürüyüş takvimi, hangi aylarda hangi zirvelere çıkacağımızı ve hangi kültür gezilerini yapacağımızı konuşurken “koronalı” günlerle tanıştık ve hayatımız tümüyle değişti. 

Her pazar yaptığımız doğa yürüyüşlerini yapamaz olmuş, yüksek zirvelere çıkamayacağımızı istemesek de kabullenmiş olarak 2020 Mart ayında evlere kapandık.  

Bütün dünya ile birlikte evlere kapanmışken değil doğa yürüyüşü yapmak sokağa bile çıkamıyorduk. Önceleri “Oh be, evdeyim; bolca kitap okuyup film izlerim.” demiştim ama 1 ayın sonunda hiçbir şey yapamaz duruma gelmiştim bile. Okuduğum kitaptan bir şey anlamıyor, kendimi veremiyor, izlediğim filmlerden sıkılıyor kendimi büyük bir boşlukta hissediyordum. 1 Haziran tarihine kadar sosyal medya ve telefon aracılığı ile aile, arkadaşlarla görüşerek sıkıntımızı atlatmaya çalıştık.1 Haziran’da parklar ve sokak serbest kalınca ben ve arkadaşlarım küçük gruplar halinde özel araçlarla, doğa yürüyüşleri yapmaya başladık.  Başladık ama özel araçlarla gittiğimiz için kısıtlı sayıda arkadaşla yürüyoruz. Önceki gibi kalabalık yürüyüşler yapamıyoruz. Az kişiyle yürümek bir taraftan iyi olsa da kalabalık gruplarla yürümenin özlemini çekiyorum şimdi de.

Otobüs ve uçak kullanmaktan çekindiğimiz için de 2020 zirve planlarımızı bir sonraki yıla erteledik. Aynı şekilde planlarımızda olan 4 tane kültür gezimizin iki tanesini iptal ettik, iki tanesini de 2021’e ertelemek zorunda kaldık. Umarım 2021’de bu gezilere gidebiliriz.

Bu süreçte “gezip görme” sevdamı, arkeolojiye özel merakım sebebiyle görmek istediğim yerlere seyahatler yaparak giderdim. Yaptığım geziler arkadaşlarımın dikkatinden kaçmadı. “Bizi de götür.” Talepleri artınca bu kez yakın dostlarımla gezme eylemlerine devam ettik. Elbette maske-mesafe kuralını ihmal etmeden.

***

İşte coğrafi özelliklerine göre adrenalini en yüksek olan sporlar; 

Rafting:

Yüksek debili akarsularda botun üzerinde yapılan ve adrenalini en yüksek olan spor dallarından bir tanesidir. Rafting ile suya batmada kürek yardımıyla ayakta kalma mücadelesi vardır. Akarsularda belirlenen parkurları tamamlama çalışması ile birlikte rafting sporu da böylece bitirilmiş olmaktadır. Rafting yapmak için en uygun akarsular ise Karadeniz’de bulunmaktadır. Özellikle bahar aylarında Karadeniz bölgesinin Artvin, Bolu, Rize ve Gümüşhane gibi illerinde rafting severler için unutulmaz anlar yaşatılmaktadır. 

Trekking:

Trekking, Karadeniz’in meşhur yaylaları üzerinde yapılmakta ve yüksek rakımı olması nedeniyle gökyüzünden coğrafi bölgeyi yakalama fırsatı bulmayı sağlamaktadır. Bir kuş misali gökyüzünde süzülmeyi andıran ve yapılan bu adrenalin dolu spor, aynı zamanda da bol bol oksijenin depolanmasını sağlamaktadır. Yapılan her bölge için farklı güzellikleri gözlemleme fırsatı sunulmakta ve kalabalık gruplar halinde de gerçekleştirilmektedir. Trekking sporu adrenalin yüksek olmanın yanı sıra kalabalık gruplar halinde olması nedeniyle arkadaşlığı da pekiştirmektedir. 

Dağcılık:

1800 yıllardan bu yanan ülkemizde yapılan ve adrenalini en yüksek olan sporlar arasında belki de en çok tercih edilen sporlardan biri olan dağcılık, belirlenen konumlara göre yapılmaktadır. Ancak dağcılık sporunun yapılabildiği en iyi coğrafi bölgeler denize paralel uzanan dağ toplulukları olan yerlerdir. Bu özelliklere en uygun olan bölgeler eşliğinde dağcılık sporunu yapmak da mümkündür. Dağcılık sporunun en bilinen tırmanma seçenekleri arasında ise Karadeniz ve Gürcistan gelmektedir. 

Kitesurfing: 

Yamaç paraşütü ile sörfün birleşimi olarak bilinen Kitesurfing sporu, rüzgâr ile dalgaların dans etmesi arasında yapılan bir spordur. Mükemmel bir adrenalin sporu olan Kitesurfing, Fethiye, Alaçatı ve Urla gibi tatil bölgelerinde oldukça fazla yapılmaktadır. 

Bungee Jumping: 

Yapılması en ekstrem sporlardan biri olan Bungee Jumpingin kökeni Doğu Avustralya’dan gelmektedir. Her ne kadar Pasifik okyanusunda yaşayan yerli halkın erkekliğe geçiş törenleri sırasında belirlenen kulelerden sarmaşık ipleri ile atlaması şeklinde yapılan Bungee Jumping, ülkemizde de adrenalin severler tarafından oldukça fazla yapılmaktadır. Ancak o dönemden bu döneme kadar gelişen teknolojik imkânlar sayesinde çok daha fazla farklı özellik geliştirilmiştir. Bu yüzden de teknolojik imkanlarla yapılan ekstrem bir spor dalı olarak yerini almaktadır. 

Skydiving: 

Sporcuların sırtlarına bir paraşüt takılarak yaklaşık olarak 10 bin feet yükseklikten atlayarak yapılan Skydiving, adrenalini en yüksek olan sporlardan biridir. Skydiving yaparken sporcuların sırtına takılan paraşüt belirli bir mesafenin ardından açılmaktadır. Adrenalini yüksek olması, tamamıyla bu özelliği ile bilinmektedir. 

Snowboarding:

Adrenalini yüksek olan sporlardan biri olan ekstrem sporu Snowboarding, kış mevsiminde yapılması ile bilinmektedir. Kar üzerinde board yardımıyla sınırsız kayak yapma keyfini yaşatan Snowboarding, en bilinen ekstrem sporlarından bir tanesidir. Kış mevsiminde Rampaları ve manevraları ile karın içinde kaybolarak çeşitli atlayışlar gerçekleştirilmektedir.