21 maddede Türkiye’nin dış ticareti

21 maddede Türkiye’nin dış ticareti

5 Kasım 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

1. İhracatın artırılması konusu, Cumhuriyetin başlangıcından bugüne, yatırım ve ara mallarının ithalini mümkün kılacak dövizin temini ve ihracatın büyümeye olan katkısı anlamında ekonomi politikalarının önemli gündemlerinden biri oldu. 

2. Türkiye ciddi teşvikler verdiği ihracatını yıllar içinde artırdı ama ithalat da hızlı şekilde arttığı için ne cari açık ne de döviz sorunu yapısal anlamda çözülebildi. 

3. 1960’lı yıllarda yüzde 3-4 seviyelerinde olan ihracatın milli gelire oranı tedrici şekilde artarak 2020 itibarıyla yüzde 24’e kadar yükseldi. Bu orandaki en temel sıçrama ise model değişikliğine gidilen 1980’lı yıllarda gerçekleşti. Bununla birlikte Güney Kore, Çin, Japonya gibi ülkeler benzeri yapısal bir ihracat başarısı mümkün olamadı. Bunun nedeni genel olarak üretim, teknoloji ve eğitim politikalarındaki yetersizlikler. 

4. 1960’lı yıllarda yüzde 5-6 seviyelerinde olan ithalatın milli gelire oranı ise 2020 itibarıyla yüzde 31’e kadar yükseldi. Dolayısıyla örneğin 2020 yılında milli gelirin yüzde 7’si kadar dış ticaret açığı söz konusu oldu (50 milyar dolar). 

5. Turizm ve yurt dışı müteahhitlik gelirleri önemli katkı yapsa da Türkiye ekonomisi genelde yüzde 4-5 civarında bir cari açık üretiyor. Bu durum ekonomiyi yabancı sermaye girişlerine bağımlı kılıyor. Doğrudan yatırım ve uzun vadeli sermaye girişleri yeterli olmuyor ve sermaye çıkışlarının hızlandığı dönemler sorunlara yol açıyor. 

6. Türkiye’nin 2020 ihracatının 169, ithalatının ise 219 milyar dolar olduğu dikkate alındığında, dış ticaret açığının en temel belirleyicisi olarak önceki yıllarda olduğu gibi petrol ve doğal gaz ithalatı başta geliyor. TÜİK verilerine göre ithalatta, örneğin 2021 Ocak-Eylül döneminde ara mallarının payı %76,6, sermaye mallarının payı %13,6 ve tüketim mallarının payı %9,6 olarak gerçekleşmiş. 

7. İthalatın yapısındaki bu durum, ihracat ve üretimin ithalata bağımlı olduğuna, ithalatı azaltmanın kolay olmadığına, ayrıca TL’deki önemli değer kayıplarının girdi maliyetlerinin yükselmesi ve enflasyona yol açtığına işaret ediyor. 

8. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 2020 petrol ve doğal gaz raporlarına göre, 2020 yılında 48 milyar metreküp doğal gaz ithalatı gerçekleştirildiği, bu ithalatta Rusya’nın yüzde 33, İran’ın yüzde 11, Azerbaycan’ın yüzde 24, Cezayir’in 11 pay aldığı görülüyor.  

Söz konusu raporlara göre yine 2020 yılında 29,3 milyon ton petrol ithal edildiği, en yüksek payı 11,8 milyon ton ile Irak’ın aldığı, Rusya’nın 3,2 milyon ton ile ikinci sırada geldiği anlaşılıyor. Bu rakamların pandemi sebebiyle önceki yıllara kıyasla bir miktar düşük olduğunu da not etmek gerekiyor. 

9. Türkiye’nin ihracatında ilk sıraları Almanya, İngiltere, ABD, Irak, İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda, İsrail, Rusya, Romanya ve Belçika alıyor. 2020 yılında sayılan ülkelerin toplam ihracat içindeki payı ise yüzde 53 seviyesinde. 

10. İhracatın yapısına bakıldığında genel olarak yüzde 60’ya yakın bölümü yatırım malı ve ara malları, yüzde 40’lık bölümü ise tüketim malları oluşturuyor.  

TÜİK verilerine göre 2021 Ocak-Eylül döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı %94,6 olmuş. Ocak-Eylül döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı ise %3 olarak gerçekleşmiş. 

