ABD'de piyasaların 'pusulası şaştı'

ABD'de piyasaların 'pusulası şaştı'

26 Nisan 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Mustafa Kemal Eriç

ABD finans dünyasında pek akla hayale sığması mümkün olmayan bazı gelişmeler yaşanıyor ve bu gelişmeleri izleyen yıllanmış piyasa gözlemcileri bile olup bitenlere anlam vermekte güçlük çekiyor. 

Örneğin şununla başlayalım: ABD’nin dev şirketleri ve yatırım bankaları, kasaları tıklım tıklım Covid desteği amaçlı dolarlarla doluyken bile, neden hâlâ tahvil çıkarıp borçlanmaya çalışırlar? (Sadece nisan ayının başından bu yana Goldman Sachs, Bank of America, JP Morgan ve Morgan Stanley toplam 40 milyar dolarlık tahvil çıkarmışlar. Hem de bunu, sermaye artırımı zorunda kalmamak için müşterilerine mevduatlarını mümkünse azaltmaları için ricada bulundukları bir dönemde yapmışlar. Hâlâ kafanız karışmadı mı?) 

Peki, diyelim faizlerin baskılanmasından ve Fed’in verdiği sözlerden cesaret alıp düşük faizle borçlanmakta sakınca görmüyorlar da, borçlanıp topladıkları nakitle ne yapacaklar? 

Bazı büyük holdinglerin yönetim kurulu üyelerine bakılırsa, amaç olabildiğince hızlı ve yoğun bir biçimde borsadan kendi hisselerini satın almak. Niye? Elbette bilançolarda net varlıkları artmış, borçları azalmış olarak gösterip büyük hissedarları memnun ederek şirket yöneticilerinin ikramiyelerini şişmanlatmak. 

Haydi bunu bir nebze anlayabiliriz de, bu büyük şirketlerin yöneticilerinin ve yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait olan şirket hisselerini görülmemiş bir hız ve oranda elden çıkarmakta oluşlarına ne demeli? 

Örneğin Sentiment Trader adlı bir borsa izleme kuruluşunun derlediği verilere göre, son aylarda büyük şirket yöneticilerinin bireysel hisse senedi satışları akıl almaz bir rakama ulaşmış: Bu kategoride değerlendirilen şirket yöneticileri satın aldıkları her bir yeni hisseye karşı 143 hisseyi elden çıkarmışlar. Bu rakam şimdiye dek görülmemiş bir boşaltma operasyonuna işaret ediyor. İlginç bir veri daha: Aynı rakam 2006 yılında yaşanan benzer bir olayın iki misli büyümüş boyutuna işaret ediyor. 2006’yi izleyen yılda başlayan büyük finans krizinin ABD ve dünyayı nereye sürüklediğini hatırlatmaya gerek var mı? 

Bu veriler, 2007-2008 krizinin en az iki kat büyüklüğünde yeni ve çok daha derin bir bunalımın habercisi sayılabilir mi? Bunu okurun değerlendirmesine bırakalım. 

ABD piyasalarında görülen alışılmışın dışındaki eğilim ve gelişmeler yukarıda yazılanlarla sınırlı değil. Örneğin, menkul varlık kategorilerindeki değerlenme veya değer kaybı süreçleri de artık kafa karıştırıyor. 

Geleneksel olarak bilinen eğilimler şöyleydi: Emtia sınıfı varlıkların yani altın, gümüş, bakır, kereste, şeker, kakao vs. gibi gerçek maddelerin fiyat düzeyi menkul değerlerin fiyat eğilimleriyle ters orantılı olarak hareket eder, biri genel seviye olarak yükselince diğeri düşerdi. Şimdi bu pusula çalışmaz oldu: Aynı günde hem bakır ve altının hem de hisse senedi endekslerinin birlikte düşüp birlikte yükselmesine tanık olunuyor. Bir de resmin içine kripto paraların da girmesiyle daha da karmaşıklaşmış olan tablo, bilinen kalıpları tümüyle dışlar hale geldi. 

Bir ara yatırımcıların “güvenli limanı” olarak görülen altının yerine kripto paralar talep patlaması yasarken, Joe Biden yönetiminin yüksek gelir sahibi kesimlerin vergilerini artırma planlarını açıklaması bir haftadır kriptolara da bir darbe vurdu. 

Kısacası, şu anda hisse senedi, emtia, tahvil borsalarının tamamı serseri mayın gibi başıboş biçimde inip çıkarken sadece döviz borsalarında işini bilenler yüklü miktarda kazanç elde etmeye devam ediyorlar çünkü ABD dolarının istikrarsız günlük hareketlerinin öteki döviz kurları karşısındaki değer kaybı/kazanımı her gün trilyonlarca dolar işlemin yapıldığı piyasalarda birilerini zengin ediyor. 

Piyasa gözlemcileri küresel ölçekte bütün menkul kıymet borsalarının ABD’deki gelişmelerden yönlendiğini ve Kuzey Amerika’da iyice belirginleşmeye başlayan enflasyonist süreçlerin yakında yatırımcı davranışı üzerinde etkili olacağına işaret ederek içinde bulunulan dönemin nakitte kalmak için hiç de uygun olmadığını vurguluyorlar. Bir başka deyişle söyledikleri şu: "Elinizde tasarruf ettiğiniz fonlarınız varsa, enflasyon karşısında erimemesi için yatırıma yönlendirin." Ama hangi yatırım aracına? İşin bütün riski orada ve o noktada yanlış karar pahalı bir puroyu keyifle yakmak ile evdeki kap kaçağı satmak zorunda kalmak arasındaki fark anlamına gelir.

Etiketler:  Ekonomi