12 Eylül, 'varoş burjuvazisi' ve futbol

12 Eylül, 'varoş burjuvazisi' ve futbol

16 Şubat 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

Konu aslında futbol değil, nasıl bu kadar ilkesiz ve bayağılaşıp kötülüğü içselleştirebiliyor olmamız meselesi...

Cevabı çok zor değil, daha önce de yazmıştım ama balık hafızalı bir toplum olduğumuz için hatırlamakta fayda var. Biliyorum bu yazıda yazanlar çoğu insan için anlam ifade etmeyecek, "Hadi be!" deyip kötülüğe devam edecekler, fıtratları bu, böyle planlandılar, böyle yaşıyorlar. 

En büyük nedenlerden biri, köyden kente örneği olmamış bir hızla göçmemizin yarattığı toplumsal muhalefet ve sonucunda bunu yok etmek için yapılan 12 Eylül darbesi. O darbe planlı bir şekilde insanları apolitize etmiş, kimi dindar, kimi Batılı olmuş ama en temel değişim kişisel çıkarını her şeyin üstünde tutan bir toplum yaratılması olmuş. Bu bireysel rekabet yükselirken yasalar ve eğitim düştüğü için fırsatçı, kaostan beslenen, yalandan ve hileden utanmayan "varoş burjuvazisi" oluşmuş. 

Hepimizin bildiği gibi öyle veya böyle demokrasiyi ve insan hakları temelli toplumu kuran burjuvazidir ama tam da gelişme döneminde burjuvazinin böyle yozlaşması toplumun gelişmesine engel olmuş, düşünmeyen ama takip eden, bütün yaşamını kazanmak üzerine kuran, bunun için "Her yol mübahtır" diye düşünen bir topluma dönüşmüşüz. 

Futbol da bunun dışında değildir, mesela ben taraflı maç yöneten bir hakemin üzüldüğünü sanmıyorum, tam tersine "Nasıl hadlerini bildirdim" diye düşünüyordur. 

Veya sistematik olarak taraflı ve yalan yazan gazetecinin mutlu olduğunu düşünüyorum. Büyük olasılık gazeteciliği kullanıp kişisel hesapları görmekten rahatsız olmak yerine "Günlerini nasıl gösterdim" diye gururlanıyordur. 

Veya haksız penaltı alan futbolcu, "Nasıl yedirdim abi" diyordur. 

Bu kadar da değil, ilkesi kazanmak ve diğerlerini yok saymak olan adamın rakip taraftardan nefret etmesi ve yok etmeyi arzu etmesi de çok sıra dışı bir durum değil. 

Yani sorun sistemden çok toplumun yozlaşmış olması, elbette bu yozlaşma "varoş burjuvazisi ve "varoş medyası" ile birleşince bunun istismar edilerek nefretin tırmandırılması ve eninde sonunda futbol kaynaklı bir toplumsal karışıklığın çıkması kaçınılmaz. Ama kimin umurunda? Kimi oy için, kimi de para için görmezden geliyor bu sistemi. İktidar da muhalefet de bu konuda popülist, en ufak rahatsızlıkları yok, öylece pisliğe bakıyorlar. 

İşte burada Fenerbahçe devreye giriyor, 7 yıldır şampiyon olamayan Fenerbahçe'nin bu kirli sistemin çok iyi bir oyuncusu olmadığı ve tüm sistemin de Fenerbahçe'ye düşman olduğu artık su götürmez bir gerçek. 

Bozulmanın başladığı 12 Eylül 1980 tarihine kadar Fenerbahçe'nin 17, Galatasaray'ın 6, Beşiktaş'ın ise 7 şampiyonluğu var. (parmakla hesapladım 1 eksik 1 fazla olabilir ama genel tablo böyle) Çok ilginç değil mi o tarihten sonra Fenerbahçe sendelemeye başlıyor çünkü Fenerbahçe, Cumhuriyet'in yarattığı ileriye dönük insan tipini temsil ediyor. Sonrasında ise toplum geri gitmeye başlıyor. 

Şu an Fenerbahçe'nin başına gelenler ne ise toplumun başına da aynısı geliyor. Aslında insanlar da bu 1980 tarihli toplum mühendisliğinden mağdur ancak "bilgi toplumu" bunu değiştiriyor. Eskisi gibi kalmanın tek yolu insanların sorgulamadan yaşamasını sağlamak, oysa teknoloji buna izin vermiyor. 

Yani hep yazdığım gibi bu bir şampiyonluk mücadelesi değil, bir toplumun geçmişiyle yeniden buluşması ve o geçmişi çürüten gelişmelerle hesaplaşmasıdır.  

İşte bu yüzden Fenerbahçe sadece bir futbol takımı değil, bu ülkenin geleceği, aydınlık yüzüdür...

Etiketler:  Futbol