11. 2020 yılında en çok ihracat gerçekleştiren sektörlere bakıldığında, 25 milyar dolarla otomotiv sektörü ilk sırada geliyor. Onu 18 milyar dolarla kimyevi maddeler, 17 milyar dolarla hazır giyim sektörü izliyor. Yine makinalar ve elektrikli aletler, demir-çelik, plastikler, kıymetli metaller ve taşlar ile meyveler önemli ihraç kalemleri arasında yer alıyor. 

12. Türkiye’nin ithalatında ise ilk sıraları Çin, Almanya, Rusya, ABD, İtalya ve Irak gibi ülkeler alıyor. Bu sayılan ülkelerin 2020 ithalatındaki payı yüzde 42 seviyesinde. 

13. 2020 yılı ithalatının dağılımına bakıldığında, mineral yakıt ve yağların 28,9 milyar dolar ile ilk sırayı aldığı görülüyor. Altın başta olmak üzere kıymetli metal ve taşlar 26,6 milyar dolar, makinalar ve mekanik cihazlar 25,2 milyar dolar, elektrikli makine ve aletler ile bunların aksamları 17,1 milyar dolar, araçlar, otomobiller ve bunların aksesuarları 15,2 milyar dolar, demir-çelik 15 milyar dolar, plastikler 11,7 milyar dolar, organik kimyasallar 5,8 milyar dolar, eczacılık ürünleri 4,9 milyar dolar, optik ürünler 4,7 milyar dolar, alüminyum 3,4 milyar dolar, bakır 3,2 milyar dolar, tahıllar 3,2 milyar dolar, pamuk 2,5 milyar dolar ile en çok ithal edilen diğer kalemler. 

14.  Söz konusu veriler dikkate alındığında ihracatın artırılması ve ithalatın azaltılmasına dönük çabalar değer taşıyor elbette. Bu anlamda Türkiye’de yerli otomobil, uçak, savunma sanayi ürünleri, eczacılık ve diğer ürünlerin üretilmesine dönük faaliyetler önemli. Ancak doğru üretim politikaları, teknoloji ve teşvik politikaları, istikrarlı para ve kur politikaları uygulamadan başarı sağlamak güç. Ayrıca 60 yıl önce uçak ve otomobil üretme yeteneği geliştiren bir ülkenin neden bunu henüz başaramadığı sorusunu hep akılda tutmak gerekiyor. 

15. Türkiye’deki teşvik sisteminin, kurumlar ve mevzuat anlamında ciddi bir sadeleşme ve konsolidasyona tabi tutulması gerekiyor kanımca. 

16. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı %3 olarak gözükse de Kore, Çin, Tayvan, Singapur ve bazı Avrupa ülkelerine göre bu oran halen çok düşük. Bu nedenle ciddi bir teknoloji ve üniversite politikasına ihtiyaç var. Herkese nitelikli kamu eğitimi de bu açıdan hayati önemde. 

17. Türkiye’de her geçen gün artan ihracatçı sayısı başarı olarak gösterilse de Kore örneğinde olduğu gibi büyük ölçekli, marka üreten ve özel olarak desteklenen firmalara ihtiyaç var kanımca. Bu tür firmalara sınırsız krediye erişim ve istikrarlı girdi temini gerekiyor. 

18. Türkiye, var olan enerji açmazına çözüm olarak dünyadaki konjonktüre de paralel olarak yenilenebilir enerjiye çok daha fazla yatırım yapmak durumunda. 

19. Pandemi sürecinde önemi daha iyi anlaşılan kritik bazı girdilerde yurt dışına olan bağımlılığın azaltılmasına dönük politikaların hayata geçirilmesi önem taşıyor. 

20. Bazı ülkelerde lojistik merkez kurulmasına dönük faaliyetlerin hızlandırılması ve etkin bir işlevi yerine getirecek şekilde hazırlanması gerekiyor. Bu merkezlerin elektronik ticaret ve ülke özelliklerine göre yapılandırılması da önem taşıyor. 

21. Türkiye’nin uyguladığı dış politikanın ihracat performansı ile olan ilişkisini hep akılda tutmak, akılcı, barışçı ve tutarlı politikalar izlemek bir zorunluluk.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın