AB'nin resmi dilleri ve fobileri

AB'nin resmi dilleri ve fobileri

14 Ocak 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Almanya’da bilmem kaç milyon Türk yaşıyor diye Almanya’nın Türkçeyi resmî dil olarak kabul ve ilan etmesini beklemiyoruz. 

Aynı Almanya Avrupa Birliği (AB) üyesi olduğu içindir ki Almanca AB’nin resmi dillerinden birisi  olmuştur, tıpkı Fransa  üye olduğu için Fransızcanın da AB resmi lisanlarından biri olması gibi. 

AB üyesi devletlerinin her birinin resmi lisanı AB’nin de resmi lisanları arasına giriyor. 

Bir an için varsayalım ki Yunanistan AB üyesi değildir ve fakat  Kıbrıs Cumhuriyeti üyedir bu durumda Elence (Yunanca) AB'de resmî dil olacak mıdır?

Sorması bile ayıp, tabii ki olacaktır.  

Niye mi olacaktır çünkü Elence (Yunanca) Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de resmî dili. 

AB’de lisanlar konusunda her şey olması gerektiği gibi oldu diye görünse de durum hiç de öyle değil.   

Sorması boyun borcu ve cevabı da çok ayıp, yanlış ve hatta ırkçı bir durum var ortada. 

Türkçe niye AB’nin resmi lisanlarından biri değil?

Evet, bu soruyu sormak boyun borcumuzdur ve cevap verememek de AB'nin ayıbı, suçu, ırkçılığıdır. 

"Türkiye AB üyesi değilken Türkçe niye AB de resmi dil olsun ki..." diyen varsa, ki olabilir, AB devletlerindeki ve Türkiye’deki kalabalıklar, Türkçenin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dillerinden biri olduğunu bilmeyebilir ve fakat AB tüzel kişiliği bunu bal gibi biliyordur, eğer bilmiyorsa da hatırlatalım okutalım belki "nato mermer nato kafalarında" kaldıysa az biraz utanma, utanırlar.  

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Madde 3 der ki:

1. Cumhuriyetin resmi dilleri Elence ve Türkçedir.  

2. Teşrii, icrai ve idari muamele ve vesikalar her iki resmi dilde yazılır ve Anayasanın açıkça gerekli kıldığı hallerde Cumhuriyet Resmi Gazetesinde her iki resmi dilde yayınlanmak suretiyle ilan edilir.  

3. Bir Elen'e veya bir Türk'e hitap eden idari veya diğer resmi vesikalar muhatabına göre Elence veya Türkçe yazılır.

Hâl böyleyken, Türkçenin AB resmi dilleri arasında olmamasını en hafif diplomatik tanımı ile talihsizlik, biraz daha az hafif deyimi ile ayıp ve gerçek deyimi ile de ırkçılık (Hristiyan beyaz insanlığın, Hristiyan ve beyaz olmayanlara karşı önleyemediği, önlemeye niyetinin olmadığı hatta kışkırttığı fobisi ve dahi ırkçılığı) olarak da okuyabiliriz. 

Bu Türkçe fobisinin nedenini ve hesabını kimse sormayacak mı?